Bursa Hakimiyet

ABD’nin Ortadoğu’ya sızmasının perde arkası

Batı dünyasının Ortadoğu aklı İngilizlerdir. Diğer bir ifadeyle İngiliz aklı olmadan Batı ülkeleri Ortadoğu’da apışıp kalırlar. Bugün ABD’nin Ortadoğu’da oyun kurucu olmasının perde arkasında İngiliz aklı yatar. Dün de öyleydi. Bunu tarihsel bakışla ele alalım.
Mısır, 1936 yılında İngiltere’den bağımsızlığını alırken, İngilizler, Süveyş bölgesinde 10 bin asker ve 500 pilot bulundurmayı antlaşmaya bağlamıştı. Faşist İtalya’nın, sömürgesi Libya’dan Mısır’a doğru harekete geçme tehlikesi ortaya çıkınca, İngilizler, ilave olarak 200 bin kişilik bir kuvveti Mısır’a yığmıştı. Kapıdaki tehlike yüzünden Mısır kamuoyu, yeniden gelen İngilizleri pek hoş karşılamamıştı. Savaşın sona ermesine, Almanya ve İtalya tehlikesinin ortadan kalkmasına rağmen İngilizler askerlerini geri çekmeye yanaşmıyordu. Mısır’da yaygın bir İngiliz düşmanlığı başlamıştı, dalga dalga yayılıyordu.
Bir grup subay, (Hür Subaylar) örgütünü kurdu ve 23 Temmuz 1952’de ihtilal yaparak Kral Faruk’u devirdiler. Darbecilerin başı General Necip’ti. General Necip, Kahire radyosunda yayınladığı bir beyannamede, “ Mısır, son zamanlarda çok güç bir dönemden geçmiştir. Büyük     suistimaller ve hükümet istikrarsızlığı olmuştur ve bunlar ordu üzerinde büyük tesir yapmıştır. Rüşvetçiler, Filistin savaşında hezimetimize sebep olmuşlardır. Hainler, Filistin savaşından sonra da orduyu sabote etmeye çalışmışlardır”, diyerek ihtilalle Filistin savaşı arasında yakın bir bağ kuruyordu. Aslında ihtilal hazırlıksız ve zoraki yapılmıştı.
Kral Faruk, Avrupa ülkelerinden ihtilali durdurmak için yardım talep ettiyse de sesini kimseye duyuramadı. Mursi’ye karşı yapılan son askeri darbede olduğu gibi. Avrupa’dan yardım alamayacağını anlayan Kral Faruk, yedi aylık oğlu lehine tahttan feragat ettiğini ilan ederek özel yatıyla Capri’ye kaçtı
Mısırda, Şubat 1953’te geçici bir anayasa yapıldı ve cumhuriyet ilan edildi ve General Necip ilk cumhurbaşkanı oldu. Daha sonra yönetime el koyacak olan Cemal Abdülnâsır, başbakan yardımcısı ve içişleri bakanı oldu. Necip 1954’te istifa etmek zorunda kaldı ve Mısır, Nâsır’ın eline geçti.
Nâsır, Arap Birliği’ni kurmaya yeltenince büyük güçler ve İsrail’i endişelendiriyordu. Nasır konuştukça İsrail, büyük güçlerle saflarını sıklaştırıyordu. Nasır’ın milliyetçilik konuşmaları halkın duygularını okşuyor ve halk coşuyordu. 1956’da yapılan seçimlerde oyların % 99.9’ unu alarak sağlam bir şekilde Cumhurbaşkanlığı makamına oturdu. 
(Devam edecek)