Neslihan ÇINAR

Neslihan ÇINAR

neslihancinar@astv.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Maksat muhabbet
24 Eylül 2017 Pazar, 09:12

Merhaba;
Önce şunda bir anlaşalım ben merhabasız, selamsız hiçbir işe başlamam. Severim selamı, sabahı bir başlangıçtır her gün yazsam bile yeniden açılan sayfadır hayatımda. Ders vermek amaçlı bir söylem değil ama en kaknem en suratsız zamanlarımda bile, bir teşekkür, günaydın, iyi akşamlar da olur dilimde, kısaca bitişleri de başlangıçları da severim. Her ikisi de son derece insani ve duruş gerektiren durumlardır bana göre. Eskiler bu yaklaşımlara sanırım edep, adap diyorlar. İnsana, insanca davranmanın en basit ve yalın anlatımı da yine bu bence. Edepli ve adaplı davranmayı bilmek yani...
Malumunuzdur değilse de hatırlatmamdır, medyaya uzun süre ara verdikten sonra bir girdim, pir girdim. Haftada bir bu yazıların dışında (dikkat buradan sonra okuyacaklarınız reklam içerir) hafta içi her gün Radyo S'te program, aynı zamanda yine hafta içi her gün ASTV'de sokak röportajlarından oluşan bir program yapıyorum. Karışıklığa mahal vermemek içinde hepsinin adı Maksat Muhabbet. Radyo ve gazetede yaptığım her şey ne kadar kişisel ve bana aitse, sokakta yaptığım röportajlar da bir o kadar benden bağımsız size dair oluyor. Ben ne sorarsam sorayım cevabı veren siz olduğunuz için programın belirleyicisi ve aslında eğiticileri de sizlersiniz. Orada her ne kadar sokakların nabzını tutan demeyelim biraz abartılı olur, benimki daha çok yaşayıp yaşamadığınızı anlamak üzerine kurgulu bir program olsa da gerçekten bazen verdiğiniz derslerle sersemletiyor, ne diyeceğimizi şaşırtıyorsunuz bana.
O aldığım derslere zaman zaman burada yer vereceğimden hepiniz adınız kadar emin olabilirsiniz (yine de insanoğlunun unutma payını göz önünde bulundurarak sorayım, pardon isminiz neydi? )

Çok eğlenerek ve sizin de eğleneceğinizi umarak yapıyorum o programları, bir gün Mars'a gider misiniz diye soruyorum, bir gün başbakan olsanız ilk icraatınız ne olurdu diyorum örneğin sizlere. Ohoo yine uzadıkça uzuyor konu, neyse hop hemen topluyoruz, bu program çekimlerinde kendi şehrime dair fark ettiğim o kadar çok şey var ki aslında. Zamanı gelince hepsini tek tek belgelerle açıklayacağım (yazıya katılan ciddiyet)
Örneğin ben kamera önümde sokaklarda yürürken bana cevap vermiyorsunuz ama selam vermeden de geçmiyorsunuz. Bazı programlarda kendi kendime sokakta yürüyüp konuşurken durmadan kafa sallıyorum o sağımdan solumdan kamerayı görünce kaçan sizlerin selamlarına verdiğim karşılık, yoksa boyunsal veya onursal bir rahatsızlığım yok Allah'a şükür kafamı dik tutamayacak. Kameradan kaçarken bile verdiğiniz o selam ve tebessüm için öncelikle teşekkür ederim. Her ne kadar sizinle konuşmak için peşinizden koştursanız da aslında ben o selamın hatırına geliyorum arkanızdan çünkü biliyorum o selamı verecek cesareti olan insanın edecek iki çift de lafı vardır. Niye anlatıyoruım bunları? Hayatın giderek zorlaştığı ve giderek gülmeyi unutturduğu bir zaman tünelinden geçer gibiyiz. Daha az uyuyor, daha az okuyor, daha az ilgileniyor, az seviyor, az eğleniyor en çok da daha az gülüyoruz farkında mısınız, azalarak mutsuzlaşıyoruz. Bu bana göre son derece tehlikeli bir kırılma noktası.

Nasıl böyle olduk, nelerden geçerek bu hale geldik tespit ve görüşler kısmını edebimle benden daha etkin ve cesur günlük köşe yazarlarına bırakıyorum. Benim diyeceğim şudur; sizi sokakta görüyorum, tüm dertlerinize rağmen bana selam verirken gülümsediğinizi görüyorum. Derdim o gülümsemenin yüzünüzde biraz daha büyümesi ve kalması. Gülebilmek, hayatın size getirdiklerine, her şeye rağmen dik durabilmektir. Gülebilmek, size dayatılan ve baskıyla uygulatılan tüm zorlukları acımadı ki diye karşılayabilmektir, gülebilmek insanı insanca sarabilmek sakin kalabilmektir, gülebilmek yarına daha umutla ve güçle bakmak tünelin ucundaki o ışığa inanmaktır. Vazgeçmeyin, kırılmayın, hemen gücenmeyin gülümsemek için sebep bulmaya devam edin. Bunun için ihtiyaç duyduğumuz yaratıcılık ve akıl bizim kanımızda var. Her bireyin haksızlığa karşı göstereceği bana göre en büyük ve ilk eylem inatla gülmeye devam etmektir. Bu inat kırılırsa biz o zaman dağılırız.

Umarım ne demek istediğimi açıkça olmasa da üzeri yeterince kışa hazır ve örtülü olarak anlatabilmişimdir. Kısaca ben sokaklarda gülümseyerek dolaşıyorum ve sebebi sizsiniz, gülümsemeye devam edeceğimiz sebepler bulacak olanlar da sizlersiniz. Ben çok dolaşacağım sokaklarda, benimle gülümsemeye inatla devam eder misiniz?