Namık GÖZ

Namık GÖZ

namikgoz@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Bir yılda bir diş fırçası, bir tüp macun
27 Kasım 2017 Pazartesi, 08:19

Bursa Diş Hekimleri Odası Başkanı Emel Eroğlu, diş hekimliği konusunda Türkiye'nin 109 yıllık bilimsel bir eğitim geçmişi olmasına rağmen ağız ve diş sağlığında 'zavallı' durumda olduğunu rakamlarla gözler önüne serdi.

Toplumun yüzde 93'ünde diş eti sorunu var, 2 milyon insanın ağzında diş yok, 7-12 yaş grubundaki çocuklarda 4,5 diş eksik veya çürük.

Ülkemizin ilk dişçilik yüksekokulu olan "Dişçi Mekteb-i Aliyesi" Tıp Fakültesi bünyesinde 22 Kasım 1908 tarihinde kuruldu. 1996 yılından bu yana her yıl 22 Kasım günü "Diş Hekimliği Günü", 22 Kasım'ı içine alan hafta ise "Ağız Diş Sağlığı Haftası" olarak kutlanıyor.

Hafta dolayısıyla yapılan bir dizi etkinlikle ağız ve diş sağlığının önemi vurgulanırken, Türkiye'nin bu alandaki eksiklikleri de bir kez daha gözler önüne serildi.
Dünya ülkeleri sağlığın ağız ve dişlerde başladığını uzun yıllardır farkında. 109 yıllık bir diş hekimliği eğitimi geçmişine sahip olan Türkiye'de ise maalesef rakamlar hiç de iç açıcı değil. Ağız ve diş sağlığında en önemli kriter, diş fırçası ve macunu tüketimi. Türkiye'de yılda kişi başına bir fırça ve bir tüp macun düşüyor. Son bir yılda nüfusun yüzde 48'i hiç diş hekimine gitmemiş, toplumun yüzde 93'ünde diş eti problemi var.
Ağız ve diş sağlığı böylesine kötü bir durumdayken, diş hekimlerinin durumu da her geçen gün kötüye gidiyor. Her yıl 4 bin diş hekimi mezun oluyor. Şu anda 30 bin diş hekimi var ve bu rakam 2025 yılında 60 bine çıkacak. Diş hekimliği hâlâ en prestijli mesleklerden biri ama sayıların artmasıyla önümüzdeki yıllarda işsiz diş hekimleri görmeye başlayacağız.

Bursa Diş Hekimleri Odası Başkanı Emel Eroğlu, 27 yıllık diş hekimi. 2000 yılından beri de meslek odasında aktif olarak görev yapıyor. 2008 yılından beri oda başkanı olan Eroğlu ile hem Türkiye'nin ağız ve diş sağlığını hem de diş hekimlerinin yaşadıkları sıkıntıları konuştuk.

AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞIMIZ NE DURUMDA?

Toplumun ağız diş sağlığı açısından baktığımızda 109 yıllık bilimsel bir eğitim geçmişi olmasına rağmen karşılığını ne yazık ki göremiyoruz. Diş hekimliğinde kullanılan ağız ve diş sağlığı göstergeleri vardır. Türkiye bu açıdan gerçekten çok zavallı durumda. En önemli kriterlerden ikisi diş macunu ve diş fırçası tüketimidir. Türkiye'de son 10 yılda biraz artmış olmasına rağmen yılda bir kişiye bir diş fırçası bile düşmüyor. Son bir yılda nüfusun yüzde 48'i hiç diş hekimine gitmemiş . Bunun yanında diş macunu tüketimi de çok önemli. Beş yıl önce yıllık tüketim 70 gramdı. Son yapılan araştırmalara göre 110 grama çıkmış ama Avrupa'da bu yaklaşık 450-500 gram arasında.
Bir yılda bir buçuk tüp diş macunu ve bir fırça kullanılıyor. Ne yazık ki durum bu. Kullanım çok düşük olunca ağız ve diş sağlığı göstergeleri de çok kötü durumda.

ÇOCUKLARDA DURUM NASIL?

7-12 yaş grubunda bir ağızda çekilmiş çürük oranı endeksimiz var. Bu grupta ne yazık ki dört buçuk. Çok yüksek. Düşünün 7-12 yaş grubundaki çocuğun ağzında dört buçuk eksik veya çürük diş var.
Öte yandan diğer yaş gruplarında durum farklı değil. Toplam nüfusun yüzde 93'ünde diş eti sorunu var. Neredeyse herkes diş eti sorunu yaşıyor. 65 yaş üstünde dişsizlik oranı yüzde 68. Ağzında hiç diş olmayan sayısı 2 milyon Türkiye'de.

ÇOK YÜKSEK RAKAMLAR BUNLAR. TOPLUMUN AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI NEREDEYSE YOK. NEDEN KAYNAKLANIYOR?

Diş çürüklerinde çok etmenler var. Birincisi sağlık kültürü. Türkiye'de insanların sağlık kültürü konusunda çok ciddi bir bilgi eksikliği var. Avrupa'da İkinci Dünya Savaşı'ndan 0-18 yaş grubuna sadece koruyucu diş hekimliği hizmeti veriyor. Her şeyden önce insanların dişlerinin çürümemesi için onlara çocukluk çağından itibaren ücretsiz koruyucu ağız diş sağlığı hizmeti veriyor.
Birçok Avrupa ülkesinde Danimarka'da Hollanda'da diş hekimliği fakülteleri kapatıldı. İhtiyaç yok. Değil protez dolgu yapmak çekilecek diş dahi yok. O kadar iyi durumdaki herkes diş hekimi ihtiyacı düştüğü için böyle bir karar alındı.

