Namık GÖZ

Namık GÖZ

namikgoz@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
BRIC oyna aklını koru
01 Ocak 2018 Pazartesi, 10:25

Dilek Yavaş, üniversite yıllarında tanıştığı ve adeta aşık olduğu kağıt değil, akıl sporu olan bricin başarı basamaklarını adım adım tırmanarak, şampiyonluklara uzandı. Brici öğrenmek ve kendini geliştirmek için mesleği olan eczacılığa bile bir süre ara veren Dilek Yavaş, iskambil kağıtlarıyla oynandığı için oluşan algıdan şikayetçi. Önyargı nedeniyle yıllar sonra annesini bricin spor ve akıl oyunu olduğuna ikna edebilmiş. Zihin sporu olması dolayısıyla her yaşta insanın briç oynayabileceğini kaydeden Yavaş, çağın hastalığı Alzheimer'dan korunmanın en iyi yolunun briç oynamak olduğunu belirtti.

Dünyada ve Türkiye'de başarı hikayeleri olan insanlar yakından incelendiğinde mutlaka geçmişlerinde briç ve satrancı görüyorsunuz. Mao'dan Bill Gates'e Ömer Şerif'ten Warren Buffett'a, İsmet İnönü'den Atatürk'ün eşi Latife Hanım'a kadar birçok ünlü sima briç oyuncusu.
Briçle ilgili en önemli tespiti ise Mahatma Gandhi yapmış. 'Elinize gelen kartlar kaderinizdir, onları değiştiremezsiniz. Ama bu kartları nasıl oynayacağınız sizin becerinizdir' cümlesi bu akıl sporunun hayatla nasıl özdeşleştiğini en iyi şekilde anlatır.
Dünyada artık spor olarak kabul edilen bu taktiksel oyun. Uludağ Üniversitesi ameliyathane eczanesi sorumlusu Dilek Yavaş'ın kapısını İstanbul'daki üniversite yıllarında çalmış. Me-rakla başlayan ilgi kısa sürede tutkuya dönüşünce mesleğine bile bir süre ara vermiş. Tabii harcadığı emeğin de karşılığını almış. O artık 'Altın Büyük Usta' kategorisinde yer alan Türkiye'nin başarı listesindeki ilk 50'de yer alan 6 kadın oyuncudan biri. Dilek Yavaş'la hem kişisel öyküsünü, hem de briç sporunu konuştuk.

Briçle tanışmanız nasıl başladı?
1991 yılında üniversiteye gittiğimde benden üst sınıftaki arkadaşlarımın kağıt oynadıklarını gördüm. 'Nedir' diye sorduğumda, 'briç oynuyoruz' dediler. Çok merak ettim. Biraz anlattılar. Hemen kavradığımı söylediler. 'Yeteneğim var ben bunu bir araştırayım' dedim. Gerçi o zaman okul nedeniyle fazla ilgilenmiyordum. 1995'te tekrar ilgim başladı. Bu kez İstanbul'daki briç kulübüne giderek eğitmen eşliğinde başladım.

Yarışmalara ne zaman girdiniz?
Kulüpte ufak ufak turnuvalara katılıyordum. 1996 yılında genç milli takım seçmelerine katıldım. Üçüncü bitirdim. Fakat yedek olarak seçtiler bizi. Daha deneyimli bir çift vardı ilk üçe giremeyen onu tercih ettiler. Bir haksızlığa uğradım o sene. 1997 yılında kadın milli takım seçmelerine katıldım. Finale girmeye hak kazandım. Finalde kaybettik ama motive etti. O kadar yeni bir briççinin bu kadar iyi bir derece alması herkes tarafından alkışlanması, başarıyı beğenmeleri beni motive etti. O kadar merak sardım ki eczacılığı bırakıp briçle ilgilenmeye başladım. Mesai gibi gidiyordum. Her gün 8 saat. Briçte deneyim uzun sürüyor. Hocam, 6 yıldan az süreli oyuncuya tecrübesi yoktur diyordu.

