Namık GÖZ

Namık GÖZ

namikgoz@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
İmar Barışı dolandırıcılara yeni iş kapısı oldu
22 Ağustos 2018 Çarşamba, 07:52

Türkiye'deki yapı stokunun kayıt altına alınması amacıyla İmar Barışı olarak adlandırılan yasa 6 Haziran'da Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmişti.
Türkiye'deki toplam 26 milyon yapı stokunun ancak yüzde 35'inin imara uygun olduğu bilindiği için yasal düzenleme 13 milyon yapıyı ve 40 milyonluk nüfusu doğrudan ilgilendiriyor.
Bursa'daki rakamlar ise Türkiye ortalamasının çok üzerinde. Bir milyon 200 bin yapının yüzde 50, hatta kimi uzmanlara göre yüzde 60'ı kaçak ve imara aykırı olan Bursa'daki başvuruların da 600-650 bine ulaşması bekleniyor. Bayram öncesine kadar başvuru sayısı 135 bini aşmıştı.
Geçtiğimiz günlerde bakanlık Türkiye genelindeki rakamları açıklamıştı. 2 ayda 4 milyon 141 bin kişi başvurmuş. Bu vatandaşların yaptıkları ödeme ise bir milyar 643 bini buldu.
Yasada depreme dayanıklılık konusuna vurgu yapılmaması bir yana sorun sahada devam ediyor. Bunun nedeni de her konuda olduğu gibi Türk insanının iyi niyetinin suiistimal edilmesi.
Bir telefonla binlerce dolar ve kilolarca altınını çöp kutularının yanına bırakan profesörler mi dersiniz yoksa Çiftlikbank olayında olduğu gibi elindeki telefondan büyükbaş hayvan yetiştirdiğine inanların yaşadığı bir toplum profiline sahibiz. Dolayısıyla bu konu da tırnak içinde yazıyorum 'bazı uyanıklar' için iş ve fırsat kapısı doğurdu.
Toplumun bu kadar geniş kesimini ilgilendirmesinin yanı sıra başvuru şekli ve aşamaları konusunda vatandaşların hatta mimar ve mühendislerin kafalarında yüzlerce soru varken bunun olması kadar doğal bir şey yok.
Peki, vatandaş ne yapacak?
İlk aşama aslında çok basit 'e-devlet şifresi'yle internet üzerinden tüm işlemler yapılabiliyor. Bunu yapamayanlar için de ikinci bir yol Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne başvurmak. Sonraki aşamalar ise harita mühen-disleri ile mimarları ilgilendiriyor.
Aslında bu konu dolaylı da olsa belediyeleri ilgilendiriyor. Vatandaşların mağduriyetinin önlenmesi için belediyeler birçok konuda olduğu gibi uzmanların oturduğu danışma masaları kurarak vatandaşlara yardımcı olamaz mı? Bu uygulama hem çevre ve şehircilik müdürlüğünün işini kolaylaştıracak hem de dolandırıcılık olaylarını asgariye inderecektir.

'Vatandaşın cebindeki paraya göz diktiler'

Yasa çıktıktan sonra vatandaşların dolandırıcıların eline düşmemesi için en çok çaba gösteren ve her platformda çağrıda bulunun Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı Ali Faruk Çolak, başvuruların yoğun olarak yapıldığı bölgeleri dolaştığında çok ilginç dolandırıcılık yöntemleriyle karşılaştığını söyledi.
'Vatandaşın cebindeki paraya herkes göz dikmiş' diyen Çolak, Geçit Mahallesi'nde karşılaştığı olayı anlattı.
Mahalleye gelen kendilerini belediye görevlisi olarak tanıtan birkaç kişi, yapı kayıt belgesi başvurusu için kiminden 250 kiminden 500 lira alır. Topladıkları vatandaşlık numaralarıyla yarım yamalak ve usulüne uygun olmayan başvuruları yapanlar devamındaki tapu işlemleri için de yine geleceklerini söyleyerek mahalleden ayrılırlar. Vatandaşların durumu anlatması üzerine bırakılan karttan işlem yapan kişileri arayan Çolak'a verilen yanıtta ilginçtir: Bizim harita ve mimarlık bürolarımız da var.
Oysa karşılarındaki oda başkanıdır ve söylenilen isimlerin ilgili odalarda hiçbir kaydı yoktur.
Çolak bu tür olayların yaşanmaması için vatandaşlara çağrıda bulunarak, dolandırılma olaylarının önüne geçilmesi için işin ehli olan tescilli bürolar aracılığıyla işlem yaptırmalarını istedi.

Bayramı bayram tadında kutlamak varken

Toplum olarak birçok alanda ilerleme kaydedip, başarı öykülerine imza atarken, aynı başarıyı maalesef güzelim geleneklerimizi yaşatmak için göstermiyoruz.
Bayram denilince akla hemen uzatmalı tatiller geliyor. Akraba, dost ziyareti hak getire. Artık tembellik mi desem yoksa boş vermişlik mi kutlamalar toplu mesajlara dönüştü. Bir telefon açıp sesleri duymak zahmetine bile gerek duyulmuyor.
Kutlama bir yana güzelim ibadeti şehirleri kan gölüne dönüştürerek yapmaya ne demeli. Belediyelerin bir sürü harcama yapıp, oluşturdukları kesim yerleri varken, maalesef hâlâ sokak ortasında kesim yapanlar var. Yakından görmek bir yana ajansların drone ile çektikleri görüntüler bile kan kırmızı.
Bir de üstüne kendini yaralayan acemi kasaplara ne demeli. İlk günden neredeyse 2 bini aştı. Dr. Hüseyin Hüsnü Serdar anlattı. Her yıl Kurban bayramı'nda yaralananların sayısı 4 bin kişiyi buluyormuş. İş gücü kaybının yanı sıra kalıcı sakatlıklar da yaşanıyormuş.
Trafik kazaları da uzatmalı tatilin diğer bir kara tablosu. Üç günlük kaza bilançosuna bakar mısınız 51 ölü, 244 yaralı. Daha bunun dönüşü var. İşin özeti bayramı bayram tadında kutlamak varken zehir etmek konusunda elimizden ne geliyorsa yapıyoruz.