Bir kişi isterse çok şey yapar - Namık GÖZ - Bursa Hakimiyet
Namık GÖZ

Namık GÖZ

namikgoz@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Bir kişi isterse çok şey yapar
21 Ocak 2018 Pazar, 08:12

Küçük bir atölyeden dev bir şirkete, tezgâh başında eğitimden 3D teknolojisine uzanan bir başarı öyküsü. Öykünün kahramanı ise Bursa'nın sanayi çınarı Fahrettin Gülener. Ermetal, Bürosit ve Ergıda gibi şirketleri kuran Gülener, yeni nesil eğitim
modeli olan şirketi Benmaker ile İstanbul Ekonomi Zirvesi'nde 2017 yılının En
Başarılı Yerli Üretim Teknolojisi ödülüyle başarısını taçlandırdı. 'Bir insan isterse
çok şey yapar' anlayışını hayata geçiren Gülener'in hedefi
3D teknolojisiyle tüm çocukların tanışması.

Bugün ihracatta İstanbul'un ardından Türkiye ikincisi olmayı başaran Bursa'da sanayinin kurulmasında Balkan göçmenlerinin katkısı yadsınamayacak boyuttadır.
Fahrettin Gülener de, 66 yıl önce Kosova'dan göç eden bir ailenin çocuğu. Her şirketi ve başarısının altında, yılların emeği yatıyor. Çalışma hayatında Alman disiplinini örnek alan Güle-ner'in küçük bir atölyeden başlayan sanayi yolculuğunun temelinde de babası Vehbi Gülener'in 1933 yılında bir Alman ısı mühendisinden öğrendikleri yatıyor. Alman mühendisin öğrettiği soba ve kuzine yapımını göçle birlikte Bursa'ya taşıyan Vehbi Gülener'in çırağı da oğlu Fahrettin Gülener olur. Fahrettin Gülener, babasının öğrendiklerinin yanı sıra sanat okuluyla eğitimini pekiştirir. 3 yıl süren makine mühendisliği eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalsa da öğrendiklerini üretime dönüştürmeyi başarır.

VEHBİ KOÇ'UN ÖĞÜDÜ VE TEŞVİKİ

Gülener'in küçük bir atölyede sobadan bıçakçılığa ve hatta motosiklet kalıplarıyla başlayan çalışması TOFAŞ fabrikasıyla yollarının kesişmesiyle büyümeye başlar. Asıl, teşvik ve kendi deyimiyle atölyesini uçuran Vehbi Koç olur.
Gece gündüz çalışmasının karşılığını da kısa sürede alır. 1973 yılında en hızlı ürün teslim eden kişi olarak ödüllendirilecektir. Vehbi Koç onu İstanbul'a çağırarak ödülünü verir. Vehbi Koç, ona sorular yöneltir. 'Çok çalıştığını' söyleyince Koç, 'Sen yine çok çalış ama biraz akıllı çalış daha dikkatli ve kritik işler yap. Yükte hafif pahada ağır olsun. Öbür işleri herkes yapar' öğüdünde bulunur.
Koç'un o gün yaptığı teşvik Gülener'in önünü açar. 152 bin liralık siparişinin avansını öderken, Koç, 'Peki bunları nerede üreteceksin' diye sorar, o da 'tornacı, frezeci arkadaşlarıma dağıtır yaptırırım' karşılığını verir. Koç'un 'kendine makine alsana' teklifine, 'babam borçlanmamı yasakladı' karşılığını verir. Bunun üzerine Koç, 'İstediğin makineleri Burla Biraderler firmasından al. Hesabından mahsup edilir. Gülener'in 'İş tutarı bunu karşılamaz' demesi üzerine Koç, ödemenin 3 yıla yayılması talimatını verir.
Gülener, vitrinden hayranlıkla izlediği İspanyol malı Sakia marka freze makinesini alır. Bu makineleri alınca 'kim tutar beni' diyen Gülener, hem sanat okulunda eğitim gördüğü ilk makine ile Vehbi Koç'un desteği ile aldığı Sakia'yı bugün Ermetal girişinde cam koruma içinde sergiliyor.
Gülener'in yolu açılmıştır artık. Kısa süre içinde 1978 yılında Bursa'nın 18'inci anonim şirketi olan Ermetal'i kurar. O gün bugündür TOFAŞ'a yaptığı üretimi de devam ettiriyor.

