Bursa Hakimiyet

Beyoğlu’nun ara sokakları sanki

“İliğini kemiğini tüketmiş”derler ya.
Karşısında, tüm enerjisini İtalya’da bitirmiş bir Trabzonspor bulan Bursaspor, rahatlıkla kazanabileceği bir maçta kendini 1 puana mahkum etti.
Daha doğrusu fırsat tepti.
Rakibin tamamen oyundan düştüğü anlarda, etkili bindirmeler yapamayan, dolayısıyla farkı açamayan Bursaspor önde olmanın şaşkınlığı içindeydi.
Bu şaşkınlık da son dakikalarda gol getirdi.
Bursaspor eksik tamam ama, oynayanların 8 günlük zindelik ile Trabzonspor’dan daha avantajlı hale geçmesi, bilhassa Ferhat ve Murat ile kanatları daha iyi kullanıp Sestak ve Belluschi’yi topla buluşturması gerekirdi, ama olmadı.
Ferhat top ezme yarışına girdi sanki.
Daum, bu kadar aksayan kanat olayına seyirci kalmamalıydı.
Şener’in 2.golde, sağdan gidip kale önüne kestiği topun Trabzonspor savunmasını ve kaleci Onur’u ne kadar çaresiz bıraktığı, Sestak’a “Boş kaleye bunu da atamazsan el insaf” dedirttiği ortada. Onun için yorgun Trabzon’u kanatlardan çökertememenin ürünüdür kaçan galibiyet.
İlk yarı ve ikinci yarı sonlarında yenik durumdaki Trabzonspor’un can havli ile gelen akınlarında Serdar Aziz, Civelli ve Şamil’in önce Olcan’ı, sonra Emre’yi “Bakalım nasıl gol atacak?” diye seyretmeleri de rakibe durup dururken hayat verdi.
Halis Özkahya’yı da unutmamak lazım.
Kendisine sarı kart gösterdi diye aniden dayılanan ve Özkahya’ya resmen göğüs ile dalan Bamba’nın atılması lazımdı. Orası futbol sahası, Beyoğlu’nun ara sokakları değil. İlk yarıda bu kırmızı kart gelseydi oyun çok daha değişik hale gelirdi.