Namık GÖZ

Namık GÖZ

namikgoz@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
'Üç deli televizyona çıkmış yoğurdu kötülüyor'
02 Mart 2019 Cumartesi, 07:14

Dedi ve ekledi: Olan bize oluyor.
Bu sözlerin sahibi Bursa'dan çıkıp bir dünya markası haline gelen SÜTAŞ'ın Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz.
Yılmaz, geçtiğimiz akşam bir zamanlar kendisinin de üyelik ve genel başkanlık yaptığı Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD) Bursa Şubesi'nin Sheraton Hotel'de yapılan toplantısının konuğu oldu.
Yılmaz, konuşmasının büyük bir bölümünü SÜTAŞ'ın kuruluş öyküsüne ve kendisini TÜSİAD Başkanlığına kadar taşıyan sivil toplum örgütü deneyimine ayırdı.


SÜTAŞ bugün artık bir dünya markası olma yolunda hızlı adımlarla ilerliyor. Karacabey, Aksaray ve Tire'deki tesislere 2020 yılında Bingöl de ekleniyor. Yurt dışında da Makedonya ve Romanya'da yatırımları var. Bunları da fabrika değil, sütçülük merkezi olarak adlandırıyor.
Çünkü üretim çiftçi eğitimi ile başlıyor. Ardından damızlık veriliyor. Süt alınıp işleniyor. Tüm atıklar organik gübre olup toprakla buluşuyor. Tam bir kırsal kalkınma modeli. Aksaray tesisleri model olarak incelenmiş. Sadece bir tesis ilin milli ekonomiye katkısını yüzde 20 artırmış. Üstelik bu tesis kurulmadan Aksaray'da süt üretimi bile yok denecek kadar az. Üretim 170 tondan bin 250 tona yükselmiş.
Yılmaz, 'bin 250 tonu litresi 1,25'ten hesap edin katkıyı görürsünüz' diye örnekliyor.
Yaptığı üretimi 'Eşrefi mahlûka can suyu' olarak nitelendiren Yılmaz, son yıllarda batı dillerine bile Türkçeden giren yoğurda karşı yapılan haksız eleştirilerden yana dertli.
Haklı da. Bugün dünyada en değerli 5 besin arasında yoğurt da var.
Yılmaz, yoğurdun kanserojen olduğu eleştirilerinin büyük bir haksızlık olduğunu vurgulayıp şu sözlerle sert çıktı:
'Bir sunucu ve 3 deli, saat doldurmak için televizyona çıkmış. Yoğurdu kötülüyor. Olan da bize oluyor'

YILMAZ'IN LANSE ETMEYE CESARET EDEMEDİĞİ SÜTOŞ

Uzun konuşmasında sütün nasıl bir mucizevi ürün olduğunu örnekleriyle anlatan Yılmaz, mitolojiden de alıntılar yaptı. Mitolojide evrenin 'lak' yani süt içinde yüzdüğüne inanıldığını anlatan Yılmaz, ineğin bir litre süt üretmek için 500 litre kanın memelerinde dolaştırdığı bilgisini verdi.
SÜTAŞ'ın günde 2,5 milyon litre sütün bir damlasını bile israf etmeden işlediğini kaydeden Yılmaz'ın konuşması sırasında renkli anlar da yaşandı.
İneklerin kesilmesine yüreğinin dayanmadığını ve kesim sırasında arkasını döndüğünü anlatan Yılmaz, bu yüzden kırmızı et sektörüne girmek istemediğini söyledi.
Yılmaz'ın inek sevgisini dile getirmesi üzerine bir katılımcı, 'En çok sevdiğiniz inek adı nedir' sorusunu yöneltti. Yılmaz'ın cevabı da soru kadar ilginçti:
'En sevdiğim inek adı SÜTOŞ. Çizimlerini de kendim yaptım ama lanse etmeye bir türlü cesaret edemedim'

'BURSA'NIN KIYMETİNİ BİLİN'

Yılmaz için Bursa'nın yeri ayrı. Kendisini tesadüfen sütçülüğe başlayan 'Kirmikirli Şerafettin beyin torunu' olarak görüyor.
Konuşmasında, Bursa'nın güçlü tarihi geçmişine gönderme yapan Yılmaz, genç girişimcilere de şu sözlerle seslendi:
'Bursa'da kalmak, sizi İstanbul'a taşıyabilecek çok geniş ve kuvvetli bir kadroya sahip olmanızı sağlar. Ben Bursa'nın hem derin tarihinden, hem de yakın tarihinden güç alarak başlayan hareketlerin veya girişimlerin başkalarına göre daha avantajlı olduğunu düşünüyorum. Yerelden ulusala gidiş yolculuğunda Bursa'dan hareket etmiş olmam benim için bir şans. Yerliliğinizin kıymetini bilin"
Toplantının önemli gündemlerinden biri de aile şirketleriydi. Toplantının moderatörlüğünü yapan TÜGİAD Bursa Şube Başkanı Ersoy Tabaklar, Türkiye'de aile şirketlerinin ömrünün 25 yıl olduğunu hatırlatarak, SÜTAŞ'ın 45 yıllık bir şirket olduğunu vurguladı ve Yılmaz'a aile şirketlerini sordu.
Yılmaz'a göre, aile ile şirket işlerini karıştırmamak gerekiyor ve şirkette görev almak isteyen aile üyeleri de en az şirket yöneticileri kadar başarılı olmak zorunda. Bu konudaki şu görüşleri gerçekten altı çizilmesi gereken cinsten:
'Sermaye emanet. Bir yetkiyi hak etmişseniz size daha fazla yetki veriliyor. İlahi düzen böyle çalışıyor'