Bursa Hakimiyet

Babadan oğula mektup (2)

Bak oğlum;
Sen bu kafayla, pardon santrforlarla gidersen askere, asla alamazsın tezkere.
Divan yazıyor ya, "Babadan oğula" diye.
Ben de birden mektup havasına kaptırdım kendimi. Ancak Bursaspor'da bu santrfor işi bir rezalet haline geldi.
Mektupla, faksla olacak gibi değil.
Tamamen savunmada kalan Orduspor'a vurmak için önce Pinto, sonra yanına Turgay, sonra da Bangura kondu ama hepsi de gecekondu.
Komedi dans üçlüsü.
Bu üçlü yan yana konsa, kaleci Fevzi bıraksa, hakem Barış Şimşek de faullere gözlerini kapatsa, yine de gol atamazdı dün akşam.
Bu kadar etkisiz adamları bir araya getirmek için 10 seminer, 20 seçme, 30 araştırma yapsan yine de başaramazsın.
Bunlar bırakın gol atmayı, girilen pozisyonları bile bozuyor. Bursaspor can havliyle bastırıp gol için çırpınırken Bangura kafa vurmak yerine topa değil rakibe vuruyor, durup dururken sarı kart görüyor. Turgay göz göre göre faul yapıyor. Pinto tam çakacağı yerde kalabalık arasına çıkarıyor topu.
Yani anlayacağınız, tam kaleye sokulurken bizim forvet akrep gibi kendi kendini sokuyor.
Sadece forvet mi?
Orta saha da ayrı bir dert. Pozisyon üretme diye bir kelime yazmıyor onların kitabında. Ara sıra Batalla iş yapacak, N'Diaye, Adem ve Ozan İpek'i sırtlayacak. Var mı böyle bir beleşçilik?
Yani anlayacağınız Bursaspor sahasında oyun da kuramıyor. Onun için hep yan pas, geri pas ile bizi uyutuyor.
Galibiyet yok ama bu defa seyirci çok. Anlaşılan kadın, çoluk, çocuk tribünleri doldurunca, erkekler de hırs yapmış.