Bursa Hakimiyet

Onlar yapıyor da biz niye yapmıyoruz?

“Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır”
Türkiye’de sık sık kullanılan bir cümledir bu.
3-5 kuruş alan işçi için de geçerlidir ama Türkiye’de yerli-yabancı futbolcular için bir türlü geçerli değildir. Milyarlarca lirayı alırlar ama gerçek vergi mükellefi ola-mazlar bir türlü.
Sonuçta çarpık kentleşme gibi, çarpık vergilendirme diye bir şey çıkmaktadır ortaya.
Tam bir ayrımcılık.
İspanya’dan sonra, Fransa da futbolcu vergilerinin artırılmasını kararlaştırmış. Gelecek yıl uygulanmaya başlayacak kanuna göre, 1 milyon euro üzerinde ücret alan futbolcular, bu gelirin yüzde 75’ini vergi olarak maliyeye ödemek zorunda kalacaklar.
Yani, Fransa da “Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır” tabelasını asıyor sahalara.
Bizde ise futbolcuya cennet, işçiye cehennem bir düzen. İşin en kötü tarafı, her ay dev-lete 139 lira gelir ve damga vergisi ödeyen bir asgari ücretli, her hafta boğazı yırtılırcasına bağırır tribünde:
“Aslanım Rıza, kaplanım Quaresma. Ye onu!”
O futbolcu sahada veya tesiste yatsa da laf söyletmez ona. “Milyarlarca para götürüyorsun,niye yatıyorsun?” diye tenkit edeni,”Bozguncu!” diye tehdit eder bizim vergi mahkumu asgari ücretli.
İşin ilginç bir yönü daha var.
Milyarlarca para kazanan futbolcu da her hafta aynı çağrıyı yapar:
“Aman maça gelin, tribünleri doldurun, bizi destekleyin”
İyi de, cep delik cepken delik. O ne olacak?
Yani iş döner dolaşır yine, gerçek vergi mükellefine yıkılır.
İşte böylesine bozuk bir düzen ve böylesine çarpık bir yeşil saha vergi sistemi. Her şeye el atan AKP, neden bu işe de el atmıyor? Neden kutsallığı (Ama az, ama çok) sahaya da yansıtmıyor da, yeni yabancılar daha getirmek için çaba sarf ediyor?