Bursa Hakimiyet

Afrika… Afrika…

Bugün Afrika, eskiye nazaran Türk kamuoyunun gündemindedir. Türkiye devlet olarak Afrika’da ciddi bir güvene sahip olmuştur. Zira Türkiye onların meseleleriyle alakadar olmaktadır. 
Bir cuma namazında Somalili bir imam, “Bize yardım edin,buraya misyonerler geliyor. Yardım karşılığında dinimizi değiştirmemizi istiyorlar” diye yakınmıştı. Ama hala Afrika’dan bize ne diyebilecek kadar gerçeklerden uzak yaşayan bizim zavallılarımız var. Orada açlık mı var? “Bize ne!” Emperyalistler hammaddelerini mi ucuza kapatıyorlar.” Aman canım sen de!”
Öte yandan Afrikalıya Avrupa’dan bir kutu süt gitse, bir paket bisküvi gitse, ne kadar reklamını yaparlar. Basın ayağa kalkar, filmler, müzik kasetleri! Afrika için konserler. Bunları da yapanlar, üstelik bu kıtayı bu perişan hale sokanlar. Oraya bol miktarda silah taşıyanlar da bunlar. Sömüren de bunlar. En önemlisi de o yörenin insanlarını “ ırkçı” bir yaklaşımla küçümseyip köleleştirenlerdir. Türkiye, hem maddi hem de manevi cephesiyle gücünü yeni fark etmeye başladı ve Afrika’da kendini hissettiriyor. Afrika da Türkiye’ye güveniyor. Elbette bunun tarihselliği de var.
Osmanlı, bin bir belanın başına sarılmak istendiği bir “ Hasta Adam”. Başucunda akbaba gibi bekleyen sömürgeciler. Her biri bir pay almak için pusuda… Onların yanında yerli işbirlikçileri: Ayrılıkçılar, taklitçiler… Ve o günlerde Avrupa, Afrika’ya uzanıyor. Aralarında anlaşıp aynen Ortadoğu gibi bölüşelim diyorlar. İstanbul buna ‘hayır’ diye haykırıyor:   
Vaktiyle Kongo hükümeti kurulurken, bölgede birçok Müslüman yaşadığından bunların Hıristiyan bir hükümet tarafından idare edilmesinin kabulü, halkın dini hislerine dokunacağından bu konuda dini ve siyasi mahzur görülmüş ve bu sebeple Kongo hükümeti, devletimiz tarafından tasdik edilmemişti. Ayrıca Sultan Abdülaziz devrinde Hidiv İsmail Paşa tarafından Nubye, Sudan ve Kordofan tarafları asker ve memur gönderilerek keşif ve işgal edilmiş. İsmail Paşa’ya gönderilen fermanlarda bölgenin idaresinin Mısır’a ait olduğu belirtilmişti. Hatta buralara giden yabancı seyyahlar, Osmanlı bayrağı çekmedikçe emniyetle seyahat edemiyorlardı. Bu sebeple Osmanlı devletinin imtiyazlı eyaletlerinden olan Mısır ve mülhakatı üzerindeki hükümranlık haklarının inkârı mümkün değildir. Buna rağmen İngiltere’nin meşru hiçbir hakkı olmayan topraklar üzerinde mukavele yapması asla caiz değildir. Osmanlı devleti bu konuda sessiz kalırsa, bölge hakkında uygulanan muamele Mısır hakkında uygulanmak isteneceğinden ve İngilizlerin bu arazileri işgal etmesi Mısır’ın geleceğini tehlikeye düşüreceğinden üzerinde önemle durmak gerekmektedir.”  İşte tarihten bir kesit.