Bursa Hakimiyet

Tam bir kriz dönemi sanki

Hani “İçi beni yakar, dışı seni” derler ya. Bursaspor da şu an aynen öyle.
Takım iyi gidiyor, futbolu beğeniliyor ama Sevr antlaşması gibi bölge bölge parsellenmeye çalışılıyor. Zenginler kulübü bir yandan, İstanbul medyası diğer yandan takımı eritip bitirmek için neredeyse birbirlerini ezecekler.
Her gün bir teklif, her gün bir ayrılık haberi.
Ozan Tufan’ın Instagram hesabı bile didik didik ediliyor, fotoğrafları “Veda” olarak yorumlanıyor. Serdar Aziz, Fernandao, Şener İstanbul’da sanki işe başladı, başlayacak. Sayfalarda, ekranlarda Bursaspor, iflas etmiş tüccar gibi, dükkanı kapadı, kapayacak.
Gelelim içeriye.
Parasızlık had safhada. Maaşlarda bile motor yağ yakıyor. Ortaya atılan iddialarla futbolcuların kafası karmakarışık. Organizasyonlarda aksama sıkıntı verici. Antrenman sahasını bile Beşiktaş kapıyor. Şenol Güneş haklı olarak sıkıntılı.
Tam bir kriz dönemi sanki.
Böyle bir dönemi kim idare eder?
Gayet tabii ki başkan. İşin başında gibi ama, bir taraftan milletvekilliği adaylığı, diğer taraftan futbolcu satma telaşında. Sözleri ve yaptıkları ile bir açmaz içinde.
Siyaset için Bursaspor’u basamak yapmanın tam zamanı sanki.  “Satılık oyuncumuz yok, şampiyonluk kovalayacağız” derken, 14 yabancı için “1 ay daha bekleyemediler. En az 10 milyon euro’’dan olduk” diye çıkardığı sesler, yarattığı karmaşa ve kararsızlık abidesi sanki.
Hele, “İyi bir teklif gelirse, milletvekilliği neden olmasın?” sözleri tam bir facia. Ozan Tufan ile siyaseti aynı kazana koyup, kepçe ile karıştırmaya çalışan bir başkanı ilk defa görüyoruz.
Bütün bunları alt alta koyup toplarsak, Bursaspor’u zor bir 2.yarı bekliyor gibi geliyor bize.