Namık GÖZ

Namık GÖZ

namikgoz@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Vatandaş tepki gösterince üstgeçit erkene alındı
31 Ekim 2017 Salı, 07:59

Yeni adı İstanbul Caddesi olan Bursa-Yalova yolu, İpekböceği'nin sefer yapacağı T2 tramvay hattı inşaatı nedeniyle çile Yoluna dönüştü.
Terminali geçtikten sonra çileli yolculuk başlıyor. Daralan yollar, yeni konulan trafik lambaları, Beşyol'u geçtikten sonra tek şerit. Kısacası yolun her bölümünde ayrı bir çile.

Sadece araçlar için değil, üstgeçitlerin kaldırılması nedeniyle yayalar da çileden nasibini alıyor, hatta canını kaybediyor. Geçen cumartesi günü Panayır Mahallesi'nde oturan vatandaşlar, ölümlü trafik kazalarına tepki göstermek için yolu trafiğe kapattılar.
Seslerinin duyulmasını istiyorlardı; haklılar da...
Panayır'da oturan, kent merkezine gitmek için yolun karşısına geçmek zorunda. Bir de okula giden çocukların durumu var. En son kazada, çocuğunu okula götürdükten sonra dönen kadın yaşamını yitirmişti.
Polis, vatandaşı ikna etmek için uğraştı olmadı, biber gazı kullanıp havaya ateş etmek zorunda bile kaldı.
Yolun kapalı kalacak hali yok elbette... Sesleri duyulmuştu ama sadece polisin duyması önemli değil.
Bu konuda bir şeyler yapması gerekense belediyeler...
Vatandaşın eylemini hatırlatarak, Bursa Büyükşehir Belediyesi yetkililerine konuyu sorduk.
Gerçi yayaların geçmesi için yeni trafik lambası konulmuş ama yetersiz olduğu aşikar.
Çözüm için bu bölgedeki istasyonla birlikte üstgeçidin erkene alınmasına karar verilmiş. AS Merkez önündeki istasyon ve üst geçit tamamlanmak üzere.
Burası bitince hemen Panayır'a başlanacak.
Umarız bir an önce tamamlanır da yeni can kayıpları yaşamayız...

O kedinin suçu yok

Geçtiğimiz gün eskilerin deyimiyle refikim Adnan Baştopçu, Genel Yayın Yönetmenimiz Okan Tuna'nın tanık olduğu bir kedinin tavşanı avlaması hikayesini yazdı.
Olay basit bir av ve avcı öyküsü aslında.
Sayın Baştopçu, kelimeleri ustaca kullanarak, tavşanı salına salına gezen bir melek, kediyi ise bir canavar ilan etmiş. Üstelik suçluymuş gibi gözüne bant attırmış.
Geçtiğimiz günlerde kedinin nasıl evcilleştirildiğinin öyküsünü yazmıştım. Merak edenler o yazıma bakabilirler. Özeti şu; kediler ve insanların birlikteliği karşılıklı kazanç esasına dayanır.
Kazan-kazan teorisi...
Yerleşik hayata geçen insan tahıl ambarlarına dadanan zararlıları avladığı için kedilerin yerleşim yerlerine gelmesine izin vermiş. Yani köpek veya at gibi bir evcilleştirme çabası yok.
O yüzden kediler özgür ruhlarını kaybetmemişler...
Avcılık hâlâ en büyük özellikleri... Bu yüzden 8 yıldan beri evi paylaştığımız Behlül, bir kuşu avlama sevdasına beşinci kattan düşmüştü.
Şimdi gelelim av olan tavşana...
Beyaz tavşan içinde yuvasının bulunduğu bahçeyi bir siyah tavşanı yanına alarak terk etmiş ve avlandığı bölgede kendine bir koloni kurmuş.

Araştırmacı gazetecilik gereği terk ettiği bahçeye de gittim. Bir de ne göreyim. 4 tavşan, bir siyah kedi ve kedinin 2 yavrusu hep birlikte mutlu mesut.
İşin aslı sürüden ayrılanı kedi kapmış... Üstelik tavşan da besin zinciri içinde.
Şimdi Sayın Baştopçu'ya soruyorum.
Bir kere bile bir kediye bir avuç mama verdin mi?
Çevrede yiyecek bulamayan kedi tavşanı avlamayıp de ne yapsın...

Bu yıl ucuz balık hayal

Muhabir mikrofonu uzatıyor; uzman konuşuyor...
Karadeniz'de su sıcaklığı 17 derece, Marmara'da 18... Mevsim normallerinin 4-5 derece üzerinde.
Geçtiğimiz gün yazmıştım. Küresel ısınma kapıdan içeriye girdi bile. 1.1 derece ısı artışının yanı sıra deniz seviyesi dünya genelinde 19 santimetre yükseldi.
İklim değişikliği sadece balıkçılığı değil her yeri vuruyor.
Benim uzmanlarım ise haldeki komisyoncular, Marmara Bölgesi'nin balığı burada toplanıyor. Geçen yıl 30-40 lira olan hamsinin kasası 100 liraya, 10 liraya kadar düşen palamutun çifti 30 liraya yükselmiş.
Seyyar tezgahlarda bu mevsimde hamsinin 20 liraya kadar yükselmesinin nedeni de bu.
Balıkçı ağları boş dönünce fiyat da yükseliyor.

Önceki günkü yağış ve havaların soğuması belki işe yarayabilir. O da hamsi için. İlk sinyaller Karadeniz'den gelmeye başladı bile ...
Palamut ve lüfer için aynı şeyleri söylemek mümkün değil.