Bursa Hakimiyet

1945’ten günümüze Ortadoğu

Batı medeniyetinin beşiği olarak kabul edilen Avrupa’yı yerle bir eden II. Dünya Savaşı aynı zamanda sömürgeci Avrupa devletleriyle Ortadoğu’nun da dahil olduğu sömürülen dünya arasındaki hakimiyet ilişkilerini derinden etkiler. Nazi orduları ve Asyalı güç olan Japonlar karşısında ağır yenilgiler alan Avrupalı sömürgeci devletler, sömürgeleri nezdinde büyük prestij kaybına uğrarlar. Savaşın ufuklarını açtığı bu halklar eski efendilerine bayrak açarak, birer birer bağımsızlıklarını kazandılar.
İnsanlık tarihinin gördüğü en kanlı savaşın dışında kalmayı başaran Ortadoğu savaş sonrası dünyada esmeye başlayan bağımsızlık hareketlerinden nasibini alır. Aslında bu süreç diğer bölgelerle kıyaslandığında Ortadoğu’da iki savaş arasında başlar.
İkinci Dünya Savaşı’nın akabinde müttefikler tarafından kurulan ve iki savaş arasında sembolik olarak bağımsızlıklarını ilan eden ülkeler, II. Dünya Savaşı’ndan sonra birer birer gerçek anlamda bağımsızlıklarına ulaşırlar. Ama tabii ki sömürgeci Avrupa devletleri tarafından çizilen suni sınırlar baz alınarak…
1918’den itibaren işgal altında tutulan Suriye, Lübnan ve Ürdün yabancı güçlerin ülkeyi terk ettiği 1946 yılında gerçek bağımsızlığına kavuşur. Gerçi teorik planda Fransa 1941’de Suriye’nin, 1943’te Lübnan’ın bağımsızlıklarını tanır. Ama gerçekte Fransız işgali askeri birliklerin ülkeyi terk ettiği 1946 yılına kadar sürer.
İngiliz ve Rus birlikleri savaş sırasında işgal ettikleri İran topraklarını 1946 yılından itibaren boşaltırlar. İki savaş arasında sembolik bağımsızlığa ulaşan Mısır ve Irak da bu sürecin sonuçlarından kendilerini kurtaramazlar.
Bağımsızlık hareketlerinden sonra bölge siyasetinde ağırlığını hissettiren diğer bir etken ise soğuk savaş mantığıydı. ABD ve Sovyetler Birliği arasındaki çatışmalar sürerken başlayan çıkar anlaşmazlıkları savaş sonrasında nükleer tehdit yüzünden soğuk savaş olarak tabir edilen dolaylı çatışma sürecine dönüşür. Truman doktrininin açıklandığı 12 Mart 1974, soğuk savaşın başlangıcı kabul edilir.
Söz konusu tarihten itibaren birbirine zıt iki kutup arasında bölünen dünyaya Berlin duvarının yıkıldığı 1989 yılına kadar bu mantık yön verir. Her blok bu mantık çerçevesinde kendi dış politikasını ve savunma stratejisini belirler.
Bugün Ortadoğu’nun içine düştüğü siyasi durumu anlayabilmek için sömürgecilerin geçmişte çizdikleri suni sınırların anlamını bilmek gerekir.