Namık GÖZ

Namık GÖZ

namikgoz@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Bursa'nın eğitim çınarı Şükrü Akyollu: "Başarının anahtarı öğretmenler"
29 Ocak 2018 Pazartesi, 07:46

Bursa'da dershane ve özel okul denilince akla gelen ilk isimlerden biri olan Şükrü Akyollu'nun yaşamöyküsü 1946 yılında Mustafakemalpaşa'da başladı. Babası nakliyecilik yapan Akyollu, ilk ve ortaokulu Mustafakemalpaşa'da tamamladı. Eğitimini tamamlayıp öğretmen olmak istiyordu. Ancak ilçede lise yoktu. O dönemde okumak isteyen dar gelirli çocukların önünde iki yol vardı. Ya askeri lise ya devlet parasız yatılı okulu. Ailesi kısıtlı imkanlarını Bursa Erkek Lisesi'ne gönderdikleri ağabeyi için kullanmıştı.
Ortaokulu bitirince baba mesleğini öğrenmek ve devam ettirmek için kamyonlara alıştırmaya başladı. Ama içindeki okuma arzusu , lise eğitimi gören yaşıtlarının ilçeye her gelişlerinde, 'Ya Şükrü sen nasıl okumazsın' sözleriyle bir kez daha depreşti. Çünkü her yıl sınıfı iftiharla geçen bir öğrenciydi. Ortaokuldan doğrudan mezun olan 6 öğrenciden biriydi çünkü. Bu hırsa bir yıl çalıştıktan sonra girdiği sınavlarda Bolu Öğretmen Okulu'nu kazandı. Bir yıl okumamak canına tak dedirtmişti.
Yazılı sınavın ardından yapılan sözlü sınavda matematikten çarpanlara ayırma sorusu o kadar basit gelmişti ki, öğretmenlere 'Bu kadar da kolay olmamalı' diye espri yapmış, öğretmenlerle başlayan bu diyaloğu lise eğitimi boyunca devam etmiş ve yeni kapılar açılmasını sağlamıştı.

ÖĞRETMENLİK RASTLANDI DEĞİL, KENDİ SEÇİMİ

5 yıllık okuldan yüksek öğretmen okuluna öğrenci gönderilmezken kapıyı Şükrü Akyollu açarak, 66 öğretmen okulundan 115 öğrenci arasına girmeyi başardı. 1963'te Ankara'da lise sonu okuduktan sonra o dönemin en popüler mesleği olan kimya bölümünü tercih etti. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi'nde o yıllarda eğitim görenler bir yıl fazla okuyunca yüksek mühendis unvanı alıyordu. Tıp fakültelerinden bile popülerdi. gündüz üniversite gece pedagojik formasyon dersleri. 4 yılın sonunda bir çifte üniversite bitirmiş konuma gelen Akyollu, arkadaşlarının aksine öğretmenliği tercih etti. Öğretmenlik onun için bir rastlantı değil, tamamen kendi seçimiydi. Okul yıllarında bile öğretmenleri ondaki bu yeteneği keşfederek tahtayı zaman zaman Akyollu'ya bırakmışlardı.

MALATYA'DAN BURSA KIZ LİSESİ'NE

Mezun olduktan sonra Malatya Turan Emeksiz Lisesi'ne tayini çıkan Akyollu, burada 2 yıl çalıştıktan sonra eş durumundan Bursa Kız Lisesi'ne atandı. Çalıştığı dönemde çok iddialı bir öğretmen oldu. Başarısı tüm Bursa'da konuşuluyor. İstanbul'daki önemli okullarda öğrenim gören öğrenciler bile hafta sonraları Bursa'ya geldiklerinde ondan ders alıyorlardı.
1970'li yılların başında dershane sektörü doğuyordu. 1973 yılında da Emin Ali Köylü Bursa'nın ilk dershanesini kurarak, tecrübe, araştırma ve netice kelimelerinin ilk harflerinden oluşan Tan adını verdi. Ancak yürütmekte sıkıntı çekince Fizik öğretmeni Mehmet Özuslu ile Şükrü Akyollu'ya çoğunluk hissesini teklif etti. Bu teklif hem Akyollu hem de Özuslu'nun kafasını karıştırdı. Devlet güvencesini bırakmak ne kadar doğru olacaktı? Soru işaretlerine rağmen teklifi kabul eden Akyollu ve Özuslu matematikçi olarak da Ergin Kayan'ı da alarak dershanecilik macerası başladı. Yol arkadaşları arasına Osman Doğdu, İsmet Ayhan ve Öztürk de katıldı.
1976-1977'deki ilk ders yılında üniversite birincisi çıkaran dershane kısa sürede popüler hale geldi. 5 derslik yetmeyince Basak Caddesi'ndeki ikinci bina alındı. Arkadaşları arasında hep gaz pedalına basan yani büyüyüp gelişmek isteyen Akyollu vardı. Fırsat eşitliğini bozduklarına inanmıyor tam tersine iyi eğitim almamış öğrencileri sınav sistemine hazırladıklarını savunuyordu.

