Namık GÖZ

Namık GÖZ

namikgoz@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Bayram kazalarında sevindiren düşüş; bir de otoyol ücreti düşse
01 Ağustos 2021 Pazar, 08:05

Çok değil bundan 5 yıl öncesine kadar bayram trafiği Türkiye'nin kabusuydu. Trafik sıkışıklığı bir yana haber bültenlerinin yarısını meydana gelen trafik kazaları oluştururdu. Bayram sevinci yaşayan onlarca eve ateş düşerdi.

Son yıllarda yollar ve araçlardaki gelişmenin yanı sıra alınan önlemler sayesinde kaza ve ölüm sayılarında önemli düşüşler yaşandı.

Ulaştırma Uzmanı İnşaat Yüksek Mühendisi Mehmet Tözün Bingöl, son 6 yılda, Kurban Bayramı'nda meydana gelen kazaları karşılaştırdı. Bu yılki 9 günlük tatil, en iyi sonuç.

Bingöl'ün hazırladığı tabloya göre, 2016 yılında 9 günlük tatilde meydana gelen trafik kazalarında 74 kişi yaşamını yitirirken 615 kişi de yaralandı. Gün başına ölüm 8 olarak gerçekleşti. Bu sayısı 2017'de 11, 2018'de 16, 2019'da 10, 2020'de 12 ve bu bayram 6 kişi oldu. Toplam ölü sayısı ise 50'ye düşerek son 6 yılın en düşük rakamı oldu.

Bingöl'e göre, bu sonucun ortaya çıkmasında cezalardaki caydırıcılık, EDS ile denetim ve devreye giren otoyollar etkili oldu.

Otoyolların önemine vurgu yapan Bingöl'e göre, Gebze-Orhangazi-İzmir olan otoban, Ege'nin turistik şehirlerine ulaşımı rahattı. Bu yolun Bursa'ya da katkısı büyük. Eskiden bayram dönüşlerinde, Susurluk'tan başlayan kuyruk Bursa'ya kadar ulaşırdı. 110 kilometrelik yol dur- kalk ve ikinci vitesle saatte 20-30 km hızla 4-5 saatte alabilirdik.

Ayrıca, Yine Ankara- Niğde Otoyolunun devreye girmesi de Marmara Bölgesi'ni Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine bağlayan uluslararası öneme sahip ulaşım ağı oluşturuldu. Avrasya bölgesinin en önemli ulaşım ağlarından TEM Otoyolu'nun eksik kalan Ankara-Niğde kesimi bu projeyle tamamlandı. Edirne'den Şanlıurfa'ya otoyol ile kesintisiz ulaşım imkanı sağlandı.

Yol kenarlarına konulan 3 boyutlu maket trafik araçlarının bile kazaların azalmasına etki ettiğini vurgulayan Bingöl, benim de sık sık şikâyetçi olduğum İstanbul-Bursa-İzmir otoyolundaki yüksek ücret konusuna değindi.

Bu yoldaki ücretlerin esnetilmesi gerektiğini vurgulayan Bingöl, 'Yüksek fiyatlar makul seviyelere indirilse herkesin kullanabileceği bir durum oluşsa, kazaların önlenmesine etkisi çok ama çok daha fazla olacak. Çünkü otoyolunu bayramdan bayrama kullanan ve devlet yolunun yoğunluğuna girmeden hızlıca gitmek istediği yere varmak isteyen tatilciler az değil' dedi.

Bingöl, otoyol konusundaki tespitleri son derece önemli. Bayram tatilinde ben de Bandırma dönüşü kalabalık olur diyerek otoyola girme gafletinde bulundum. Karacabey ile Bursa Batı girişi arası için 29 lira ödedim. Oysa İstanbul'dan Edirne'ye 250 kilometrelik yol için ödenen otoyol ücreti ise 18.50 kuruş. İnanmayanlar Karayolları Genel Müdürlüğü'nün internet sitesinden bakabilir.

BİBER PAZARINI İSPANYA'YA KAPTIRABİLİRİZ

Biberin Türkiye'deki en önemli üretim merkezlerinden biri olan Yenişehir'de geçtiğimiz günlerde ürün hasadına başlandı.

