Bursa Hakimiyet

Aydın mı entelektüel mi?

Kavramların yerli yerinde kullanılmaması her zaman kafa karışıklığına neden olmuş ve olmaktadır. Dolayısıyla da realitenin anlaşılması zorlaşıyor. 
Bu çoğu zaman bilinçli olarak, kimi zaman da bir alışkanlık kategorisi olarak tezahür ediyor. Herhalde bu dünyada aydın kavramında olduğu kadar ‘yanlış anlama’ başka hiçbir kavram için söz konusu değildir. 
Bir şey daha var: Türkiye’nin bu tür olumsuzluğun en bariz yaşandığı ülke değilse de başta gelenlerden biri olduğunu söylemek de abartma olmaz. Örneğin, Fransa’da herhangi biri üniversite eğitimi aldı diye     kendini ‘aydın’ saymayı aklından geçirmez. Bizde bir ilkokul öğretmeniyse söze”şahsen bir aydın olarak…” diye başlar. Bu tavır o kadar aşırıya vardırılmıştır ki, bir zamanlar Latin alfabesini biliyor olmak aydın sayılmaya yetiyordu.
Böyle bir anlayışın gerisinde de aşırı Batı hayranlığı, Batı’dan ne gelirse hiçbir sorgulamaya tâbi tutmadan kabullenme      alışkanlığı,”evrensel bir nesnel sosyal bilim olabileceği düşüncesi ve inancı”,Türkiye ve benzer durumdaki ülkelerde diplomalı kesimin taşıdığı bilincin sömürge bilinci olması, velhasıl bu kesimin Avrupa merkezli ideolojik yabancılaşmayla malul oluşu yatıyor. 
Oysa aydın olma durumu eğitimden geçmekle,bir diploma sahibi olmakla vb.ilgili değildir. Her- hangi bir alanda eğitim görmek demek, o alanda bir uzmanlık edinmek demektir ve bunun için de mutlaka bir eğitim kurumundan diploma almak gerekmez. Bir ustanın yanında çırak olarak girip birkaç yılın sonunda işi öğrenmekle, üniversitenin bir fakültesinde okumak arasında  aydın kavramı bakımından özde bir fark yoktur.
Aydın tanımı veya aydın kavramı bakımından hukuk fakültesinde okuyup avukat olan biriyle, bir marangozun yanında marangozluk öğrenen genç adam arasında önemli bir fark yoktur. Sadece hukuk fakültesinde okuyanın aydın olmak bakımından daha avantajlı olduğu söylenebilir.
Bilgiye ulaşma kolaylığı, entelektüel faaliyet için uygun zaman, gerçek anlamda entelektüellerle ilişki kurma kolaylığı vb. Elbette burada sözü edilen sadece bir ‘potansiyeldir’ ve söz konusu “avantajın” realize olması kesin değildir. 
Nitekim, okul ve üniversite ortamı kimi avantajlar sağladığı gibi bir dizi olumsuzluğu da barındırabilir. Zira genel olarak eğitim kurumları ve üniversiteler, egemen ideolojinin ürettiği kurumlardır. Bundan daha kötüsü resmi ideolojinin geçerli olduğu durumdur.
Fikret Başkaya-Özgür Üniversite Yay.