Bursa Hakimiyet

AET’ye pazar mı, Türkiye’ye mezar mı?

12 Eylül 1980 öncesi bu sloganı kağıt afişlere yazmıştık. O günlerde Avrupa Ekonomik Topluluğu idi Avrupa Birliği. 
Avrupa kömür ve çelik topluluğu ile başlayıp AET’ye dönüşen bugünde AB ile devam eden bir zamanlar bazılarının Avrupa Birleşik Devletlerine dönüşür dediği birlik ile başımız dertte yine.
Aralık 1995 tarihinde gümrük birliği anlaşması yaparak davul zurnalarla kutlanan bu süreç bize neler kazandırdı maddelerin bir kısmına bakalım.  
Türkiye gümrük birliğine girerek, AB bilgisi olmadan herhangi bir AB üyesi olmayan ülkeyle anlaşma yapmamayı kabul etti. Aksi takdirde AB, müdahale ve bu anlaşmayı iptal etme hakkına sahipti.(56. madde[4])
 Türkiye, gümrük birliğine girerek, kayıtsız şartsız AB gümrük birliği için yapılan yeni yasalara paralel yasaları yapmayı kabul etti.(8. madde[4])
Türkiye, gümrük birliğine girerek, tüm yasaları ve tek Türk hakimi olan Avrupa Adalet Divanı’nın kararlarını kabul etti.(64. madde[4])
 Türkiye, gümrük birliğine girerek, Avrupa mallarına kendi pazarını açtı. Türkiye’nin yerli mallarındaki kalitesindeki fark nedeniyle rekabet etmekte büyük bir zorluk vardı. Avrupa malları, herhangi bir gümrük ücreti olmadan Türkiye’ye akacaktı.
Daha sonra müzakereler başlasın diye birçok uyum yasaları çıkarıldı. Malların serbest dolaştığı bu piyasada vize konusu hala gündemde. Vizenin kalkması için hala tavizler isteniyor. Bağımsızlığını çok sonra kazanan yeni tanınan ülkeler Avrupa Birliği’ne üye oldu, bizim sonumuz belli değil. 
Ülkemizdeki terör örgütlerine el altından destek verenlerin başında AB ülkeleri geliyor. AB ülkeleri Türkiye’de suç işleyenlerin sığınma merkezi oldu. Suçlular hiçbir zaman iade edilmiyor. 
Her zaman ifade ediyorum devletler arasında dostluk- düşmanlık olmaz çıkar ilişkisi olur. Şimdi Türkiye’nin menfaatleri için dış ilişkilerin yeniden kapsamlı bir şekilde gözden geçirilmesi elzemdir. 
Bir de önceliğimizin iyi sistemler değil iyi insanlar olması dileğiyle...