SÖZ VERDİ, TIP FAKÜLTESİNİ KAZANDI

Akyollu'nun dershane yıllarında çalışma sistemini ve başarılarıyla ilgili ilginç bir öyküsü de var. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı da yapan Prof. Dr. Selim Gürel, lise son öğrencisidir. Babası ben seni dershaneye gönderemem deyince Tan Ders- hanesi'nin yolunu tutar. Şükrü Akyollu'ya 'Hocam ben çok çalışkan bir öğrenciyim. Bir numaralı tercihim Cerrahpaşa Tıp Fakültesi olacak. Ben orayı kazanırsam para ödemem. Ama kazanmazsam bu parayı size bulup ödeyeceğim' der. Şükrü hoca, gülümseyerek kabul eder. 5 kuruş ödemeden dershaneye devam eden Selim Gürel tıp fakültesini kazanır ve yıllar sonra profesör olur.

DERSHANEDEN OKULA GEÇİŞ

Dershane devam ederken Namık Sözeri'den bir teklif gelir. Şükrü Akyollu'ya 'Bu binalar size yakışır. Burada dershanecilik yapın' der. Ancak Sözeri'nin bir şartı vardır; Burayı okul yapmayacaksınız sözünü alır. 1995 yılında dershane Namık Sözeri'nin boşalttığı binalara taşınır. O dönemde Bursa gazeteleri okul gibi dershane başlıklarıyla açılışı duyurur.
Ancak dershanecilikteki kalite sorunu yüzünden Şükrü Hoca, okul kurmayı kafasına koyar ve Ali Baran'ın okulunu kurarlar. 1997 yılında okul açılır ve Tan ismi Bursa'da marka haline geldiği için birinci sınıftan 11'inci sınıfa kadar açılan tüm şubeler dolar.
Okulu açtıktan iki yıl sonra bina artık yetmemeye başlamıştır. Arsa arayışları sonunda Balat'taki bugünkü binanın bulunduğu arsa alınır. O zaman bugünkü Balat yoktur. Yıllar sonra öngörü mü tesadüf mü diye. Akyollu hem öngörü hem de tesadüf diye yanıt verir. Çünkü o yıllarda bile Bursa otoyolunun çıkışının bu noktadan olduğu Karayolları projelerinde vardır. Akyollu bunun avantaj olacağını bilir.
1999 yılının haziran ayında yeni okul binasının temeli atılır. O dönem Şükrü Hoca, Bursaspor yönetiminde ve basın sözcüsü olduğu için Bursaspor takımı da temel atma törenine katılır. Ancak, 17 Ağustos'ta Marmara depremi yaşanınca tüm planlar değişir. Zemin etütleri yeniden yapılır, radyal temel atılarak dep-reme dayanıklı yeni bir bina inşa edilir.
Şükrü Akyollu'nun temel felsefesi gösterişten uzak ancak eğitime uygun bir bina yapmaktır. Adım adım eğitim kompleksi tamamlanır. Anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise ve fen lisesi kurulur. Bugün Tan'ın adı her kademedeki başarı listelerinin hep üst sıralarında yer alır. Öğrencileri de eski öğrencilerinin çocuklarıdır. Hatta öğrencilerin torunlarını bile okutur hale gelmişlerdir. Az buz değil. Bir fidan olarak başlayan eğitim kurumu bu yıl 45'inci yılını kutluyor.

EĞİTİMİN GELECEĞİ ÖĞRETMENLERDE

Meslekte 50'nci yılını dolduran ve Bursa'ya Tan gibi bir eğitim kurumunu kazandıran Şükrü Akyollu'ya Türkiye'deki eğitim ve geleceğini soruyoruz. Verdiği yanıt kısa; 'Başarının anahtarı öğretmenlerde.'
Akyollu'nun diğer bir tespiti ise Milli Eğitim Bakanlığı'nın son 30 yıldır öğretmen yetiştirme projesi olmamasında. Akyollu, çözümü ise şöyle anlattı:
'İyi öğretmen yetiştirecek sistemi geliştirmemiz gerekiyor. En önemlisi bu. Eğitim nedir? Bir çocuk size verilecek. Eğitim ortamında hazırlayacaksınız. Öğrenci ve öğretmen. Sizin o pırıl pırıl evlatları iyi yetiştirecek öğretmenlere ihtiyacınız var. Böyle bir politikamız yok. Bir dönem 2 ayda öğretmen yaptık. Milli eğitim bakanı olsam; gönüllü idealistleri yetiştirecek model kurmaya çalışırdım. Bu iş gönülle yapılır. Bakıyorsunuz doğuya güneydoğuya tayin olmuş bir kızımız harikalar yaratıyor. Gönlünü koyuyor ortaya.'
Peki kendi eğitim kurumları için nasıl öğretmen buluyorlar? Şükrü Akyollu, devletten daha iyi imkanlar sunarak stajyerken aldıkları öğretmenleri yetiştirdiklerini söyledi.
Eğitim konusunun günlük politikalardan mutlaka arındırılması gerektiğini de söyleyen Akyollu, şöyle devam etti:
'Çünkü sizin yetiştirdiğiniz kimseler 20 sene sonra sizin koltuğunuzda oturacak bakanları milletvekillerini doktoru mühendisi yetiştiriyoruz. Sizin kafanızda olması mümkün değil. Bunları daha aydın bireyler olarak yetiştirmemiz gerekiyor. Öyleyse günlük politikalardan arındırılmış bireyler yetiştirmemiz lazım.'
Sınav sisteminin de sık sık değiştirilmesini eleştiren Akyollu, 'Maç oynanırken kural değiştirmek olmaz. Eldeki modelin suyu mu çıktı?' dedi.