AYDIN BOYSAN'IN ELİ BURSA'YA DA DEĞMİŞ... - Namık GÖZ - Bursa Hakimiyet
Namık GÖZ

Namık GÖZ

namikgoz@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
AYDIN BOYSAN'IN ELİ BURSA'YA DA DEĞMİŞ...
15 Ocak 2018 Pazartesi, 07:22

1950'li yıllar... İşadamı Rıza Biçen dönemin Bursa Valisi Cahit Ortaç aracılığıyla Aydın Boysan'a ulaşır. Biçen, bir ev projesi ister Boysan'dan. Aslında ev değil geçmiş dönem köşklerinin modern versiyonu olacaktır.

100 kişilik kokteyl, 35 kişilik yemeğe ev sahipliği yapacak salon, 5 yatak odası. 'Neden 5 yatak odası' diye soran Boysan'a Biçen, 'Sen konuğum olunca nerede kalacaksın?' diye esp-rili şekilde yanıt verir. Boysan kolları sıvar, önce proje hazırlanır ama istediği malzeme yoktur. Pencereler için alüminyum profiller Arçelik fabrikasında yapılır. Mermerler ise İtalya'dan getirilir. Bazı malzemeler ise Koç grubunun ithalatı arasında gelir Bursa'ya. Villa Biçen adı verilen modern konakta uzun süre oturmak Rabia-Rıza Biçen çiftine nasip olmaz. Boysan'ı da konuk edemezler. Çiftin vefatının ardından Uludağ Üniversitesi Vakfı'na bağışlanan Villa Biçen, günümüzde tıbbi görüntüleme merkezi olarak kullanılıyor.

Türkiye, en renkli simalarından biri olan mimar, gazeteci ve yazar Aydın Boysan, 5 Ocak günü 96 yaşında yaşamını yitirdi. 1945 yılında başladığı mimarlık mesleğine 2000 yılına kadar fiilen devam eden Boysan, mimar olarak çalıştığı 55 yıl boyunca 1,5 milyon metrekare bina tasarladı. Geçtiğimiz günlerde Gözlem Kulesi'nin konuğu olan Mimar Hasan Sözüneri anlatmıştı. İnsan hayatına dokunan üç meslek var. Doktorluk, hukuk ve mimarlık. İlk ikisi insan ömrüyle sınırlı kalırken, mimarların tasarladıkları eserleri insanlığa asırlar boyu hizmete devam eder. Son yıllarda rakı üzerine güzellemeleriyle ön plana çıkan Aydın Boysan, 96 yıllık yaşamına çok şeyler sığdırdı. Az buz değil, Türkiye'nin dört bir yanında bir buçuk milyon metrekare eser. Hakkâri'den Bursa'ya kadar uzanan coğrafya üzerinde neredeyse dokunmadığı bölge yok. Kendisiyle 12 Kasım 2009 günü birlikte oturup sohbet etme imkanı bulmuştuk. Ancak, aynı gece aldığımız Bursa'ya çok önemli hizmetleri bulunan Hikmet Şahin'in tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirmesiyle sohbet, mimarlık konularına gelmeden sona ermişti. Renkli sohbetin gazeteci konukları olarak son dakika gelişmesi olan bizi de üzen haberi yetiştirmek üzere hayıflanarak masadan kalktığımızı dün gibi hatırlıyorum. Oysa daha Bursa'yı ve mimarlığı konuşmamıştık. 5 Ocak günü yaşamını yitirdiği haberini alınca hem kaybına hem de yarım kalan sohbete üzülmüştüm.

VİLLA BİÇEN NASIL YAPILDI?

Gelelim Boysan'ın Bursa'ya bıraktığı eserlere...

