Bursa Hakimiyet

Aydınlanma hareketi nedir?

Aydınlanma, on sekiz ve on dokuzuncu yüzyıllarda Batı toplumlarında, akılcı düşünceyi hayatın her alanına yaymaya çalışan, bireyin önyargılardan uzaklaşarak özgürleşmesini amaçlayan ve insanın kendi hayatını yalnızca kendisinin düzenleyebileceğini savunan düşünce akımıdır.
Genel olarak Ortaçağ’da Batı’da hakim olan din (Katoliklik) ağırlıklı dünya görüşünü reddederek ve ilerlemeye(terakki) dayalı yeni bir dünya görüşü geliştirmeyi amaçlayan Aydınlanmacı düşünürler, dini bir kenara iterek yanlıca akıl aracılığıyla doğru bilgilere ulaşabileceğini savunur ve hayatın yalnızca akıl tarafından sonsuza kadar tanzim edilebileceğini öne sürerler.
Aydınlanma fikri aslında üç büyük filozofun( Descartes Ö.1677) Spinoza(Ö.1677) ve Locke’un (Ö. 1704) fikirleri etrafında gelişmeye başlamış, Pierre Bayle’in (Ö.1706) 1697 yılında yayınlamaya başladığı ansiklopediyle şekillenmiştir. Tabiat bilimlerindeki gelişmeler, özellikle de Newton (Ö.1727) fiziği aydınlanma hareketinin güçlü çıkış noktası olmuştur.
Alman ideolojisinin kurucularından ve günümüze ulaşmış iki yüz bin sayfa civarındaki el yazması metinleriyle dönemin en ilgi çekici düşünürlerinden birisi olan Gottfried Wilhelm Leibnitz(Ö.1716) Descardes ve Spinoza’dan farklı bir rasyonalizm geliştirmeye çalışarak insan aklının, ilahi akılla bağlantısı üzerinde durmuş ve reddetmeyen ılımlı bir aydınlanma yaklaşımı geliştirmeye çalışmıştır. Çünkü aydınlanma, rasyonalizm(akılcılık) öne çıkarmış insan aklını Tanrı’nın yerine koymuştur.
Voltaire ile aynı dönemde yaşayan Fransız düşünür Jean Jackues Rousseau(Ö. 1778) toplum için, dini esaslar yerine medeni ilkeler kurmayı denemişti. Ona göre, tabiatta başına buyruk yaşamakta olan insan, soğuk sıcak gibi tabiat olaylarının etkisiyle toplumsal hayata geçtiğinde tabiat bozulmuştur. Bu nedenle de, artık insanın eski doğal hayatına tekrar dönmesi imkansızlaşmıştır. Tabiatına yabancılaşan insanın aklını kullanarak içine düştüğü bu açmazdan çıkması gerekir.
Geleneksel metafiziği reddederek bilimin sonsuz gücüne inanan ve oryantalist bir ahlak felsefesini savunan Denis Diderot(Ö.1784) özgürlüğün gökten indirilmiş bir lütuf olduğunu, herkesin kendi iradesiyle bu hakkı kullanması gerektiğini, bunun ise ancak insanın kendi aklını kullanarak gerçekleşebileceğini öne sürer. Ama hangi akıl?..