Bursa Hakimiyet

Âdâb-ı muaşeret

Lügat yönünden edep(çoğulu: adap,”edube fiilinden türetilmiş olup “ zarâfet, usluluk, insanlarla kavlen(sözle) ve fiilen lütf-i(güzellik-hoşluk) muamele ve hüsn-i(iyiyi, güzeli) münavele (sunma) etmekten ibarettir.” Şeklinde tarif edilir ki, bununla insanın söz ve hareket olarak, diğer insanlarla olan ilişkilerinde ölçülü davranıp hoşça geçinmesi anlatılmak istenmiştir.
Toplum olarak belki de son yirmi,yirmi beş yıldır içini boşalttığımız, unuttuğumuz, duymadığımız bir kavram olmuştur Adab-ı Muaşeret. Oysaki, nitelikli hayatın temel kavramıdır bu kavram: “Edep yahu.”
Başka bir tarifte de “edep” terimi,(edube) fiilinin”davet” anlamı nazar-ı itibar alınarak: “insanlardan edip(terbiyeli) bir kimsenin, kendisine teddüp( edebini takınma) ettiği şeydir şeklinde açıklanmıştır ve buna göre edep, insanları güzel davranışlara davet eden ve kötü davranışlardan da alıkoyan bir meziyettir.
İnsanın benliğine yerleşen bir huy olarak da nitelendirilen “edep,şahsında bulunduran kimseyi, lekeleyici şeylerden koruyan bir meleke” şeklinde de tarif edilmiştir. Bu tariflerin hepsi edep lafzının ayrı ayrı yönlerini ele almakla beraber, bir bütün halinde ferdi, kendi hayatında ve toplum içerisinde doğruya ve güzele yönelten; dolayısıyla cemiyeti ıslah eden büyük bir terbiye ve olgunluk disiplini olarak beyan etmektedirler. Aynı zamanda,Te’dip-öğretmek- manasına da gelir.
Maksat: Edep öğretilmesi gereken kimseye, âdâb-ı örfiye, âdâb-ı şerriye ve ilim öğretmek anlamındadır, şeklinde tarif edilmiş ve “nefis terbiyesini ve ahlak güzelliklerini öğretmek” şeklinde de tefsir edilmiştir.
Istılah yönünden tarifinde Edep(âdâp)” Gerek cahiliye devrinde, gerekse İslamiyet’te asil ve insani şeylere meyletme hasleti ve bunu hayatta, içtimai münasebetlerde belirmesi” manasına kullanıldığı gibi, “insanı yüksek kültüre erdiren, irfan erbabı ile yüksek muaşerete layık mertebeye çıkaran tahsil” anlamına da gelmektedir. Muaşeret de; insanların birbirleriyle sosyal ilişkilerde bulunup aralarında ünsiyet kurarak yekdiğeriyle iyi geçinmeleri manasına gelmiş oluyor.
Yukarıda da söylediğim gibi bizim beşeri ilişkilerimiz her geçen gün kan kaybetmektedir. Kimsenin kimseyi takmadığı, toplumun değer yargılarının hızla kaybolduğu, her birimiz birer yabancı ajan gibi toplumun değerlerini zayıflatmak, iyice dibe vurmuş güveni tamamen yok etmek için çalışıyoruz adeta. İnanmıyorsanız, çevrenize dikkatlice bakın. Adab-ı muaşeret çok uzağımıza düştü.