Bursa Hakimiyet

Dozajı iyi ayarlamak

"Kendimiz ettik, kendimiz bulduk" diyorduk ki son dakika golü yetişti imdada.
Her şeyin dozajı fazla kaçtı mı, zarardır.
Aslında maçın özeti bu.
Pinto'nun ilk dakikalardaki golünün ardından, tribünler Ankaragücü'ne sarılırken Bursaspor'u unutması, takımı bir anda bozdu, kimse topu kullanamaz hale geldi. Timsah açıkça oyundan düştü de diyebiliriz. Ankaragücü ise cesaret ve direnç buldu. İshak Doğan'ın bomboş vurduğu kafa ile gelen beraberlikten sonra Kaan Kanak ve yine İshak Doğan'ın boş pozisyonlarında durumun 3-1 olması işten bile değildi.
Yani, ondan sonra ilk 8 için ayıkla pirincin taşını.
İkinci yarı tribünler biraz takımını hatırlamaya başladı ama, Bursaspor'un kaynama noktası 100 dereceden 200'e çıkmıştı artık.
Bir türlü toparlanamadığı gibi devamlı top kaybı, en isabetli şut atan Vederson'un bile spor salonunun sıvalarını dökmeye yeltenmesi, bu defa soğukta terletmeye başladı herkesi.
Ankaragücü'nün de gayet doğal olarak, "Yedik içtik, el üstü tutulduk ama kendi kalemize gol atacak halimiz de yok" demesi normaldi ve futbol da zaten bunu gerektiriyordu.
Ta ki son dakikaya kadar. Yan topta kendini arka direkte unutturan Pinto olmasa bence gittiydi ilk 8.
Hele, Bangura'nın oyuna girmesi, iyice ümitsizliğe itmişti bizi.
Birisi, oyuna girerken ona durumun 1-1 olduğunu söylemeyi unutmuştu galiba. Çünkü, Bangura zamandan çalar gibi durup dururken sarı kart gördü de.