Bursa Hakimiyet

Almanya ile ilişkiler- dün ve bugün

20.yüzyıl başlarından itibaren Avrupa’daki Birleşik Krallık ile Alman İmparatorluğu arasındaki çekişme hızlanmıştı. İngiltere, deniz aşırı bir sömürge imparatorluğu olarak dünya hakimiyetini sürdürmek için siyasi ve askeri girişimlerde bulunurken, Almanya da gelişmelerin gerisinde kalmadı. Sanayideki atılımlar ve askeri teknolojisiyle dönemin en donanımlı silahlı kuvvetlerinden birini oluşturdu. Bu iki iddialı ülkenin yanında Rus Çarlığı,hem orta, hem doğu Avrupa coğrafyasındaki Avusturya- Macaristan İmparatorluğu ve Fransa’da ufukta beliren güç gösterisi için askeri ve siyasi hazırlıklar içindeydi.
İttihat ve Terakki Cemiyeti ile Alman İmparatoru II. Wilhelm’in gayretleri sonucu yapılan Osmanlı-Alman ittifakı çerçevesinde Almanya’nın öncelikli hedefi, Birleşik Krallık bünyesindeki Müslüman sömürge halklarını Osmanlı üzerinden kışkırtarak İngiltere’nin dünya egemenliğini baltalamaktı. Ayrıca Osmanlı coğrafyası üzerinde açılacak ek cepheler vasıtasıyla Rus ordularının bir kısmı buraya kaydırılacak böylece Avrupa coğrafyasındaki Rus- Alman çatışmasına askeri açıdan daha rahat hakim olacaktı. Öte yandan Osmanlı ordusu, Alman subayların gözetiminde modernize edilmekteydi. Osmanlı Devleti planlarını öncelikli olarak Rus ve İngiliz tehlikelerine karşı kendini savunmak üzerine yapacaktı.
 Savaş boyunca çeşitli cephelerde Osmanlı subaylarıyla birlikte görev yapan Alman subaylar arasındaki en büyük çekişme, 1918 yılında Rus orduları ve yerel milis kuvvetlerine karşı savaşılan Kafkasya Cephesi’nde yaşanmıştır. Yeraltı kaynakları ve stratejik konumuyla cazip bir bölge olan Kafkasya’da, Cihan Harbi müttefiki iki ülke birbirlerine silah doğrultmuş ve durum karşılıklı restleşmelere kadar gitmiştir. Çekişmelerin temel sebebinin 3 Mart 1918 tarihinde imzalanan Brest-Litovsk Anlaşması olduğu söylenebilir. Bu mutabakatla Kars, Ardahan, Batum ve Artvin gibi stratejik şehirler Osmanlı topraklarına katılmıştı. Osmanlı Devleti’nin bu avantajı Azerbaycan ile birleşmek amacıyla kullanmak istemesi ise Almanya’nın Kafkasya’daki petrol rezervleriyle ilgili emellerine ters düştü. O halde dostluk rafa kalkacak, petrol için gereken neyse o yapılacaktı.
3-4 Haziran 1918’de Almanya Başbakanlık binasında gerçekleşen görüşmenin ardından son dönemlerdeki Türk- Alman anlaşmazlığının zirve yaptığı belirtilir.
 Günümüzde Almanya, Türkiye’nin aleyhinde olabilecek her alanda kendini göstermektedir. Avrupa’da terör örgütü mensuplarının korunup kollanmasından Türkiye’nin iç işlerine karışmasına kadar Almanya’nın varlığını görmek mümkündür.  Türkiye’de faaliyet gösteren en güçlü basın ve televizyon kanallarıyla sermaye birlikteliği oluşturmuş ve Türkiye’yi karıştırmakla meşguldür. Hesap,   yine enerji.