Namık GÖZ

Namık GÖZ

namikgoz@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Bonn Üniversitesi'nin Bursalı doçentinden altın öğütler
26 Mart 2020 Perşembe, 08:20

Koronavirüs salgını, Türkiye'den beyin göçünün ne kadar çok olduğunu da gösterdi.
Hangi televizyon kanalını veya internet sitesini açarsanız ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya'dan alanında dünyaca ünlü Türk bilim insanlarını görürsünüz.
Şimdi size öneri ve uyarılarını yazacağım uzman henüz televizyonlara çıkmadı ama alanında dünyanın sayılı 5 uzmanından biri.
Gazeteci arkadaşımız Sibel Bağcı Uzun'un kardeşi olan Doç. Dr. Soyhan Bağcı, Almanya'nın Bonn kentindeki Rheinische Friedrich Wilhelms Üniversitesi'nde görev yapıyor. Doç. Dr. Bağcı, Neonatoloji ve Çocuk Yogğun Bakım Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve aynı zamanda da Kronobiyoloji araştırmacısı. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Çocuk Hastalıkları alanındaki ihtisasının ardından Almanya'ya gitmiş.
Doç. Dr. Bağcı, sadece vatandaşlarda değil, hekimler arasında bile yayılan paniği gördükten sonra bir durum değerlendirmesi yaparak bunu paylaştı. Sibel Bağcı Uzun aracılığıyla ulaştığım bu bilgileri ben de size aktarayım.
Durumun ciddi ve önemli olduğu vurgusunu yapan Doç. Dr. Bağcı'ya göre, salgın aynı zamanda sosyal medyada korku pandemisine de dönüştü. Sağlıkçıların birinci görevi bunu önlemek.

Avrupa hakkında yazılanların büyük bölümünün gerçeği yansıtmadığına işaret eden Doç. Dr. Bağcı şöyle devam etti:
'Hekim bile olsalar, lütfen sadece enfeksiyon ve yoğun bakım uzmanlarının paylaşımlarını ciddiye alın. Şu an 15 binden fazla vakanın olduğu bir ülkede, üstelik pozitif vakaların olduğu bir şehrin üniversite hastanesinde çalışıyorum.
Öncelikle biz sağlık personeli arasında öyle bir panik yok. Toplantılar iptal edildi, yemekhane kapatıldı, ziyaretçilere sınırlama getirildi, rutin ameliyatlar yapılmıyor. Herkese standart maske (özel maske değil) taşıma zorunluluğu getirildi. Bütün bunlar standart önlemler. El hijyenine dikkat ediliyor. Vakalar artacak ama tehlikeli olan korona pandemisinden çok korona infodemisi'
Gelelim Doç. Dr. Bağcı'nın unvanın son bölümünde yer alan kronobiyoloji konusuna ve onun koronoavirasle olan bağlantısına. Bağcı, Sirkadyen ritim üzerinde çalışıyor. Bu da özetle vücudumuzun bir nevi saati. İnsan vücudunun kimyasal, hormonal üretim ve metabolizması 24 saatlik döngüye sahip.
Bu konunun vücudun bağışıklık sistemi ve 14 gün ev karantinasıyla yakından ilgili var.

DOÇ. DR. BAĞCI'NIN 7 MADDELİK BİYOLOJİK RİTİM ÖNERİSİ

Doç. Dr. Bağcı, koronovirüs risk grubundaki insanların sirkadiyen ritimlerini korumak, vücut direncini arttırmak ve virüs bulaşmış hastalardan yayılmayı ve ölümleri azaltmak için verdiği önerileri biraz özetleyerek vereyim:
Sokağa çıkma yasağı veya korunma amacıyla evde 14 günlük karantinaya girenler, gün içinde özellikle saat 10.00-14.00 arasında bahçede veya balkonda gün ışığında kalmalı.
Gün ışığı almayanlar akşam yapay ışığa daha şiddetli reaksiyon göstereceği için hormonal, kalp-damar, bağışıklık sisteminde kaymalar ortaya çıkacaktır. Bu da hastalığa yakalanma riskini arttıracak, hastalık halinde ise vücut normal dışı reaksiyon verecektir. O yüzden evde kalanlar akşam 21.00'den sonra yoğun beyaz ışık yerine düşük şiddette ışık yayan lambaları tercih edilmeli.

