Bursa Hakimiyet

İşte kaçışların ortak nedenleri

Ciçek Abbas filmindeki Ford minibüsün takoz üstünde duran halini hatırlayın.
Motoru sökülmüş, tekerlekleri alınmış.
Sonunda Bursaspor da aynı görüntüye geldi.
Ancak takoza oturma nedenleri ayrı ayrı. Filmde İlyas Salman, minibüsün senetlerini tıkır tıkır ödüyordu. Hatta vadesinden bile önce.
Bursaspor'da ise işler farklı.
Sorun da ödeyememe.
Onun için takımın asları, bu güvensizlik ortamında kalmak istemiyor. 
Yönetime güvenmiyor, birer birer sıraya girerek,"Bize müsaade" diyor ve ekliyor:
"Maçlar başlamadan başımızın çaresine bakalım"
Bir değil, iki değil. Bu eylem Bursaspor'da görülmemiş boyutlara ulaştı.
Yerlisi, yabancısı, Bursalısı aynı fikirde.
Sorun aynı sorun:
"Yönetim verdiği sözleri yerine getirmiyor. Paralar ödenmiyor"
"Çek, senet istemiyoruz"
"Karşılıksız çıkma sıkıntısına girmek, uğraşmak da istemiyoruz"
"Zamanı gelince ödeme yapılır diye oyalıyorlar"
"Yönetime güven duymuyoruz"
İşte hepsindeki ortak nokta bu.
Ertuğrul Sağlam, eskisi gibi değil. Hiç sesi soluğu çıkmıyor. Etliye,sütlüye karışmadan işi idare etme çabasında.
İyi de, nereye kadar?

BİR TEK OZAN'A YÜKLENMEK OLMAZ

Sorun ortada ve ayrılık istekleri genele yayıldığına göre bir tek Ozan Tufan'a kızmak, "İster gitsin, ister kalsın. Yaptığı bir Bursalıya yakışmıyor" sözleri ile onu haşlamak olmaz.
Biraz da "Neden böyle oluyor"a bakmak lazım.
Hele hele bilhassa Galatasaray maçları öncesi yapılan satışları da bu tepkiye eklemezsek, iyi kötü sahada olan Ozan'a ayıp etmiş oluruz.