Bursa Hakimiyet

Bu coşku damardan işlemiştir mutlaka

Rakip takım seyircisinin olmayacağı bir Beşiktaş-Bursa maçı daha.
Gerçeklerin, laf edebiyatından daha önde gitmesi gereken günlerden biri daha.
En hayırlı karar budur.
Devam.

Bursaspor taraftarı, dünkü uğurlamadaki coşkusu ile zaten bu geceyi yaşamaya, futbolculara da yaşatmaya çalıştı. Ne yapalım, birkaç sene daha böyle idare edeceğiz. Hep diyoruz ya, can ve kan her şeyden daha önemlidir.

Bu büyük coşku da yeşil-beyazlılara en az maçtaki kadar damardan işlemiştir mutlaka.

AYDINLAR PES EDİYOR GALİBA

TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, kurnazlık yapayım derken iyice ayakları dolandı. Gereksiz olağanüstü genel kurul kararı, Kulüpler Birliği ile fazla içli dışlı olması onun istifasını hızlandıracak gibi gözüküyor.

Dik durup, kendi kararlarını gerektiği şekilde kendi alamadığı için onun bunun itip kaktığı merci haline geldi. İşte bunlardan biri de önceki gece Ankara'da yapılan toplantı.
Bursaspor'un katılmadığı Kulüpler Birliği-TFF görüş alışverişinde, F.Bahçeli yönetici Nihat Özdemir, karşı çıkılmasına rağmen Aziz Yıldırım'ın mektubunu okuyunca, Mehmet Ali Aydınlar ve ekibi kızıp salonu terk etmiş. "Böyle suçlamalarla karşı karşıya kalmak kırıcı. Ben artık yokum" diyerek de istifa sinyalleri vermiş.

Şimdi gözler, yarın yapılacak TFF Yönetim Kurulu toplantısında. Bakalım, Aydınlar'ın son sözü ne olacak.

BİZ NİYE YAPAMADIK?


Şampiyonlar Ligi öncesi öneride bulunmuş, Atatürk Stadı Kapalı'nın yeni yüzüne şampiyonluk resminin konmasını istemiştim. Gelen gidene onur belgesi olsun diye. Önceleri niyetine girildi ama sonra vazgeçildi. Manchester United dahil tüm büyük takımların stat girişlerinde bu tip büyük resimler var. Şimdi ben bir kez daha öneriyorum.
Şampiyonluk ve Manchester United maçı resimleri cam boyunca çekilirse, bu sıralar biraz kaçmış olan havamızı canlandırmış olmaz mıyız?
Dosta düşmana, gelen gidene karşı.
Nasıl olsa Bursaspor, gelecek sezon da Atatürk Stadı'nda oynayacak.
Bu arada "Stat" deyince, aklıma İzmir geldi. Türkiye'nin 3.büyük şehri, aylardır futbolda ve stat konusunda büyük eziklik ve yakınma içinde. Herkes "Biz neden bu kadar geri kaldık?" sorusu ile siyasi ve spor yöneticilerini sorguluyor.
Verdikleri ilk örnek de Bursa. Egeli gazete ve yetkililer hem serzeniş hem de özenti ile bakıyorlar buraya;
"Bursa, futbol ve stat olarak bizi çok geride bıraktı"
Başta Olimpiyat olmak üzere 4 önemli stat var ama, iş gören bir tane bile yok. Futbol takımları da aynı durumda. Hele,"İzmir'de stat yok" diye Slovakya Milli Maçı'nın Bursa'ya verilmesi onları daha da üzüntü ve karamsarlığa itti.
Bursa'da biz zaman zaman kızıyoruz ama, gerek spor gerekse siyasi yöneticilerimizi bu konuda takdir etmek gerek. Bardağın hep boş tarafına bakmamak lazım.

CENNETTE ÇİFT SANTRFOR


Futbolda bir koca çınar daha devrildi. Lefter'i de kaybettik. Bir başka koca çınar da Metin Oktay olduğu için sporseverler arasında bu olay,"Cennette çift santrfor" olarak değerlendirildi.
Gerçekten çok güzel ve tarihi bir söz.

Bizim kuşağın, küçüklük yıllarına denk gelen Lefter'i çoğunlukla radyodan takip etme fırsatı bulmuştuk. Bugünkü görüntü ve gürültü karmaşası yerine, lambalı radyoların duru ve huzur veren anlatımları ile buluşurduk Lefter ve Metin Oktay ile.
Tabii, gözlerle değil kulaklarla.

Rum asıllı bir Türk vatandaşı olan Lefter, Atina'da Yunanistan'a gol attığında formasındaki ay-yıldızı öpecek kadar milliyetçiydi ve gerçekten içimizden biriydi. Onun için sadece Fenerbahçe değil, her takımın her taraftarın kalbindeydi futbolun ordinaryüsü. Bugün 6 ayda bir takım değiştirip, her defasında forma öpenlere de ders olacak bir isim Lefter.
O dönemlerde gülle gibi topun yarısının çamur içine saplanmasına rağmen "Ver Lefter'e, yaz deftere" sözünü her defasında doğru çıkarmak, yürek ve güç ister. İşte, bugün pırıl pırıl zemin ve toplarla doğru dürüst şut bile atamayanlara da ders olacak bir isim Lefter.
Allah rahmet eylesin.