Bursa Hakimiyet

Ya sen mahcup olmuyor musun?

Bizim bu İstanbul Basını'nı sevmemiz mümkün mü?
Daha 60'lı yıllarda "İstanbul baskısı- taşra baskısı" aldatmacılığı ile başladı kavgamız.
Bursa'ya gelen baskıda, Bursaspor vezir, İstanbul baskısında Bursaspor rezil.  Bu son 5-10 senedir artık genele de yansıdı. İstanbul'u, taşrası fark etmiyor.  Çünkü Bursa ve Bursaspor'u çekemiyorlar. Önemli maçların ve şampiyonlukların İstanbul dışına çıkmasını istemiyorlar.
İşin özü bu.
Alın size bir büyük  gazeteden taze örnek:
"Milli takım yerine maç boyunca, Bursa diye tezahürat yaptılar. Maçlar Anadolu'da oynansın diyenleri mahcup ettiler"
Utanmasalar,"Tamam arkadaş, bir daha Bursa'ya maç muç yok. Buraya kadar. Kesin onların biletini" diyecekler ama, çaktırmadan yan sanayi yolunu kullanıyorlar. Yukardaki satırların altında bunun yattığını anlamamak için 5 duyudan da toptan engelli olmak lazım.
Slovakya maçında 20 binin üzerinde seyirci vardı. Bursaspor taraftarı, bu sezon kendi maçlarının çoğunda bu rakama ulaşamadı. Yani milli maç için ilgi büyüktü.
Bu bir.
Tribünler devamlı ve uyumlu bir şekilde milli takımı destekledi.
Ta ki, 2-0'lık yenilgi ve ümitsiz futbol  yüzünden sıkılmaya başladıkları 70-75. dakikaya kadar. Bundan sonra kendi takımları için de tezahürat yapmaları çok mu anormal? Bunu maç boyunca diye yaymanın ne alemi var?
Bu iki.
Pazar günü Karabük maçı var. Erkekler cezalı. 3 gün önceden 10-15 dakika takımı için de tezahürat yapmış, hevesini almış, içindeki kurtlarını dökmüş, çok mu?
Bu üç.
İstanbul basını, yalan yanlış uydurmalar ile Bursa'yı karalıyor, ama kendi içine bakmıyor.
Futbolun başına gelen Yıldırım Demirören," Kanayan parmağı keseceğiz" demiş. Hepsinde aynen manşet. Bir Allah’ın kulu da çıkıp "Yahu, kanayan parmak kesilir mi, pansuman yapılır.  Asıl kangrenli ayak kesilir. Bu ne biçim beyanat? Vay başımıza gelenler" demiyor, diyemiyor.
Eyy İstanbul basını;
Sen asıl bundan mahcup olmuyor musun?