Bursa Hakimiyet

Yine gerçek rakamlar çıkmadı

Hem sağlığı hem de bozulan moraller nedeni ile doğrusu geleceği pek tahmin edilmiyordu.
Ancak geldi ve karşı atağa geçti. Basını suçladı, hatta taraftar da nasibini aldı. Yani, “İyi şeyler hep benim, kötü şeyler hep sizin” dedi. Her zamanki politik sözleri ile yine karşı görüşleri eritme yo-luna gitti.
Şampiyonluk onun en büyük kalkanı.
Arkasına sığınması gayet doğal ve hakkı, ama bu kalkanı el mahareti ile genişleterek koruma alanını genişletmesi de pek doğru değil. Zaten o ne dese, biz de ne desek boş. İnişler, çıkışlar, günahlar sevaplar bütün çıp-laklığı ile ortada. Ne şampiyonluğu, ne de büyük yanlışları inkar etmek imkansız. Gerçi Yazıcı, konuşmaları arasında 2 büyük hata yaptı, ama ben de bunu “Ne desek boş”un kapsamı alanı içine alamayacağım maalesef.
Divan Başkanı Kadir Şankaya’nın daha baştan “Borç-alacak her kulüpte konuşuluyor da, bizde niye konuşulmuyor” ile toplantıyı açması önemliydi. Yazıcı ise bu konuyu devamlı taca attı. Ardından zaman ilerledikçe ısrarlar büyüdü. Sonunda Başkan dayanamadı ve borcu soran üyeye,”Sen gel bir gün kulüpte misafirimiz ol, çay kahve iç, sana durumu anlatırlar” deyince itiraz sesleri haklı olarak daha da yükseldi.
“Kurumsallaştık ve UEFA’ya bile hesap veriyoruz” ile çaycıda üyenin önüne kağıt koyma, doğrusu tam bir rezaletti. Hele hele “0 borç, 0 kasa” da tam bir rezalet. Sanki tasfiyeye gider gibi. Sonuçta bir Divan toplantısından daha gerçek rakamlar çıkmadı.
Çıkamadı.
Yazıcı, Twente hezimeti sonrası yapılan tenkitlere de ilginç bir yaklaşımda bulundu:
“Sanki daha evvel UEFA’ya kalmışız gibi..”
Nerdeyse yarım ekmek buldunuz da bunuyorsunuz, cinsinden. Halbuki 1974-75’i unuttu. Selahattin Kaya zamanında Bursaspor Avrupa Kupa Galiple-ri’nde (Bugünkü UEFA) çeyrek finale kadar yükselmişti.
Tabii, Başkan’ın sağlık sorunları nedeni ile fazla da üstüne gitmeye gerek yoktu ve sonunda havanın yumuşaması tercihi ağır bastı.