Namık GÖZ

Namık GÖZ

namikgoz@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
İklim değişikliği kapıda değil, artık yaşıyoruz
24 Haziran 2018 Pazar, 07:25

Son iki aydan beri seçim kampanyalarından daha çok hava durumunu, yağışları, şimşek çakmasını, yıldırım düşmesinin sonuçlarını tartışıyoruz.
Sosyal medya hesaplarında sel baskınları, çoklu şimşek görüntülerinin boy fotoğrafları yer alıyor.
Geçen hafta Osmangazi Belediye Başkanlığı Özel Kalem Müdürü Orhan Mollasalih ile ani bastıran sağanak yağışa yakalanmıştık. Yağmur o kadar şiddetli yağıyordu ki bulunduğumuz tente altından kapalı mekanla aramızda en fazla 5 metre olmasına rağmen bir türlü ıslanmayı göze alıp karşıya geçememiştik.
Bardaktan boşanırcasına değil, adeta kovadan boşanırcasına yağmur yağıyordu. Oysa çok değil 10 dakika önce sıcaktan bunalır hale gelmiştik.
Mollasalih, geçtiğimiz aylarda botanik parklarını incelemek için Singapur, Tayland ve Malezya'ya gitmişti. İklimin gittikçe bu ülkelere benzediğini söyledi. O ülkelerde de 35-40 dereceye ulaşan sıcaklık nedeniyle gözlerini açamaz haldeyken, birden yağmur yağar yarım saat sonra ise yine sıcak başlarmış.
Bu tablo Bursa'nın artık tropikal iklimi yaşamaya başladığının bir göstergesi. Gazetemizin teknik servisindeki arkadaşlar anlattı. Son günlerde bu zamana kadar görmedikleri böceklerle karşılaşır olmuşlar. Ağaçlıklı bölgelerde yaşayanlar böcekler yüzünden pencerelerini açamaz hale gelmişler.
Geçtiğimiz aylarda Gözlem Kulesi röportajı için Çevre Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Efsun Dindar ile görüşmüştük.
Söylediği şuydu: İklim değişikliği artık kapıda değil, içeriye girdi ve yaşıyoruz.
Tekrar arayıp, son durumu öğrenmek istedik. Son günlerde tartışılan, 'Sel baskınlarının dış etkiyle ilgisi var mı?' sorusunu yönelttik.
Dış müdahale sorusunu gülümseyerek yanıtladı ve 'Keşke dış müdahale olsa. Biz de müdahale eder düzeltiriz'
Mesele tamamen iklim değişikliğiyle ilgili.
Şu anda dünyanın sıcaklığı 1,1 derece arttı. Deniz seviyesi de 19 santim yükseldi. Artık iklim ile ilgili veriler bize önlem alınması gerektiğini gösteriyor. Paris Anlaşması ile artışın 2 derecede tutulmasıyla ilgili bir niyet var. Bu yönde de ülkelerin niyet mektupları var. Türkiye de taraf ama henüz Meclis'ten geçmedi.
Önümüzdeki yıllarda bunun daha farklı sonuçlarını da yaşayacağız. Hem ürün deseni anlamında hem endüstri anlamında hem doğal kaynaklar konusunda değişimler başlayacak. O yüzden ileriye dönük projeksiyonlar şimdiden hazırlanmalı. Vatandaşın da bundan bilgi sahibi olması gerekiyor. Çünkü bunun sonuçlarına göre zorunlu göçler ortaya çıkabilir. Çiftçiye diyeceksiniz ki 20 yıl sonra senin tarlan iklim değişikliğinden etkilendiği için bu ürünü ekemeyeceksin. Ne yapacak o çiftçi, mecbur göç etmek zorunda kalacak.

Belki de şeftali, incir ve zeytin yetişemeyecek
Efsun Dindar'ın verdiği bilgiye göre, Bursa iklim değişikliğinin etkileriyle ilgili çalışma yapılacak pilot illerden biri. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından iklim değişikliğine uyum programı başlatıldı. Eylem planları oluşturuluyor. Eylem planını Bursa Büyükşehir Belediyesi hazırlıyor. Sıkıntılar baş gösterdiğinde Bursa'ya özgü şeftali, incir, armut ve zeytin gibi ürünler etkilenecek. Nasıl etkilenecek kaç sene sonra bu ürünleri elde edemeyeceğiz. Bununla ilgili detaylı çalışma şimdiden yapılıyor.
Geçtiğimiz günlerde İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu da iklim değişikliğiyle daha fazla tropikal hastalıkların ortaya çıktığına dikkat çekerek, ' Bu yüzden daha fazla tropik hastalık uzmanı yetiştirmemiz lazım' demişti.

'Çevrenin siyaseti partisi olmaz'
Efsun Dindar'ın dikkat çektiği önemli bir konu da çevrenin günlük kazançlara kurban edilmesi. Çevrenin siyaseti, partisi olmamalı. Hepimiz aynı havayı soluyup, aynı suyu içiyoruz. Çevreyle ilgili kararların da siyasi otoriteden bağımsız olması gerekiyor ki daha anlamlı ve etkin bir süreç yürütülebilsin. İklim değişikliğinin sonuçları için fonlar oluşturulmalı. Çünkü sonuçta insanların temel gereksinimi olan hava, su ve gıdayı direkt ilgilendiren bir konu. Güvenli su ve gıda önümüzdeki yıllarda stratejik hale gelecek ve etkilenmenin asgariye indirilmesi için yatırım ve para gerekli.