Bursa Hakimiyet

Marka değeri için çene mi, ayak mı?

İnsan merak ediyor.
Futbolumuzun marka değerini artırmak için gösterilen çabalara, acaba bu işten ekmek yiyen ve baş aktör olan futbolcular niye katılmaz?
Futbolu bu kadar çirkinleştirmeleri, hatta teknik adamları bile özür diler hale getirmeleri, affedilmeyecek bir hata değil mi?
Hani,”Bindiği dalı kesiyor” derler ya.
Sponsorluk sözleşmesi uzatma töreninde TFF Başkanvekili Servet Yardımcı,”Futbolumuzun marka değerini artırmak için sarsılmaz ilkeler kadar, böyle sarsılmaz işbirliklerine de ihtiyacımız var” diyor.
Yani marka değeri için iyi kötü herkes çalışıyor ama ya saha içindekiler?
Oynadıkları futbol bir rezalet. Bu yetişmiyormuş gibi rakiplere ve hakemlere dayılanmak, işi mahalle kavgasına dökmek, tribünde ve ekran başında kalan 3-5 kişiyi de futboldan soğutmak değil mi?
Fenerbahçeli Volkan, Caner, Bekir ve Gökhan’ın Konyaspor maçında yaptıkları tam bir futbol ayıbı değil mi?
Mete Kalkavan’ı bir dövmedikleri kaldı.
Bunlar güya Türk futbolunun üst seviyedeki futbolcuları.
Sadece onlara değil, kendimize de bakalım.
Serdar Aziz ve Civelli’nin Mersin’de yaptıkları?
Hakemle ve rakiple boğuşmaktan, futbola sıra geliyor mu?
35’e gelmiş Servet ve Sinan, ellerini  kollarını sallaya sallaya gol atıyor ama bizimkiler ortada yok. Ancak hakemle boğuşmakta varlar.
Selehattin Duman, son yazısında “Tatsız, tuzsuz bir ligimiz var, lakin sakal sağlam” demiş.
Yalan mı?
Tribünler boşalıyor, futbol ve marka değeri yerle bir ama gerçekten ve her yönden sakal sağlam.