Namık GÖZ

Namık GÖZ

namikgoz@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Eğitim vizyonu 40 yılda neler kaybetti?
21 Mayıs 2019 Salı, 07:58

Türkiye son birkaç gündür hararetle Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un açıkladığı yeni eğitim modelini tartışıyor. Toplumun geleceği ile ilgili her konuda olduğu gibi işin özü bir yana bırakılmış, ayrıntılar ana başlık haline dönüşmüş. Tartışmanın odağına ise matematiğin seçmeli ders olması yer alıyor.
Gerçi bu konuda bakan düzeltme yaptı ama tartışılması gerekenin bu olmadığının altını bir kez daha çizerek, izlediğim iki görüntüyü anlatayım size...
Birincisi; TRT'nin sosyal medya hesaplarında bir süredir başlattığı güzel bir uygulama var. Güncel olaylarla ilgili 40 yıl öncesinde yer alan görüntüler paylaşılıyor.
Yıl, 1979... Yer, Ankara... 19 Mayıs dolayısıyla lise öğrencisi gençlerle röportaj yapılıyor. TRT muhabirinin yönettiği soru; Atatürk geleceği neden gençlere emanet etmiştir?
Soruya yanıt veren gençlerin öz güveni, cümle kurmaktaki becerisi, konuya hakimiyetleri alkışlanacak cinsten. Muhakeme eden ve kitap okudukları her halinden belli olan bu gençleri görünce 40 yıl geriye gittim O yıllarda lise ikinci sınıftaki halimi düşündüm. Gerçekten kitap okuyor, okumakla kalmayıp, kendi aramızda ya öğretmenlerimizle tartışıyorduk. Şiir ise ayrı bir sevdamızdı.
TRT'nin paylaşımına yapılan yorumlara da baktım. Kimileri bunlar seçilmiş öğrencilerdi diye eleştiri de getiriyor.
İkinci örneğim ise tam bununla ilgili 18 Mayıs akşamı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe Sarayı'nın Muayede Salonu'nda eğitim gören gençlerle bir araya geldi. Gençlerle birlikte iftar yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra ise onlarla soru-cevap şeklinde söyleşi gerçekleştirdi.
Toplantıya katılan bu gençlerin de seçilmiş olduklarına eminim. İzleyenler tanık olmuştur. Birbirine bağlı üç cümleyi kuranı göremedim. Üstelik aralarında üniversiteyi bitirmiş yüksek lisans öğrencileri bile vardı.
Bir tarafta 1979'da kavramsal bağ terimini cümle içinde kullanarak, neredeyse bir paragraflık düşüncesini teklemeden anlatan lise öğrencisi diğer taraftan soru cümlesini kuramayan üniversite mezunları...
Geçen 40 yılda ülkemiz çok değişti. Yollarımız, köprülerimiz bir yana neredeyse her çocuğun evinde kendi odası hatta çalışma masası bile var. Ne yazık ki bununla paralel hatta daha ileride olması gereken eğitimli neslimizi maalesef geliştiremedik.

12 YAŞINDAKİ BURSALININ VATAN SEVDASI

Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'a Samsun'a çıkmasıyla başlayan ulusal kurtuluş savaşımız kolay kazanılmadı. Anadolu insanı bin bir türlü zorluğa rağmen ülkesini Mustafa Kemal'in önderliğinde emperyalistlerden kurtarmayı başardı.
Anadolu Ajansı'nda birlikte çalıştığımız ve Parlamento Muhabirleri Derneği Başkanlığı da yapan gazeteci ağabeyim Barış Kaşıkçı, emekli olduktan sonra meslek aşkını sosyal medya üzerinden sürdürüyor. Yazarlar, şairler ve önemli kişiliklerin doğum günleri ölüm yıldönümlerinde ya eserlerini ya da hayat öykülerini Barış abinin paylaşımları sayesinde bir kez daha görme imkanı buluyorum. Araştırıyor, fotoğraflar buluyor, özetliyor ve kitap tadında paylaşıyor. 19 Mayıs dolayısıyla Barış abinin Kurtuluş Savaşı ile ilgili paylaşımlarında dikkatimi çekti:
Bursa'nın düşman işgaline uğraması o günlerde ulusal kurtuluş savaşı vermek için oluşturulan ilk mecliste derin bir travma yaşatmış. Bursa'nın işgalini anlatan hatiplerin konuşmalarıyla bütün vekiller gözyaşlarına boğulmuştu. Hatta Mustafa Kemal'in teklifi ile meclis kürsüsü 'Puşide-i siyah' olarak adlandırılan siyah örtü ile kapatılmıştı. Bu örtü Bursa'nın kurtuluşu gerçekleşinceye kadar da kalkmadı.
Bursa'da işgale direnenler de vardı. Paylaşımda, 11 Şubat 1921 tarihli Hakimiyeti Milliye gazetesindeki bir haberin kupürü yer alıyor. Bunu ilk kez gördüm. Günümüz Türkçesi'ne çevrilmiş haber metni aynen şöyle:
"Bursa'da merhum kaymakam Hasan Seyfettin Bey'in 12 yaşında İhsan adlı çocuğunun teşvikiyle eşraftan 10 kişinin çocuğu Keşiş Dağı'na firar etmişlerdir... Firarları esnasında : Yunan Kumandanlığına 'Bizler ki bu vatanın öz evlatlarıyız, işte gidiyoruz...Ama buraya yakında Ordumuzun (Türk Ordusunun) öncüleri olarak döneceğiz' şeklinde bir mektup göndermişlerdir. Mektubun sonu Çete Reisi İhsan olarak imzalanmıştır... Bu mektup üzerine Yunan Kumandanlığı çocukların ana babalarını tutuklamışlardır..."
İşgaline direnmek için o zamanki adı Keşiş olan Uludağ'a çıkan bu çocukların akıbeti ne oldu bilmiyoruz ama bildiğimiz, Bursa'nın kurtuluşunda, İzmit'ten gelen milli kuvvetler kadar vatan için işgale direnen dağ müfrezesinin de büyük katkısı olduğu.