Bursa Hakimiyet

Tatil yazısı ama yine Beşiktaş

Beşiktaş maçı öncesi biraz da “Pazarlık” usulü tatil yazısı yazmakta, hatıralara dalmakta yarar var.
Tabii yine Beşiktaş ile ilgili.
1967’den beri büyük bir çekişme içinde geçer Beşiktaş maçları. Saha içi kadar tribünler de buna dahildir. Bu çekişmenin içinde gazetecilerin de yer almaması mümkün değil.
1984-85 sezonunda Atatürk Stadı’nda çok gergin bir havada geçen maç 2-2 bitti. Hem hakeme hem de Bursaspor taraftarlarına kızan konuk Beşiktaş seyircisi  maç sonu, önündeki tel örgülere yüklenerek sahaya girmek istedi. Bu kargaşada birbirlerini ezdiler.
Ben de saha içindeyim ve fotoğrafları çekip hemen Beşiktaş tribününün yanındaki kapıdan dışarı çıktım. Arabam da o kapıya yakın ve o dönemlerde spor ilavesi verdiğimizden, çabucak gazeteye ulaşmak zorundayım. Daha arabayı çalıştırmadan Beşiktaş taraftarları dışarı boşaldı ve onlarca yaralı taşıyarak yerlere yatırdı. Plakam 34 olduğu için, hemen bana geldiler ve “Çabuk 1-2 yaralı al hemen hastanaye götür” dediler.
Ben,”Olmaz işim var” diye itiraz     edince, “Sen nasıl İstanbullusun? Yuh ulan sana” karşılığı vererek arabayı yumruklamaya başladılar. O sırada polisler de geldi ve onlar da “İnsanlık öldü mü?Al birini götür” demez mi?
Ben de mecbur kaldım ve polise,”Sen de gel” diyerek arkaya durumu kötü olan bir Beşiktaşlı taraftarı yatırdık.
Yukarı doğru giderken macerada 2.perde başladı.
Mecburen kale arkasından geçecektik ve tribün de boşalmaya başlamıştı. Bursaspor taraftarları bir anda önümü kesip arabamın etrafını sardı. Beni hemen tanıdılar ve “Onlara yardım etme. At onu arabadan” diye bu defa  onlar arabaya vurmaya başladı. Yanımdaki polis bir ara silahına yönelirken, ben büyük bir ralli ustalığı ile aradan sıyrılıp kendimi caddeye attım ve Çekirge yolundan Devlet Hastanesi’ne yaralıyı ulaştırdım.
O dönemlerde gazetecilerin maçlardan sonra fotoğraf ve sayfaların yetişmesi için dakikaları çok önemlidir ama ben çok zaman kaybetmeme rağmen, bir can kurtarmanın mutluluğu ile bunu telafi ettim. Daha sonra Devlet Hastanesi’nden öğrendim ki, getirdiğim yaralının göğüs sıkışması nedeni ile kaburgaları çatlamış ve önemli ölçüde oksijen sıkıntısı çekmiş. Doktor,”Ölümden döndü” demişti.
Böylece zoraki başlayan iş, mutlu sonla bitmişti.
Ancak,”Ne İsa’ya ne de Musa’ya yaranamadı” derler ya,  benimkisi de o cinstendi.