Sadece Yenişehir değil, Bursa'nın ova ilçelerinde yetiştirilen biber türleri hem taze hem de dondurulmuş olarak ihraç ediliyor. Hatta, Her yıl yüzlerce ton bizim yağ biberi dediğimiz kırmızı biber güneydoğuya gönderilerek burada işlendikten sonra bize ürün olarak geliyor.

Biber ihracatına Avrupa Birliği'nin pestisit kalıntısıyla ilgili uyarısı üzerine Tarım ve Orman Bakanlığı'nca uygulanan kalıntı analizi sıklığına yönelik bir yazı yayındı. Yeni alınan ihraç edilen her bir bibere parti numarası başına pestisit analizi getirilmesi kararına Dondurulmuş Gıda Derneği Başkanı Murat Bayizit'ten tepki geldi.

Sorunun tarladan kaynaklı olduğu bilindiği halde işlenerek üzerine maliyet bindirilmiş ve ihracatı yapılacak hale getirilmiş ürünün üzerinden soruna çözüm getirilmeye çalışılması tam bir palyatif çözüm olduğunu savunan Bayizit, dondurulmuş olarak hazırlanan bu ürünlerin zaten hammadde aşamasında analize tabi tutularak işletmeye geldiğini, yıkama, haşlama ve dondurma gibi işlemlerden geçtikten sonra ürün halinde iken kalıntı analizi yapıldığını söyledi.

Bayizit, bunların görmezden gelinip, başta sera ürünleri olmak üzere taze olarak ihraç edilen ürünlere yapılan bildirimden yola çıkıp dondurulmuş biber içinde her parti başına analiz zorunluluğu getirmenin AB ülkeleri nezdinde en kuvvetli olduğumuz bu ürün için pazarı kaybetmemiz anlamına geldiğini savundu.

Peki, ne yapılmalı?

Bu soruya da yanıt veren Bayizit, kalıntı problemi uzun vadeli çözülecek sorun ve tarlada çiftçinin eğitimi, ilaçların denetimi, ithalatının kısıtlanması gibi birçok aşaması olduğuna dikkat çekerek, bakanlığın bu konuyla ilgili etkin çalışma yapmasını istedi.

'Mutlaka analiz yapılması zorunludur' denirse o zaman bakanlığın akredite laboratuarları ücretlerinin makul seviyelere getirilmesini isteyen Bayizit, 'Bildirim yapılan ürünler genelde taze ürünler olduğundan dolayı dondurulmuş biberler bu kapsamdan çıkarılmalıdır. Çıkarılamaz deniliyorsa o halde dondurulmuş ürünlere de aynen AB de uygulandığı gibi yüzde 10 sıklıkla analiz uygulanmalıdır' dedi.

Kaybedilen pazarın tekrar geriye alınması güç olduğunu ve alınması esnasında büyük bedeller ödendiğini ifade eden Bayizit, 'Dondurulmuş biber en fazla ihraç ettiğimiz kalemlerin başımda gelmektedir ve en büyük rakibimiz İspanya'dır. Bu pazarı bu tip uygulamalarla rakiplerimize kaptırmamız çok olasıdır' şeklinde konuştu.

BAŞARI ASLA TESADÜF DEĞİLDİR

Mete Gazoz'un Tokyo Olimpiyat Oyunlarında okçulukta Türkiye'ye tarihindeki ilk olimpiyat madalyasını kazandırdı. Televizyonda yayınlanan finali nefeslerimizi tutarak izledik. Gazoz'la birlikte aynı sevinci bizler de yaşadık.

Bu başarının yankılarını sosyal medyada takip ederken iki gazetecinin notları dikkatimi çekti. Biri Ahmet Utlu, diğeri ise sporla yakından ilgili Okan Aras.

Paylaşımdaki notlar başarının asla tesadüfi olmadığını gösteriyor. Aynen aktarıyorum:

'Mete Gazoz, 1999 yılında İstanbul'da doğdu. 6 yaşında okçuluk sporuna ilgi duydu ve dersler almaya başladı. Okçulukta ilerlemek için omuzlarını geliştirme amacıyla 8 yaşına kadar yüzme sporunu yaptı. Beden koordinasyonunu geliştirmek için basketbol da oynadı. Görme ve dikkat yeteneğini geliştirmek için resim kursuna gitti. Göz ve el koordinasyonuna katkı sağlaması için iki sene piyano çaldı. Ve 22 yaşında olimpiyat şampiyonu oldu.'