Bugün bile tüm ihtişamıyla duran Tofaş yönetim binası ve uzmanlar tarafından Türkiye'nin en önemli sivil ve modern mimari örneği olan Villa Biçen'in yapılma öyküsüne. Araştırmayı yaparken en önemli kaynaklarımdan biri Konforum Dergisi'nin yaptığı röportaj ve Bursa Gazeteciler Cemiyeti'nin 'Aydınlarla Yüzyüze Sohbetleri'nde Boysan'ın Sinan Tunç tarafından kaleme alınan anlatımları oldu. Boysan'ın eserinin Bursa'da yaşadığını bize hatırlatan Çekül Vakfı Başkan Yardımcısı Mithat Kırayoğlu ve Villa Biçen'in kiracısı Burtom Yönetim Kurulu Başkanı Erol Kılıç'ı da unutmamak gerekir.

Önce Boysan'ın kendi sözleriyle başlayalım.

"Cahit Ortaç Bey vardı (Bursa valisi 1951-1954, Mustafakemalpaşa kaymakamı 1941-1942), belki hatırlayanınız vardır. Hakkari'de 1946-1947'de, onun döneminde hükümet kona-ğını yapmak için gittim. Birkaç yıl içinde, cebimde birkaç 100 bin lira ile döneceğim sanılıyordu. Ama hiç de öyle olmadı. Atımı sattım, İstanbul'a öyle dönebildim. Babam, hiçbir şey demedi, hiçbir şey sormadı. Harçlığımı da verdi... Ortaç, sonradan Kırklareli, Edirne ve Bursa vilayetlerinde valilik yaptı. Bursa'dayken bir haber gönderdi. Kalkıp geldim. Rıza Biçen Bey bir ev yaptırmak istiyormuş, ama öyle böyle bir ev değil! İstiyor ki, salonunda 100 kişiye kokteyl, 35 kişiye yemek veri-lebilsin! Misafirlerini yatıya alıkoyabilmek için en az 5 yatak odası olsun!.. Tartıştık, konuştuk, biraz küçülttük yapıyı, gene de kocaman bir villa oldu. Yapıyı küçültme isteğime karşı çıkarken, 'Sen Bursa'ya geldiğinde nerede kalacaksın? Otele mi göndereceğim? Olmaz, unut!' diyordu... Ev bitti sonunda. Rıza Bey gelip yerleşti. Ama biliyor musunuz? O kadar istemesine rağmen tek kimseyi ağırlayamadan vefat etti orada. Allah rahmet eylesin. Çok özendiği evi de Üniversite'ye bıraktı..."

'CADİLLAC'LA GELİR, HİLTON'DA BULUŞURDUK'

Aydın Boysan, kendine özgü mizahçı üslubuyla, inşaat devam ederken Rıza Biçen'le İstanbul buluşmalarını ise şöyle anlatıyor: "İnşaat sırasında Rıza Biçen İstanbul'a gelir, Cadillac kullanır ve Hilton'da kalırdı. Beni de davet ederdi. Bir ufak rakı, beyaz peynir ve hıyar turşusu söyler; beyaz peyniri kendisi yerdi. Ben de hıyar turşusu ile rakı içerdim. Bu sayede midem perişan oldu."

'BURSA'NIN KESTANESİ, OKKA ÇEKER BEŞ TANESİ'

Boysan, Villa Biçen'in yapımından sonra da Koç Grubu ile yürüttüğü çalışmalar dolayısıyla da sık sık Bursa'ya geldi. Anne tarafından da Bursalı olduğu her sohbetinde dile getirirdi. Yine kendi sözleriyle o dönemin Bursa'sını şöyle anlatmıştı:

