Bursa Hakimiyet

Ayaklı kütüphane Muzaffer Ozak

Hacı Muzaffer Ozak, 1916 yılında İstanbul’da doğdu. Babası Hacı Mehmed Nuri Efendi, annesi ise Ayşe Hanım’dır. Karagümrük’ teki Cerrahi tekkesinin bitişiğinde bulunan bir evde dünyaya gelen Muzaffer Efendi’nin babası alim bir kimseydi. Ayrıca ikinci Abdülhamid devrinde huzur hocalığı yapmıştı. İki amcası ise, Gazi Osman Paşa’nın forsunu taşıyan sancaktar başıydılar. 
Amcalarından biri, sancağın düşman eline geçmemesi için gösterdiği cesaretten dolayı generalliğe yükseltildi; daha sonra  Plevne savaşında yaralanarak Ruslara esir düştü. Esaretten kurtulduktan sonra Osmanlı devletine general olarak hizmet etti.Diğer amcası ise Plevne’de şehit düştü.
Annesi Ayşe Hanım, Halveti şeyhi Seyid Hüseyin Efendi’nin büyük torunudır. Balkanlar 1877 yılında elimizden çıkınca ailenin geride kalan fertleri İstanbul’a geldi. Anne tarafından Evlad-ı Resul’e bağlı olan Efendi hazretleri, altı aylıkken babasını kaybetti. 
Büyük kardeşi Murat Reis, 1914- 1918 savaşında canını kurtardı, fakat işgal kuvvetlerince İstanbul’da şehit edildi. Aile, fakir ve çaresiz bir hale düştü.
Beş altı yaşındayken, babasının mektep arkadaşı Seyyid Şeyh Abdurrahman Sami-i Saruhani hazretlerinin himayesine girdi. Ortaokulun  ikinci sınıfında okurken şeyhi vefat etti. Babası kadar sevdiği bu zattan Kur’an-ı Kerim dersleri aldı ve ilahi kitabın birçok kısımlarını ezberledi. Kıraat ilmiyle ilgili çalışmalarını, Fatih Camii Başimamı Mehmed Rasim Efendi’nin talebesi olarak tamamladı.
Hüsnü Efendi ismindeki bir hocadan sekiz yıl fıkıh ve hadis dersleri aldı. Fakirlik dolayısıyla gündüzleri çalışmak zorunda kaldı. Geceleri ise o devirde “yürüyen kitaplık”, veya “ Ayaklı kütüphane” diye tanınan Gümülcineli Mustafa Efendi’nin derslerine devam etti.
Muzafer Hoca’nın önemli özelliklerinden biri de cesur,atak,hareketli bir kimse olmasıydı. Merhumun bu yönünü gözler önüne seren menkıbelerin sayısı hayli kabarıktır. Bunlardan biri şöyledir: Ali Fuat Başgil, camia içinde  çok sevilen, çok hürmet edilen alimlerden biriydi. 
Din ve Laiklik isimli eseriyle, Gençlerle Başbaşa  adındaki kitabıyla  büyük bir şöhret kazanmıştı. Hoca, bir ara siyasete de girdi ve cumhurbaşkanlığı adaylığına kadar yükseldi. Ali Fuat Başgil’in cenazesinde bulundu ve cenazenin huzur ve sükun içinde defninde eşlik etti.