Bursa Hakimiyet

Başkanımızın son vasiyeti

Gerçekten hayatının sonuna geldiğini ve öleceğini biliyordu Başkanımız.
Bile bile yaptı bunu.
Çeşitli ve ağır sağlık sorunlarına rağmen, tedavi ve dinlenmek yerine üstüne üstüne gitti heyecanın, yorgunluğun, stresin, kavganın.
Kalp,şeker ve tansiyonun bir noktaya kadar dayanabileceği olaylardı bunlar. Buna rağmen hız kesmedi. Yani, frene de basmadı. Resmen “İnceldiği yerden kopsun” diyordu.
Hatta hatta, 15 gün evvelki konuşmamızda, “Bak Tunçakın” dedi ve devam etti:
“Bu benim sana vasiyetimdir. Sen kimseden korkmadan yazıyorsun. Ben öldükten sonra mutlaka yaz ve de ki, arkadaş bu adama öyle dendi, böyle dendi, hep önü kesilmek istendi ama bu Bursaspor’a da çok hizmetler verdi. Kimsenin yapamadıklarını yaptı. Siyasi kanat bile onun önünü kesmek istedi ama o yine Bursaspor’un başını dik tuttu. Takımı bırakmadı. Yine de başarıdan başarıya koştu. Rahmetlinin hiç olmazsa hakkını verelim de. Yaz arkadaş yaz, bunları mutlaka yaz”
Ben de hem şaşkınlık hem de üzüntü ile,”Başkanım nerden çıkarıyorsun bunları. Allah uzun ömür versin. Belki ben senden önce öleceğim” cevabını verdim.
Güldü ve çok kısa bir karşılık verdi:
“Yok, yok”
Onun için yolun sonuna geldiğini hissetmişti Başkanımız.
Onun için yoğun mesaiye devam ediyordu. “Bir an önce bu iş bitsin” der gibi ve sonunda veda etti hayata, çok sevdiği Bursaspor’a.
İşte sayın Başkanım.
Aynen istediğin gibi yazdım.
Toprağın bol, cennet mekanın olsun.
Özlüce’de ve kalplerde o gülen yüzün hiç solma-yacak.