Evde kalanlar normal yaşam ritimlerine yakın kalmalı. Çok geç yatıp, gündüz geç saatlere kadar yatakta kalınmamalı. Yemek saatlerinde olağanüstü değişiklik yapılmamalı. Çünkü bu davranışlar biyolojik saati değiştirecektir.
Özellikle çocukların saat 20.00'den sonra televizyon, bilgisayar, ve cep telefonu gibi sirkadiyen ritimde kaymalara neden olacak cihazları kullanımına izin verilmemelidir. Çocuk odalarında gece lambası kullanılıyorsa, bu lambalar yatak başında olmamalıdır.
Özellikle hamilelerin gün içinde az düzeyde gün ışığına maruz kalmaları bebeğin gelişimini negatif etkiler, ayrıca gebelik hipertansiyonu gibi bir çok hastalığın ortaya çıkmasına neden olur. Sağlıklı bir gebelik için günde bir saat mutlaka gün ışığı alınmalı.
Gün ışığı alamayanlar ise bağışıklık sistemini güçlendirmek için E ve D vitamini kullanmalı.
Yoğun bakımlardaki aydınlatma sistemleri biyolojik ritimleri sürdürecek şekilde düzenlenmeli.

KORONAVİRÜS GÜNLÜĞÜ (3)

MUTFAĞA GİRİŞ YASAĞI GELDİ

Karantinanın dördüncü gününde bizim evde bana mutfağa giriş yasağı geldi. Nedenine gelince, biyolojik saat rutinini bozmamak için erken kalkıyorum. Bizimkiler uyurken kahvaltıyı hazırlayayım dedim. Demez olsaydım. Altıüstü bir omlet yapmak için bu kadar mı bulaşık çıkar. Omleti yapmayı başardım ama bir içişleri bakanından mutfağa giriş yasağı getirildi. Ama taktiği öğrendim sayılır. Önümüzdeki günlerde yasağı delip yemek yapmaya kararlıyım.
Şanlıurfa'daki kardeşim Prof. Dr. Mustafa Göz, kalp-damar cerrahı. Evde oturduğumu öğrenince hemen uyarısını yaptı. 'Evde kal ama hareketsiz kalma' uzun süreli hareketsiz oturmak toplardamar rahatsızlığına yol açıyormuş.
Ne yapacağım diye düşünürken çözüm İnegöl Belediyesi'nden geldi. Belediye bir uzman tarafından hazırlanan evde egzersiz klibi yayınlamış. 14 dakikalık bir program. Yorucu da değil. İnegöl Belediyesi sayfasından bulabilirsiniz.
Bir deprem eksikti. Koronadan kaçarken depreme tutulduk. Tam televizyondaki ekonomi programını izlerken saat 10.23'te Gemlik sarsıldı. Büyük değilmiş: 2,5. Ancak merkez üssü hemen yakınımızdaki Orhangazi Hamzalı Mahallesi olması dolayısıyla hissetmişiz. Gemlik deprem bölgesi olduğu için hassas hale geldiğimizden olsa gerek.
Bu arada mühendis olarak çalıştığı fabrika üretime ara verdiği için oğlum Mehmet Sıtkı da bizimle beraber. O da evde kalma rekoru kırıyor. Eskiden yemek saatleri dışında 5 dakika evde tutamazdık. Korona sen nelere kadirsin.
Sönmez Medya'nın evden çalışma imkanı sunması dolayısıyla ben biraz şanslıyım. Gazeteci arkadaşlarımız böylesine tehlikeli bir ortamda görev yapmaya devam ediyor. Sizlere haber ulaştırmak için gece gündüz görev yapan teknik servisinden muhabirine, editöründen yazı işleri müdürlerine, televizyon sunucularından programcıları kadar tüm medya çalışanları da en az sağlıkçılar kadar alkışı hak ediyor.