Namık GÖZ

Namık GÖZ

namikgoz@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Tiran örneği Bursa'ya model olur mu?
30 Temmuz 2019 Salı, 08:10

Bursa, son yıllarda rotasını turizme çevirdi. Uludağ'ından denizine termal tesislerinden tarihi miras eserlerine kadar başka kentlerde bulunmayan hazine üzerine kurulan kentin turizmi hedef seçmesi konusunda geç bile kalındı.
Ancak bu hedefe ulaşmak yani bir turizm kenti olmak öyle kolay da değil. Bursa'nın üzerinden silindir gibi geçen yoğun göç kenti beton ormanına çevirmiş durumda. Kenti yeniden cazip hale getirmek için büyük çaba sarf edilmesi gerekiyor. Bu topyekûn bir mücadele ve çaba gerektiriyor.
Bursa Büyükşehir Belediyesi, geçtiğimiz aylarda Bursa markasını yeniden ortaya çıkarmak adına Turizm Master Planı hazırlıklarına başladı. Yabancı bir şirket tarafından yürütülecek master planla kentin turizm yol haritası da belirlenmiş olacak.
Bir yandan plan yaparken bir yandan da Bursa'nın bozulan imajının onarılması için de bir şeyler yapmak gerekiyor.

Geçtiğimiz gün gazeteci arkadaşım Adnan Baştopçu ile Bursa sohbeti yaptık. Kentin görünüşü ve gelen turistlerin bakış açısını tartıştık. O Hayvanat Bahçesi ve Botanik park önünden geçen yakın çevre yolunun güzelliğini ve Hürriyet Kavşağı'ndaki binaların sidingle kaplanmasını örnek verdi. Ben de UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Hanlar bölgesindeki tabela kirliliğini anlattım.
O, New York'taki 'kırık cam', ben de Edi Rama'nın Tiran'da Avrupa Birliği desteğiyle uyguladığı 'Şehrinizi boya ile geri alın' projesini Bursa için uygulanabilirliğini dile getirdim.
Baştopçu'nun 'Kırık Cam'ıyla başlayayım. New York'ta polis yetkilileri, suçla mücadele konusunda belediye başkanlığına önerileri arasında kentin herhangi bir bölgesinde kırılan bir camın hemen değiştirilmesi bölümü de yer almış. Nedenine gelince; kırılan bir cam değiştirilmezse bir süre sonra yakını ve çevresindeki kırık camlı bina sayısı artarken, çöküntü bölgesi olma süreci hızla artıyormuş. Peşinden suç oranında artış.
Bu kentteki binaların boyalarının eskimesi veya tabela kirliliğiyle de benzerlik taşıyor.
Hiç dikkat ettiniz mi bilmiyorum. Bir bina cephe giydirme veya mantolama yaptığı zaman virüs gibi diğerlerine de sıçrıyor. Peşpeşe yapılan bu imaj yenileme o mahalle ve sokağın görüntüsünü değiştiriyor. Bir öncü çıkıp ilk adımı atmazsa binalar ya sıvasız, ya da eski kalmaya devam ediyor.

RENGARENK BİR KENT BAŞBAKANLIK YOLUNU AÇTI

Bir kentin nasıl imaj değiştirdiğinin en güzel örneği Arnavutluk'un başkenti Tiran'da yaşandı. Halen bu ülkenin başbakanlığını yapan Edi Rama 'Şehrinizi boya ile geri alın' sloganıyla yola çıkarak, 2 yıl görev yaptığı Belediye Başkanlığı döneminde Avrupa Birliği fonlarından aldığı destekle kenti baştan başa rengarenk boyadı. Çalışmaları yürüttüğü dönemde, canlı renklerle boyanan binalar nedeniyle Arnavut entelektüellerin yanı sıra finansı sağlayan Avrupa Birliği'nden bile eleştiri alan Rama, Tiranlıların verdiği destekle başbakanlığa kadar ilerledi.
Renklerle başlayan değişim yolsuzluğun önlenmesine kadar uzandı. Son derece kolay bir yol izleyerek kamudan başlayan renk değişimi sayesinde hem suç oranını düşürdü, hem de insanların yaşadığı kenti sevmelerini sağladı. Rama, bu projesiyle AB'den ödül de aldı.
Sadece binaların boyanmasıyla bu değişim olur mu? Ayrıntılarını merak edenler için Edi Rama'nın belediye başkanlığı dönemini anlattığı Türkçeye de çevrilen Kurban adlı kitabını okumalarını ya da Rama'nın 2012 yılında Selanik'te yaptığı konuşmanın 15 dakikalık videosunu izlemelerini öneririm.

KENT GİRİŞLERİ VE TOKİ BİNALARI

Edi Rama'nın çalışması kentler için değişimin nereden başlaması gerektiğini çok güzel bir örnek.
Ekonomik sıkıntılar nedeniyle Bursa'da büyük kentsel dönüşüm projelerini hayata geçirmek çok zor. Madem rota turizme çevrildi o zaman Tiran benzeri bir çalışma Bursa'da yapılamaz mı?
Çirkinliği perdelemek için yapılan plastik çitlerden bahsetmiyorum; İzmir yolu yeni yapılaşma ile kendini kurtardı. Aynı şeyi Ankara ve İstanbul yolları için söylemek mümkün değil.
Başta büyükşehir olmak üzere ilçe belediyeleri boya ve bina giydirmeleriyle işe başlayabilirler. Mesela boyası veya malzemesi belediyeden işçiliği bina sahiplerinden bir kampanya başlatılamaz mı?
Bir başka örnek ise TOKİ Doğanbey konutları. Şehre girdiğinizde Bursa'ya bir hançer gibi saplanıyor. Yıkılması ise şimdilik imkansız gibi görünüyor. Peki, Tiran'daki gibi dış cephe boyaları sanatçıların eline teslim edilirse ortaya çok güzel görüntüler çıkmaz mı? Yıkamıyoruz tamam da, o binalar uzaktan bakıldığında çizgi film karakterleri gibi gözükse fena mı olur... Sırf bakmaya turist bile gelir.