'BÜROSİT DÜNYA MARKASI OLURDU'

Gülener, 1980 yılında Almanya'daki fuar gezisinde sırtındaki ağrılar için koltuk ararken Türkiye'nin ilk büro mobilyası üretimini gerçekleştiren Bürosit'i kurar. Bu şirketin de öyküsü ilginçtir. 1990 yılında ayda 46 bin koltuk üretmeye başlar. Ancak açılan 3-4 davayı kaybedince Bürosit'in sonundaki 'sit'i herkes kullanma hakkını elde edince kalite yerlere serilir. Gülener, eğer bu uygulama olmasaydı. Bugün Bürosit'in dünya markası haline geleceğine inanıyor.

FABRİKA İÇİNDE OKUL

Eğitim ise Gülener'in olmazsa olmazı. Önce atölyede 11 yılda 85 çırak yetiştiren Gülener, ilk fabrikasını kurduktan sonra eleman bulamadığı için fabrikanın içinde atölye oluşturur. Endüstri meslek lisesi mezunlarında istediği kaliteyi bulamamıştır. Üç ay maaş ödeyerek eğitime başlar. 20 kişi eğitim alır. Ancak yetmez. Bir sınıf bir sınıf daha derken 22 döneme ulaşır.
Gülener, üçüncü fabrikasını kurarken DOSAB'taki fabrika sayısı 50'ye ulaşmıştır. Kendi eğittiği elemanlar bu fabrikalara transfer olunca dostluk toplantılarında BEGEV'in temeli atılır. Zaman zaman aksamalar yaşansa da 2000 yılına kadar düzenli hale gelir. Projenin temeli endüstri meslek lisesi mezunlarının uzman atölyede işgücü edinmeye dayanır. Sonra BUTGEM'e dönüşür.
2017 yılında, yılda 3 bin genci yeniden eğiterek işgücüne katacak boyuta ulaşır. Bunun Bursa'nın gelişmesine büyük katkı sağladığına inanan Gülener, 4 aylık eğitim için gençlerin sıra beklediğini ve daha kurs bitmeden iş sahibi olduklarını projenin başarısına bağlıyor. Celal Sönmez'in BTSO Başkanlığı döneminde Avrupa Birliği'nden akreditasyon alınır. Geçen yıl eylül ayında Dünya Odalar Birliği'nin en iyi teknik eğitim projesi seçilir.

HER ŞEY ÇOCUKLARIN EĞİTİMİ İLE BAŞLAR

Fahrettin Gülener'in vatan borcu olarak gördüğü eğitime olan ilgisi belki de torunlarının etkisiyle 2012 yılından itibaren çocuklara yönelir. Gülener'e göre herkes fakülte bitiriyor ama bir işe yaramıyor. Peki, çözüm nasıl olacak? Bu tehlikeyi ilk görenlerden biri olduğunun altını çizen Gülener, çocukların eğitimine yönelik Maker çalışmalarına ilgi duymaya başladı. Bunun için dünyayı dolaşan Gülener, ABD'deki hareketin Obama döneminde ülkeye yayıldığını ve 17 bin karavanla çocukların eğitimine başlandığını söyledi. Kendini maker hareketine adadığını anlatan Gülener, torunlarıyla başladığı eğitimde iyi sonuç alınca 45 yaşındaki atölye odasında çalışmalara başladı. Hepsi büyük makinelerin birer küçük örnekleri . Torna, elektrikli testere. Çocuk bunlarla çalışarak öğreniyor. Milli Eğitim Bakanlığı ve dönemin Bursa Valisi Münir Karaloğlu ile başlayan çalışmalar kısa zamanda ivme kazandı. 50 sınıfla başlayan proje kısa sürede 100 sınıfa ulaştı.
Gülener, öğrencilerin ve öğretmenlerin iştahlı olduğunu görünce önce takımını ardından bu tür gereçleri üretecek Benmaker şirketini kurdu. Sürekli yurtdışı fuarlara giderek ürünleri tanıttı. Türkiye'nin büyük kuruluşları sosyal sorumluluk gereği destek verince proje büyüdü. Şirket daha bir yılını doldurmadan İstanbul Ekonomi Zirvesi'nden ödülle döndü.