Hangi dereceleriniz var?
2008 yılında madalyaya çok yaklaştım. Pekin'deki olimpiyatlarda dördüncü olduk. Dünya çapında bütün ülkelerin katıldığı bir yarışmaydı. 48 ülke katılıyordu. Bizi tabi çok büyük bir güven verdi. 2001 yılında Avrupa Açık Şampiyonası'na 4 kişi katıldık ve Avrupa şampiyonu olduk. Bizim en büyük başarımızdı. Sonra ertesi yıl Dublin'de milli takımla Avrupa Şampiyonası'na katıldık. Orada Avrupa üçüncüsü olduk. Hatta öyle komik ki rakip yarım puan ceza yedi bu yüzden biz üçüncü olduk. Nüanslar dereceyi değiştiriyor. İlk kez madalya aldık. Çok gurur verici bir dereceydi. Avrupa Şampiyonası'nda ilk 6'ya girdiğimiz zaman Dünya Şampiyonası'na gitmeye hak kazanılıyor. Üçüncü olunca Dünya Şampiyonası'na gitmeye hak kazandık. İlk kez böyle bir başarı elde edilmişti. 2013 yılında Endonezya'nın Bali kentine gittik. Orada da dünya beşinci olmayı başardık. Çok daha iyi olabilirdi ama şans da biraz etkiliyor. 2014 yılında Dünya Gençler Şampi-yonası İstanbul'da yapıldı. Ben kızların kaptanlığını yaptık. Çok keyifli bir deneyimdi.

Öğrenmek ve geliştirmek için neler yaptınız?
O zaman bilgisayar, internet yok. Kitap ve ustalar. Usta çırak ilişkisiyle eğitim yapılabiliyordu. Mesela bir kavram veya oyundaki bir hamle anlatılıyor biz bu ne ki deyip araştırıyorduk. Hocamıza soruyorduk. Şimdi bunlar artık çok kolay şeyler. Mesela 'multi'nin ne demek olduğunu öğrenmek için bir haftamızı harcamıştık.

Türkiye'de durum nasıl?
Federasyon başkanımız Nafiz Zorlu oldu. Diğer alanlardaki başarısının yanı sıra çok iyi bir briç sporcusu. Briç biraz gönül işi ve bu konuya gönül vermiş bir insan. Biraz ilgiyi artırdı. Daha önce Ata Aydın vardı. O da çok gönülden görev yapan bir insandı. İlk büyük adımları atan odur. Ülkemizde 2004 yılında ilk kez olimpiyat düzenlendi.

Briçte bundan sonraki hedefiniz ne olacak?
20018 yılında Belçika'da Avrupa Şampiyonası olacak benim ilk hedefim ilk 6'ya girerek Dünya Şampi-yonası'na katılmak. İnanıyorum ki bu yıl madalya da kazanabiliriz. Çok hazırlıklıyız. Başarılı bir milli takım. Bir başarı geleceğine inanıyorum.

Demin eczacılığı bir tarafa itecek kadar ilginizi çektiğini söylediniz. Briç oynamak nasıl bir duygu? Sizdeki etkisi nasıl?
Strateji geliştirmeyi artıran bir spor. Kağıtları elinize aldığınız zaman hangi noktaya varacağınızı tespit etmeniz gerekiyor. O noktaya göre hareket ediyorsunuz. Bu öngörünüzü artırıyor. Bunu hayata da uyguluyorsunuz ve bu sizde alışkanlık haline geliyor. Problem çözmeyi çok daha kolaylaştırıyor. Pratik insan olmanızı sağlıyor. Sorunları görebilme ve daha çabuk çözebilme, kök nedenlerine ulaşabilmeyi sağlıyor. Sizi biraz dedektif gibi yapıyor.

