Namık GÖZ

Namık GÖZ

namikgoz@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Tanrı Dağı eteklerine ticaret yolculuğu
23 Eylül 2018 Pazar, 10:42

Orta Asya'da ticaretin kalbi artık Kırgızistan ve Kazakistan'da atıyor. Kırgızlar, ticaretteki başarılarıyla 180 milyonluk coğrafyaya mal satarken, Kazaklar, doğal kaynaklarının sağladığı imkanlarıyla zenginleşiyor. Türkiye'den beklenti ise ticaretin artırılması ve ortak girişimler. Ticaretin gelişmesinde Kars-Tiflis demiryolu ve İstanbul-Almatı konteyner hattının faaliyete geçmesi bu yüzden büyük önem taşıyor.

'Dörtnala gelip Uzak Asya'dan Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan' Anadolu topraklarını memleket yapmamızın üzerinden neredeyse bin yıl geçti. Atla geldiğimiz ata yurdu topraklara artık demir kanatlı kuşlarla gidiyoruz. Binlerce kilometre uzakta olsak da, Tanrı Dağı eteklerindeki uçsuz bucaksız topraklarda kalan kardeşlerimizle bağlarımız hiç kopmadı.
26 yıl önce Sovyetler Birliği'nin dağılıp, cumhuriyetlerin birbiri ardına bağımsızlıklarını ilan ettiği yıllarda dönemin Ulaştırma Bakanı Yaşar Topçu ile birlikte Kırgızistan ve Kazakistan'ı ziyaret etme imkanı bulmuştum.
İki ülke için de zor yıllardı. Bağımsızlıkla birlikte özgürlüklerine kavuşmuş ama telefon bağlantıları Moskova üzerinden sağlandığı için dünya ile bağlantıları kesilmişti. Teknolojiye ilgisiyle tanınan dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın talimatıyla Bakan Topçu, bu ülkelerin başkanlık saraylarına uluslararası görüşme yapabilecek uydu bağlantılı mini santral hediye etmişti.
O mini santral bile devlet yöneticilerini o kadar memnun etmişti ki Türk heyeti krallar gibi ağırlanmış, ziyafet üstüne ziyafetler verilmişti. Türkiye'nin uzattığı kardeşlik eli bu ülke insanlarının geleceğe yönelik umutlarını da artırmıştı.
Ancak, geçen yıllar içinde maalesef bu ülkelerle olan ilişkilerimiz Rusya'nın yeniden toparlanıp, eski Sovyet coğrafyasındaki etkisini yeniden kurmasıyla istenildiği ölçülerde gelişmedi. Rusya ile olan gel-gitli ilişkilerimiz, bu ülkelerle olan yakınlığımızı da kimi zaman olumsuz yönde etkiledi. Fakat bir Kırgız, bir Kazak, bir Özbek'in Türkiye'den geldiğinizi söylediğinizde yüzündeki gülümseme ve yakınlık hiçbir zaman eksik olmadı.
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nın Ticaret Bakanlığı ile birlikte yürüttüğü Bebe Çocuk Konfeksiyonu Uluslararası Rekabetçiliği Geliştirme Projesi kapsamındaki Kırgızistan ve Kazakistan gezisi sayesinde bu iki ülkeyi yeniden görme fırsatımız oldu.