DİŞ SAĞLIĞI İÇİN NELER YAPILMALI?

Burada devletin sağlık politikaları çok önemli. Cumhuriyetin kuruluşundan beri ağız diş sağlığı yaşamsal bir nokta olmadığı için hiç öncelik almamış. Sıtma ile mücadele edilmiş frengi ile mücadele edilmiş. O zamanki öncelikler çok farklı. Sağlık ocakları kurulmuş orada diş hekimine yer verilmemiş. Birinci basamak sağlık hizmetinde diş hekimi yer alsaydı bugün çok bambaşka bir tablo yer alabilirdi. O zaman öyle oldu ama bugün hâlâ böyle bir uygulama ne yazık ki yok.
Bakıyorsunuz sağlık bakanlığı son 10 yılda kamudaki diş hekimi sayısını 2 bin 700'den 10 bine çıkardı. 143 Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi (ADSM), 6 tane hastane var. Buralarda yüzden fazla hekim çalışıyor. Bursa'daki ağız diş sağlığı hastanesi iki tane ADSM var. Burada verilen sağlık hizmeti sadece tedaviye yönelik. Önleyici koruyucu sağlık hizmeti ne yazık ki verilmiyor. Meslek örgütü olarak Sağlık Bakanlığı ile toplantılar yapıyoruz. Teorik olarak onlar da bunu onaylıyor. Koruyucu hizmetlerin temel özelliği ileride daha büyük faturaların önlenmesi. Bugün çok küçük rakamlarla çocukları koruma altına alırsınız.

DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTELERİNİN SAYISI HER GEÇEN GÜN ARTIYOR. İŞSİZLİK TEHLİKESİ YOK MU?

Yeni mezun olan arkadaşların sayısı da çok arttı. Bu arada 2002 yılında 17 diş hekimliği fakültesi vardı. Şu anda 74'e çıktı. Eğitim veren 46, geri kalan kuruluş aşamasında öğretim üyesi yok altyapısı yok. Şu anda büyükşehirlerde açık olan fakültelerde bir tane dekan var aynı zamanda bölüm başkanı yardımcı doçent. Profesörü olmayan fakülteler var. Oradan mezun olan arkadaşlarımızın sayısı her geçen gün artıyor. Her yıl 4 bin diş hekimi mezun oluyor. Şu anda 30 bine yakın diş hekimi var. Hesaplamamıza göre 2025'te 60 bin diş hekimi olacak. Çok fazla bizim ülkemizde maalesef insan gücü planlaması yapılamıyor.
Şu an işsiz diş hekimleri var. Her yıl 4 bin diş hekimi düşünün. Muayenehane açmak çok zor. Daha büyük sermaye gerekiyor. Yeni mezun meslektaşlarımız da gidip bir polikli-nikte veya hastanede ücretli olarak çalışıyor ve özlük hakları konusunda da ciddi sorunlar yaşıyor. 5 yıllık eğitim alıyorsunuz ve ciddi bir yüzde birbuçuğa giriyorsunuz zor bir eğitim sonrasında da neredeyse asgari ücrete çalışan çocuklar var. Çok üzücü ve sayı arttığı zaman bunun geleceği noktayı tahmin edemiyoruz.

DİŞ VE AĞIZ SAĞLIĞININ KORUNMASI İÇİN NELER ÖNERİRSİNİZ?

Çürümenin temel nedeni şekerli gıdalar ve asitli içecekler. Beslenme çok önemli. Tütün ve sigara kullanımı da büyük hasara yol açıyor. Mutlaka yılda
2 kez diş hekimi kontrolü yapılmalı. Okullarda ağız diş sağlığı eğitimi verilmeli.

TOPLUM SAĞLIĞI MERKEZLERİNDE DE DİŞ HEKİMLERİ GÖREVLENDİRİLMEYE BAŞLANDI MI?

Şimdi toplum sağlığı merkezleri var. Oralarda çok az sayıda diş hekimi arkadaşımız istihdam ediliyor. Okullarda taramalara gidip flor vernik uygulaması yapıyorlar. Bu çok sınırlı ve uzun erimli değil. Çok az diş hekimi var. Çocukların durumlarını tespit ediyorlar. Uygun olmayan koşullarda okullarda mesela flor vernik uyguluyorlar. Bu çalışmaların sistematik yapılması lazım.

DİŞ HEKİMLERİNİN DURUMU NASIL?

Diş hekimlerinin durumu son yıllarda maalesef işçileşme sürecine gidiyor. 10-15 yıl önce diş hekimlerinin yüzde 86'sı özel de çalışıyordu. Kamuda çalışan diş hekimi sayısı çok azdı. Üniversiteler ve belediyelerde bakanlık bünyesinde çalışan çok az sayıda diş hekimi vardı. Bu süreç içinde hükümetin sağlık politikalarında büyük değişiklikler oldu. Kamuda büyük bir diş hekimi alımı oldu. Öte yandan özellikle muayenehane sahibi olan diş hekimlerinde kötü duruma gidiş başladı. Başvuru sıklığı zaten çok az. Sosyal güvencesi olan insanlar ADSM'lere yöneldi. Dolayısıyla muayenehane hekimliği yapan arkadaşların hasta sayılarında çok ciddi düşüş yaşandı.

Fotoğraflar/Fatmagül EREL