Bursa Hakimiyet

Doğunun batısı, batının doğusu

Bütün dünya Türkiye’ye işine geldiği gibi rol biçiyor. 
Ne Doğulu ne de Batılı olabildik. Biz de biçilen rolleri üstlenmek yerine kendimize bir misyon belirlemedik. Büyük Ortadoğu projesi çerçevesinde nerede durmamız gerektiğini bilmeden günlük politikalar ile rota oluşturduk. Üstümüze vazife olmayan ve ülke çıkarlarına uygun düşmeyen işler yapıldı. Dış politikayı devlet politikası gibi değil, iç politika malzemesi olarak gören bir zihniyet yönlendirdi. Sıfır sorun derken sırf sorun olan bir batağa batırıldık. Gelecekte bizi bekleyen tehlikeleri tahmin bile edemiyoruz. 
Şu an bütün bunların faturası Suriyeli mülteciler oldu. 911 kilometrelik sınırımızın her yerinde yangın var. Yangından kaçanlar ülkemize sığınıyor. Mülteci sayısı 3 milyon civarında ve maddi manevi faturası çok yüksek. 2011’den bugüne harcanan para 10 milyar dolara yaklaştı. Mültecilerin birçoğu Avrupa’ya gitme derdinde. Yaşanan acılara, ölümlere aldırmayan Avrupa kaçak göçmenleri önleme derdinde. Bunun için ülkemizle anlaşmalar yapılıyor. Serbest dolaşım hakkı ile ağzımıza bir parmak bal çalmakla başlayıp 3 milyar Euro hibeyle göçmen iade anlaşması yapıldı. İade ettikleri kaçak kadar mülteci alacaklarını zikrediyorlar. Bence Türkiye gönderdiği mülteci kadar kaçak geri almalı. Verecekleri para harcadığımızın yarısı bile değilken, kişi başına ancak bin Euro düşüyor. Üstelik harcamaları ve projeleri birlikte yapma şartı koşuyorlar. 
Bütün bu gelişmeler hoş olmadığı gibi insani olmaktan uzak.
Hükümetin bu konuda elimizin güçlü olduğunu unutmadan müzakereleri sürdürmesi dileğiyle...
Uluslararası ilişkilerde dostluktan önce menfaatler gelir.