HEDEF ÇOCUKLARIN 3D TEKNOLOJİSİ İLE TANIŞMALARI

Benmaker 11 fazdan oluşuyor. İşin temeli, 7-12 ve 12-18 yaş, grubu çocukların manuel davranışlarla küçük bir tornada iş yapması şeklinde. Matkapla delik açıp, tornada tahtayı işlemesi, elektrikli kıl testerede şekil verildikten sonra birleşti-rilmesi esasına dayanıyor.
Üç fazı tamamlayan Gülener, dördüncü fazda makinelerini dijital ekranlı hale getiriyor. Beşinci faz bunların üç eksenli CNS üretimi prototipi hazır ve seri üretim için alanlar hazır. 11'inci faz bittiğinde hafif takım tezgahları olacak.
Gülener'in son günlerde üzerinde durmadan kafa yorduğu proje 3D teknolojisi. Bu teknolojiye Türkiye'de ilk ilgi duyanlardan 80-90 bin Euro para harcayıp 2004 yılında 3D yazıcı almış. Yerli üretim yapanlar var ama onların ürünlerini onaylamıyor. Kendi kurduğu takımla şu anda yüzde 85'i yerli 3D modelleme makinelerini üretmeye başladı. Nisan ayına kadar ilk yazıcılar çıkacak.

BİN 3D YAZICI ÜRETİP STOKLAYACAK

Gülener'in hedefi bin adet 3D yazıcı üretip stoklamak. Ona göre bu üretim 6 ay sürse bile önemli değil. Piyasadaki benzerlerinin yarı fiyatına olacak 3D yazıcıları herkesin öğrenmesi gerektiğine inanan Gülener, çocukların kullanacağı yazıcılar için 2 bin 800 metrekarelik kapalı alanda üretim yapacaklarını belirtti.
Eğitime bu kadar kendini adayan Gülener, vakıf kurmuş ama okul kurmayı düşünmüyor. Nedeni ise kamu görevlilerinin bakış açısı. Gülener, bunu şu sözlerle anlatıyor:
"Vakıflaşma dünyada en çok tercih edilen örgütlenme mo-delidir. Kendi vakfımızı kurduk. Ermetal Teknolojik Eğitimler Vakfı. Bir numarada 3D var. Türkiye'ye 3D'yi hızla anlatmamız lazım belki bir kenarından yakalarız. Türkiye'de 3D'nin ne olduğunu ne öğrenen var ne de öğreten. Bu da bir garip. Yine bunu devletten bekleyelim. Her devlet her iktidar döneminde köhnemişliğini acı acı izlettirir ve biz kaybetmeye devam ederiz.
Onu öyle yapmayalım hem devletle iyi geçinelim. Hem ben yaparsam devlet belki model olarak alır. Bürokrat özel sektörü sevmez. Çünkü özel sektör biliyor diye onun başını ağrıtır. Onun rahatını bozar. Maarife ait bir okul düşünmüyorum. Anlayışlar hükümetten hükümete değişiyor. Ama kısa yoldan devletin ortalama düzeyin altında mühendis elemanlarını CNS operatörü yapabiliriz. İleri düzeyde uygulama eğitimleri olabilir.