"Annem, '93 Harbi' (1877-78) sırasında Bulgaristan Lofça'dan Türkiye'ye göçmüş bir ailedendi. Burada uzun yıllar yaşadılar. Doğduğumda (1921) Bursa düşman ayakları altındaydı. Bugün geldiğimde, Bursa'nın düşman ayakları altında olmadığını ama gökdelenlerin ayakları altında olduğunu gördüm. Annemin yaşadığı sokak Simkeşhane, olmuş Gümüşçeken! Olur mu? Sokak adlarını neden değiştirirler, anlamış değilim... Çocukluğumda mahallemizin imamı, Bursa'da teraviyi en hızlı kıldıran imam olarak tanınırdı. Bu yüzden olmalı, cemaati her zaman çok kalabalıktı. Çocuk aklım yetmiyordu açıklamaya ama sonradan bunun kahvelerde yer bulmakla ilişkili olduğunu anlamıştım. Mahallenin erkekleri için kahvede yer tutma şansı, teravi ne kadar hızlı kılınırsa o kadar artıyordu... Çocukluğumda, 'Bursa'nın kestanesi / Okka çeker beş tanesi" denirdi. O kestane var mı, şimdi?... Tahinli pide, Bursa'nın bir markasıydı. Başka yerde yoktu çünkü. Var mı hâlâ?.. Var!.. Öyle mi?.. Benim bildiğim, avuç içi kadardı...Hastalığımda sayıklıyormuşum; getirdiler, deve tabanı kadar! Üzerine de fırça ile tahin sürülmüş! Kara, kahverengi bir şey... Bursa'nın şeftalisi var mı?.. Var, diyorsunuz... İnşallah vardır!.. Hem, neden alınalım ki, her şeyimiz olmuş Vaşington! Varsın şeftalimiz de Vaşington olsun!..'

'MERMERLERE PARMAKLARI TİTREYEREK DOKUNDU, GÖZLERİ DOLDU'

Boysan'ın 52 yıl sonra Villa Biçen'i ziyareti ise duygu dolu anlara sahne oldu. Konforum Dergisi için Canan Güleç ve Müberra Akgün, 2006 yılında Kitap Fuarı için Bursa'ya gelen Boysan'dan röportaj sözü alırlar. Mekan da Villa Biçen olacaktır. Gazeteci arkadaşlarımızla Çelik Palas'ta buluşan Boysan, onlardan daha heyecanlıdır. Bir an önce Villa Biçen'e gitmek ister, birkaç yudum aldığı çayını bile yarım bırakır... Sonunda otelin hemen yakınındaki Villa Biçen'e geçilir. Canan Güleç, o anları şöyle anlattı yıllar sonra 'Meslek haya-tım boyunca çok keyif aldığım özel röportajlarımdan birinin konuğuydu... Şimdilerde BURTOM'un kullandığı binanın mimarıydı; teslim ettikten sonra belki de 50 yıl geçmiş ve ilk kez yeniden girebilmişti. Büyük salonun çok oda yapılmasının sırlarını anlattı. Pencereler Arçelik fabrikasında doğratılmıştı, pespembe banyodaki seramiklerin tonu özel seçilmişti... Banyo duvarlarına dokunurken parmaklarının titrediğini gördüm, bahçedeki havuza bakarken gözlerinin dolduğunu..."

KIRAYOĞLU: VİLLA BİÇEN'E ADI KONULSUN

Bursa'da çok sayıda prestij eserin altında imzası bulunan Çekül Vakfı Başkan Yardımcısı Mithat Kırayoğlu, Boysan'ın çizdiği Villa Biçen'in çağdaş modern mimarinin özgün eserlerinden biri olduğunu vurgulayarak, binanın girişine Aydın Boysan'ın bu eseri çizdiğine dair bir plaka konulmasını istedi.

EROL KILIÇ: KİRALADIĞIMIZDA ÇOK KÖTÜ DURUMDAYDI

Villa Biçen, halen tıbbi görüntüleme hizmetlerinin verildiği merkez olarak kullanılıyor. Villa Biçen'in Uludağ Üniversitesi Güçlendirme Vakfı'ndan kiralayan Burtom'un Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Erol Kılıç, "Bağış sonrası kullanılmadığı için bina kötü duruma gelmişti. Özgünlüğünü bozmadan çok ciddi bir restorasyondan geçirdik. İkinci derece koruma altında bulunduğu için çalışmaları güçlükle yürüttük. Mermerler, ahşap kapılar ve yer döşemeleri, alüminyum pencere çerçeveleri ilk günkü özgünlüğünü koruyor. Biz de yakında binanın girişine yapım öyküsünün anlatıldığı bir yazı koymayı planlıyoruz' dedi.