Alzheimer çağın hastalığı. Briç oynamanın bunu engellediği söyleniyor.
Her insanın bir hobisi olmalı. Ancak bunun süreklilik arz etmesi gerekiyor. Briç her yaşa ve konuma uygun bir hobi.. Ameliyatının ertesi günü briç oynayan biliyorum. Bricin hiçbir engeli yok ve iyileşmesinde de etki ettiğini düşünüyorum. Pozitif enerji veriyor.
Her yaşta başlanabilir ve devam ettirilebilir. Önemli olan hedef. Briçte kademe kademe hedef-leri var. Orada milli takım oyuncusu olmayı hedefliyorsanız hakikaten çok büyük emek vermeniz gerekiyor. Oyun işin en az kısmı. Oyundan sonra günlerce tartışıyoruz. Başka şehirlerde briç turnuvasına gidiyoruz. Yol boyunca o oyunun elleri tartışılıyor. Yol nasıl geçiyor bilinmiyor.
Beyin hastalıkları konusuna gelince Nörolog bir arkadaşım. Aynı zamanda briç oyuncusu. Bir arkadaşımıza Alzheimer olabilir teşhisi konulmuş. Ben ona danışmıştım ne olur diye. Briççiden Alzheimer olmaz demişti. Net konuştu. Briçte sürekli beyin faaliyet halinde. Briç oynarken aynı anda bir sürü şeyi düşünüyorsunuz ve seferinde değişiyor. 52'lik desteden elinize gelen 13 kağıt. Bir daha gelmiyor. Sağın ne dedi, solun ne dedi, ne çıktık, sürekli beyin çalışıyor. Alzheimer'a karşı önerilen bir şey.

Siz gençlere önerir misiniz, neden briç oynamalılar?
Briç bizim zamanımızda gençler arasında bu kadar popüler değildi. Şimdi bakıyorum. Üniversite takımları var. Artık yaygınlaşıyor. Karadeniz Ereğli'de ortaokul öğrencilerine kadar inmiş. Bir kere bireysel bir spor değil. Bireysel sporların dezavantajları yok bunda . Ben yüzücüydüm. Bireysel spor yaptım. Bizi sutopu takımına aldılar. Topu alan kaleye gidiyor. Tek başına yüzmeye alıştığımız için kimse paslaşmıyor. O zaman öğrendik takım nedir. Briç takım ruhunu da gösterir. Öğrencilere bir arada neler yapabileceklerini öğretir.

Bir müsabakadan sonra yorgun hissediyor musunuz kendinizi?
En az yüzme kadar yorucu. Enerji harcanıyor. Beyin yorgunluğu daha zor. Tabii gittiğiniz turnuvaya da bağlı. Milli müsa-bakalarda daha stresli. Hedef büyüdükçe stres artıyor. O yüzden stresle baş edebilme gücüne de sahip oluyorsunuz. En karmaşık durumda bile soğukkanlı olup, çözüm üretebiliyorsunuz. Üst düzey yöneticilerin geçmişinde mutlaka bir briç veya satranç görüyorsunuz. Satranççılardan çok iyi briççiler çıkıyor.

Briç okullara inebilir mi? Kağıt oyunu olduğu için bir önyargı var sanırım.
Briç yaşlanan bir spor oldu. Yeni gelenler azaldı. İstiyoruz yeni gençlerin gelmesini, okullara girmesini. Okullara girmesiyle başarı artacaktır. Diğer spor dallarında olduğu gibi çocukluktan başlaması gerekiyor. Kağıtla oynandığı için maalesef ülkemizde Önyargı var. Bunun önüne geçilmesi gerekiyor. Önyargıyı yenmemiz de anne ve babalara bağlı. Babam çok karışmadı ama annem, kağıt oyunu olduğu için 28 yaşıma kadar ret etti. Kabullenemedi bir türlü. Sonra o da kabullendi. Önyargıyı yenmek çok zor.