Bursa Hakimiyet

Tuncay ve bizim düzen

 İçinde, Eskişehirsporlu yöneticiler bu futbolcu ile ilgilenmediklerini ve çıkarılan haberlere de bir anlam veremediklerini açıklıyorlardı.
Ardından “Tuncay Bursa’da” olayı patladı.
Türkiye’ye döndükten sonra İstanbul kulüpleri’nden beklediği ilgiyi bulamayan Tuncay, mecburen rotayı Anadolu’ya çevirmiş ve belli ki “Son turlar”ı atmaya başlamıştı.
Şimdi ben burada “Tuncay artık ne verir?” den ziyade İbrahim Yazıcı ve Ertuğrul Sağlam’ın hiçbir plan ve programa sığmayan bu zamansız transferleri üzerinde durmak istiyorum.
Bursaspor’daki sistem ve düzen ne kadar esnek ve oynaktır ki, kapının önünden geçen her adama uymaktadır? Veya şöyle de diyebiliriz:
“Bu takımın kurulu sistemine uygun genç ve yetenekli futbolcular neden aranıp bulunamıyor ve zamanında alınıp sezon başı çalışmaları ile takıma monte edilemiyor?”
3 senedir bu Avrupa fiyaskolarında neden hep aynı senaryo sergileniyor?
Yumurta kapıya geldikten sonra veya iş işten geçtikten sonra bu bilinçsiz ve zamansız coşmaların gayesi ne? Para yoktu da son haftalarda Yazıcı, sayısala mı takıldı?
Şu Petteri Forsell olayını da unutmak mümkün mü?
Bursa’daki Twente maçında son 22 dakikada oynadı, daha doğrusu Bursaspor 10 kişi oynadı. “Acaba bu adam, böyle bir ortamı ne kadar kaldırabilir”in kararını bile veremedi teknik heyet. Onun saçlarını toplarken orta sahada boşa geçirdiği bu çok önemli zaman dilimini, daha önceden alınan bir Fernando değerlendirseydi acaba ne olurdu? Cevap basit:
“En azından işler daha farklı olurdu”
Bursaspor’un transfer ve Avrupa’da ne kadar “Osmanlı işi” oynadığı ortada. Kapının önünden geçenleri toplamak yerine bu gerçekleri neden hâlâ göremiyoruz?