Petrolle zenginleşen Kazakistan

Gezİmİzİn ikinci durağı olan Kazakistan'ın eski başkenti Almatı. Kazakistan, yüzölçümü açısından dünyanın dokuzuncu, eski Sovyetler Birliği ülkelerinin ikinci en büyük ülkesi. Türkiye'nin yaklaşık 3,5 katı büyüklüğündeki ülke, Orta Asya'da Çin'in kuzeybatısında, Ural Nehri'nin batısında yer alıyor. Kazakistan'ın 2017 yılındaki ihracatı 48,3 milyar dolar, ithalatı ise 29,3 milyar dolar olarak gerçekleşmiş. Türkiye'nin 2017 yılında Kazakistan'a olan ihracatı 746,5 milyon dolar iken ithalatımız 1,4 milyar dolarak gerçekleşmiş.
Kazakistan başta petrol ve doğalgaz olmak üzere zengin yeraltı kaynaklarına sahip bir ülke. Bu zenginliği sayesinde dış ticaret fazlası olan bir ekonomiye sahip.
Bişkek'ten sonra Almatı'da petrolün sağladığı zenginlik ve ihtişam bizleri karşılıyor. Sovyetler döneminde açılan geniş caddeler ve dikilen ağaçlar aynen korunmuş. Yemyeşil kentte yeni binalar da güzelliği bozmamış. Almatı'da zenginlik ve lüks tüketim merakının zirve yaptığının göstergesi AVM'ler. Bir Türk firması tarafından yapılan AVM'de dünyanın tüm ünlü markalarının devasa mağazalarını görmek mümkün. Mihmandarlarımızın bize anlattığına göre dünyanın en büyük Prada mağazası da yine Almatı'da faaliyet gösteriyor. Kazaklar da Türkiye aşığı. Geçen yıl 470 bin Kazak, tatil için Türkiye'yi tercih etmiş. Görüştüğümüz Kazakların birçoğu önümüzdeki yılın Antalya planlarını yapıyordu.
Kent içindeki teleferik ise tamamen turistik amaçlı. Beş dakika süren bir yolculukla Göktepe'deki istasyona ulaşılıyor. Burada restoran hediyelik eşyalar satılıyor. Almatı manzarası ise görülmeye değer. Kartalla fotoğraf çektirmek ise ritüller arasında.
Almatı'da da bebe çocuk konfeksiyoncularıyla ilk ziyaret ettiğimiz yerler yine toptancılar. Kazakistanlı girişimciler konteynerlerden toptancı binalarına geçiş yapmışlar. Laleli Plaza bile kurulmuş. Tabii buradaki ürünlerin büyük bir bölümü yine Bursa'da üretilen bebe çocuk konfeksiyonu.


Toptancıların tümü Vişne Caddesi'ni biliyor. Hatta Laleli Plaza'nın sahibi sohbet sırasında, araziye vereyim Vişne Plaza kurun teklifini bile yapıyor.
İki ülkedeki en önemli değişimlerden biri ise lüks otel sayısının artması. Otellerin kalitesi ise oldukça yüksek. Yemek konusunda ise hiç zorluk çekmedik. Özellikle Uygur restoranları, Türkiye'deki lezzetlerden farksız. Yemek adları da Türkiye ile aynı. Etlerdeki lezzet ise sanırım doğal ortamda yetişen hayvanlardan kaynaklanıyor.

CENGİZ AYTMATOV'UN ÜLKESİ: KIRGIZİSTAN

Orta Asya'nın kuzeydoğusunda yer alan, Kırgızistan'la başlayalım. Ülkenin yüzölçümü Türkiye'nin yüzde 25'i kadar. Kırgızistan topraklarının yüzde 54'ü tarımsal alan. Ülkenin kuzeyinde Kazakistan, güneydoğu ve doğusunda Çin Halk Cumhuriyeti, batısında Özbekistan, güneybatısında Tacikistan ile komşu olan Kırgızistan'ın doğu batı istikametinde 2 bin kilometre uzunluğunda ve 400 kilometre genişliğinde bir kara kitlesi olan Tanrı Dağları'nın yaklaşık üçte ikisi Kırgızistan toprakları içinde yer alır.
6 milyon 19 bin nüfusa sahip Kırgızistan'ın her köşesinde Manas Destanı kahramanı ve dünyaca ünlü yazar Cengiz Aytmatov'un izlerini görmek mümkün. Kimi zaman bir heykel kimi zaman bir tanıtım tabelasında veya bir parkta gülümseyen yüzüyle Aytmatov sizi karşılar.
Türkiye'de herkes Aytmatov'u Türkan Şoray ve Kadir İnanır'ın başrollerini paylaştığı 'Selvi Boylum Al Yazmalım' filmiyle tanır ama ünlü yazar eserleri ve dünya liderleriyle yakın dostluklarıyla Kırgızistan'ın tarihe armağan ettiği en önemli sanatçıdır.

TİCARET HACMİNİN GENİŞLEMESİ

Bu arada, Sovyetler döneminin Kırgızistan'a verdiği hayvancılık görevi bağımsızlığın ilanından sonra etkisini kaybetmiş durumda. Türkiye'nin kırmızı et ithalatı yaptığı bu dönemde Kırgızistan, hayvancılık alanında yatırım için cazip bir ülke. Bizim gezimizden bir hafta önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bişkek'te 3 gün kalmıştı. O da ticaret hacminin artırılması ve Türk firmalarının yatırım için gelmesini önermişti. Gezinin böyle bir ziyaretin ardından gerçekleşmesi de anlamlı oldu.

