Namık GÖZ

Namık GÖZ

namikgoz@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Nasıl bir Bursa görmek istiyorsunuz?
19 Aralık 2017 Salı, 09:00

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna 3 Kasım'da oturan Alinur Aktaş, geçen süre içinde belediye bürok-ratlarını dinledi, projeleri inceledi. İki kez Bursaray'da, daha sonra Bereket Sofraları'nda Bursalıların sesine kulak verdikten sonra 'Acil Eylem Planı'nı açıkladı.
Bursalıların neler düşündükleriyle ilgili resim tamamlanmadığı için olsa gerek, Kent Konseyi bünyesinde 21 Aralık Perşembe günü Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde 'Nasıl bir Bursa görmek istiyorsunuz?' konulu toplantı düzenlenmesine karar verildi.
'Bursa Konuşuyor' etkinlikleri kapsamında düzenlenen bu toplantının yapılmasına Başkan Alinur Aktaş ve Kent Konseyi Başkanı Hasan Çepni ortak karar vermiş.
Çepni'nin verdiği bilgiye göre, yerel karar alma mekanizmalarına kent halkının katılımını sağlamak amacıyla çalışan Kent Konseyi'nde Bursa'daki 450 kurum ve kuruluş yer alıyor. Bu toplantıya katılacak olan sivil toplum örgütleri, akademik oda temsilcileri 'Nasıl bir Bursa görmek istediklerini' anlatacaklar. Tabii sonunda hazırlanacak rapor, Başkan Alinur Aktaş'a sunulacak.
Yerel demokrasi ve en azından yönetime halkın görüşlerini sunması açısından önemli olan Kent Konseyi'nin yeniden aktif hale gelmesi sevindirici. Çepni'den önceki başkan merhum Semih Pala döneminde de bu tür toplantılar yapılmıştı.
Hatırladığım kadarıyla Batı OSB ve ulaşım konularında önemli görüşler ortaya çıkmıştı. Bana göre, Bursa için düşünen herkesin bu toplantıya katılarak görüş bildirmesi en azından tarihe düşülecek not açısından önemli.

Hayalimdeki Yeşil Bursa

Kent Konseyi'nden toplantı daveti gelince ben de 'Nasıl bir Bursa' sorusunu kendime sordum. Gerçekten 44 yıldan beri yaşadığım kentin nasıl olmasını istiyorum. Hemen sıralayayım:
40 yıl önceki gibi pırıl pırıl olmasa da Dünya Sağlık Örgütleri limitlerine uygun temiz bir havası olmalı. Denizi temiz, kent içinden akan dereleri kötü kokmamalı.
İnsanları çileden çıkaran trafik ve ulaşım sorun olmaktan çıkmalı. Toplu taşım araçları konforlu hale gelmeli ve insanlar, özel araçları yerine toplu ulaşımı tercih etmeli.
Yeni kirletici sanayi tesisleri kurulmamalı, kirletenler ise bir plan çerçevesinde kent dışına çıkarılmalı.


UNESCO'nun Dünya Mirası listesine girecek kadar değerli hanlar bölgesinin de bulunduğu tarihi çarşıların yer aldığı bölgede, tek bir inşaata dahi izin verilmemeli, hatta bu bölgedeki yollar trafiğe kapatılarak, çirkinlik abidesi beton yığınları ortadan kaldırılmalı. Atatürk Caddesi bir an önce tıpkı Cumhuriyet Caddesi gibi araç trafiğine kapatılmalı.
Yeni çok katlı inşaatlar yerine, yeşil alanı bol bir yapılaşma modeline geçilmeli. Uydu kentler kurularak, tarihi kent merkezinin nefes alması sağlanmalı.
Bursa kent merkezinde yeniden yeşil bir Bursa için ağaçlandırma seferberliği başlatılmalı.
Uludağ, Bursa'nın en büyük zenginliği. Milli Park olan bu hazine korunurken, turizm yönünden daha iyi değerlendirilmeli.
Ve en önemlisi Bursa'nın anayasası olacak kent planlaması bir kez yapılmalı ve ne olursa olsun asla değiştirilmemeli.

'Unutulan soykırım tekrarlanır'

Bursa Büyükşehir Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Saffet Yılmaz'ın binbir özenle hazırladığı 'Dünyanın Seyrettiği Soykırım Srebrenitsa' adlı kitabını masamda görünce birden 5 ay öncesine gittim.
Srebrenitsa'da 11 Temmuz 1995'te tüm dünyanın gözü önünde insanlığa karşı en büyük suçlardan biri acımasızca işlenmişti.
8 bin 372 Müslüman Boşnak'ın acımasızca katledildiği soykırımın unutulmaması ve bir daha yaşanmaması için bu yıl 13'üncüsü düzenlenen Marş Mira yürüyüşünde Bursa Büyükşehir Belediyesi ekibinde yer almıştık.
Kitabın sayfalarını çevirirken, üç günde yaklaşık 77 kilometre yürüdüğümüz yol boyunca 20 bin insanın ölüm yolculuğundan sahneler yeniden gözümde canlandı. O günleri anlatan görüntülerde yer alan bir Boşnak'ın ormanlık alanda eşini ararken, yükselen 'Nermina' haykırışı hâlâ kulaklarımda.


Yürüyüşte en duygulandığım anlardan biri, güzergahtaki Boşnakların bizlere olan ilgisiydi. Türkiye'den geldiğimizi anlayınca hepsinin gözleri parlıyordu. Söyledikleri farklı kelimelerle olsa da hep aynıydı; Bizi unutmayın... Siz gelmezseniz yine aynı şeyleri yaşarız.
Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç'in vasiyeti de böyle zaten: 'Ne yaparsanız yapın ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.'
Yürüyüşe katılımın her geçen yıl artması ayrı konu, kapsam yeni projelerle geliştirilmeli. Örneğin Cumhur Aygün'ün 8 bin 372 kişinin katılımıyla oluşacak Srebrenitsa çiçeği figürü gibi... Bu projeyle kırılacak Guinness rekoru dünyanın gözünü bu coğrafyaya çevirecek.