Bursa Hakimiyet

19 Haziran mı, 10 Temmuz mu?

1 Kasım sonrası oluşan kurultay talebi her türlü meşru girişime rağmen netleşmedi. Tüzük delege sayısının yüzde 20 noter tasdikli imzası ile olağanüstü kurultay toplanmasına müsaade ediyor. Yarıya yakın delegenin talebi olmasına rağmen Genel Merkez’in “kurultay yapmıyorum” açıklamalarıyla mahkeme süreci başladı. Son olarak Yargıtay, Sulh Hukuk Mahkemesi’nin kararını onadı ve karar kesinleşti. Karara göre 3 kişilik çağrı heyetinin bu kurultayı gerçekleştirmesi gerekiyor. Bu duruma rağmen Genel Merkez 10 Temmuz’da seçimli kurultaya gitme kararı aldı. Çağrı heyeti de 19 Haziran’da tüzük kurultayı kararı aldı. Çağrı heyeti mahkeme kararı gereği bu tarihi belirledi. Bu görevi yerine getirmezler ise suç işlemiş olurlar. 
Kurultay talebi dillendirildiğinden Yargıtay kararına kadar, bu kurultayın yapılmaması için direnen Genel Merkez, Yargıtay kararından sonra neden seçimli kurultay tarihi açıkladı? Bu süreçte yargı kararlarına saygı duyacağız diyerek bir önceki kurultayı tartışmalı yargı marifeti ile yaptırmadılar. 
Genel Merkez’in Yargıtay kararından sonra 10 Temmuz tarihi açıklamasını iyi niyetli olarak göre-        bilir miyiz?
Başından bugüne gelen talepleri yargıya yönlendiren, yargı karalarına saygı göstereceğini söyleyen irade 19 Haziran kararına saygı göstermeliydi. Genel Merkez bu süreci iyi yönetememiş, açıklamaları da hep çelişkili olmuştur. 
Her şeyin hukuk içerisinde olması gerektiğini anladık da ülküdaşlık hukuku ne olacak? Ülkücünün ülkücüye söyleyemeyeceği bir şey yoktur sözü hakareti işaret etmez. Ülkücü ülkücünün öz kardeşi ise kardeş kavgasına sebep olanlar bu vebalin hesabını nasıl verecekler?
19 Haziran yargı ve delege kararı, 10 Temmuz Genel Merkez kararı, bakalım kim haklı çıkacak?