45 BİN KONTEYNERDEN OLUŞAN DORDOİ PAZARI

Bağımsızlık ertesinde Sovyetler döneminde kurulan dağıtım ağları tamamen çökünce özel sektör bu alandaki boşluğu gayri resmi ve küçük ölçekli girişimlerle doldurmaya çalıştı. İlk ziyaret ettiğim yıl, yani 1992'de 3-5 konteynerle pazarlar kurulmaya başlandı. Bunlardan biri de Bişkek'teki Dordoi pazarı. Yıllar içinde konteyner sayısı 45 bine, ticaret hacmi ise 2 milyar dolara ulaşan bu pazardan çevre ülkelerin tamamına ürün dağıtımı yapılıyor. Toptancı pazarında dünyanın dört bir yanından gelen ürünleri görmek mümkün. Tabii en yakın ülke Çin'in ürünleri ilk sırada.
Kırgızistan'ın da üyesi olduğu Avrasya Ekonomi Birliği ülkeleri arasında gümrük vergisi olmadığı için pazar 180 milyonluk nüfusa hitap ediyor. Türk malları dünyanın birçok yerinde olduğu gibi revaçta. Bunun nedenini Kırgız toptancı, 'Avrupa kalitesinde ve Çin'le aynı fiyata' sözleriyle özetliyor.


Bebe çocuk konfeksiyoncu-larının en önemli pazarı Dordoi. Çünkü buradan Tacikistan'dan , Afganistan'a, Kazakistan'dan Özbekistan'a kadar dağıtım yapılıyor. Bir arı kovanını andıran pazarı gezerken, her konteyner dükkanın yanındaki pres makineleri dikkatimizi çekiyor. Giysiler balyalar halinde pres makinesine konulup, küçültülüyor. Bunun nedeni ise nakliyede kolaylık. Normal şartlarda büyük hacim oluşturacak konfeksiyon ürünleri bu sayede küçük ebatlara dönüşüyor. Ardından kamyo-netlerle 8-10 saatlik yolculuk-lardan sonra kentlerin pazarlarında satışa sunuluyor.
Dordoi'deki toptancılar, Bursa'dan gelen bebe çocuk konfeksiyon üreticilerini heyecanla karşılıyor. Daha sonra otelde gerçekleştirilen buluşmada ise siparişler veriliyor.
Tabii en büyük sorun nakliye. Kars-Tiflis demiryolu hattının ve İstanbul-Almatı konteyner hattının faaliyete geçmesi bu yüzden büyük önem taşıyor.

TARiH YAZIYORLAR

Bursa'nın son yıllarda dünya markası olmasını sağlayan öncü sektör bebe ve çocuk konfeksiyonu. Yıldırım'daki Vişne Caddesi'nde başlayan üretim, gösterdiği başarı ile tarih yazıyor. Türkiye'deki bebe çocuk konfeksiyonu, Ticaret Bakanlığı'nın desteğiyle UR GE projeleriyle dünyaya açılınca kalitesiyle bir anda yıldız gibi parladı. Bana göre, bu başarı üniversitelerde tez konusu olacak öyküler taşıyor.
BTSO Başkan Yardımcısı İsmail Kuş ve MÜSİAD Şube Başkanı Mustafa Gürses ile 60'a yakın üreticinin, pazarları dolaştığımızda kendi ürettikleri ürünlerle karşılaşınca gözlerindeki ışık ve gurur görülmeye değerdi. Bu arada, UR GE projelerinin yurtdışı organizasyonlarını yürüten aylar öncesi gidilecek ülkelerde, bağlantılar kurup, ihracat için imkanlar yaratan Join Tur'un katkıları da yadsınamaz düzeyde.
Bugüne kadar Fas'tan ABD'ye, Rusya'dan İran'a Sırbistan'a kadar dünyayı karış karış dolaşarak ürünlerini tanıtan bebe ve çocuk konfeksiyonu sektörü, önümüzdeki yıllarda kalitesini tescillediği Orta Asya pazarında da en büyük payı alacaktır. Çinliler, bizim markaları taklit ettiğine göre, bu sektörün de yolu açık...