Bursa Hakimiyet

Avrupa ve beyaz adamın yükü

19. Yüzyıl’da yeni bir mit doğdu. Doğu’nun Batı tarafından gençleştirilmeye ihtiyacı vardı. Doğu’nun orijinal ruhu Batı’ya geçmişti ve Batı’nın yeni görevi bu ruhu Doğu’ya yeniden tanıtmaktı. Doğu ölmekte olan bir kültürdü ve Batı’nın müdahalesiyle kaybolan uygarlık duygusunu yeniden oluşturması gerekiyordu.
Bu fikir İngiltere’nin baş şairi Kipling’in ünlü şiiri “ Beyaz Adamın Görevi”nde açıklanmıştı. Mesaj basitti: Avrupa ideal bir dünya uygarlığıydı ve görevi dünyayı uygarlaştırmaktı.(Uygarlık ve medeniyet kavramları aynı anlamı taşımaz)1899’da yazılan şiir aslında Amerikalıların emperyalist rekabete katılmaları için yapılan bir çağrıydı. İlerleme fikri Avrupa’ya, gücünün yettiği ölçüde Doğu’ya olan üstünlüğünü iddia etme hakkını veriyordu. Avrupalı olmayan dünya, bir zamanlar Avrupa’nın olduğu yer olarak görülüyordu.
Avrupa’nın geçmişi olarak görülen Hintliler, Afrikalılar ve Doğuluların görevi, uygarlık tarihini taşımaktı.(Sertina) Avrupalı bilincinin çekirdeğini, diğer toplumları Batılı değerlerine göre evrensel normlarla sıralayan tarihsel, felsefi bir mit oluşturuyordu.
Avrupalı uygarlığın manevi üstünlüğünü içeren bu fikirler, aynı zamanda, kolonileşmenin ideolojik gerekçesi olarak görülüyordu. Afrikalıların karakterinin sadece onların Avrupalı efendileri ile kuracakları temasla gelişebileceği fikrine olan inanç artmaya başlamıştı. Afrika’ya Hıristiyanlığı ve uygarlığı tanıştıracak olan kölecilik, onların tek kurtuluşuydu. Köle ticaretinin kaldırılması için yapılan tartışmalara rağmen Yeni Dünya’nın keşfinden beri 15 milyonun üzerinde insan, köle olarak satılmıştı. Bu durum Afrika’nın Avrupa uygarlığının korumasına ihtiyaç duyması fikrini güçlendirmişti. Bu koruma olmadan Afrika fırtınada kaybolan çocuk durumuna düşebilirdi. Hindistan’da liberallerin öncülü olan Tory’den Liberal Partiye geçiş ve Hindistan toplumunun dönüşüm arzusunu ikame eden bir geçişin ifadesiydi.
Üstün beyaz ırklar kendilerine Tanrı tarafından zayıf ve güçsüzler üzerinde sorumluluk alma hakkı bahşedildiğine inanıyorlardı. Doğu, düşen bu uygarlığı çağrıştırıyordu. Doğu ayrıca, terörün karanlık ve gizemli güçlerini yayan bir tehlike olarak görülüyordu. Örneğin Afrika “Karanlık Kıta “ olarak adlandırılıyordu. Fakat bu karanlık, İngiliz yönetiminin ve değerlerinin medenileştiren ışığına ihtiyaç duyuyordu.”Asyalı Karakter” kavramının keşfi, medenileşmişüstünlüğünün şovenist etkileriyle açıklandı.
Şu soruyu yüksek sesle soran çevreler yok denecek kadar az. Böylesine yoksulluk çeken böylesine fakir Afrika’da nasıl oluyor da herkesin elinde silah bulunuyor? Bu silahları oraya kim ve neden veriyor? Avrupa uygarlığı tamamen çıkar ve sömürü üzerine bina edilmiştir.