Bursa Hakimiyet

Balkanlar

Avrupa’nın hiçbir bölgesi Balkanlar kadar Avrupa’nın doğasına uyumsuzluk göstermemiştir. Balkanlar, Avrupa düşüncesinde her zaman bir çelişki olmuştur. Coğrafi anlamda kesin olarak Avrupalı olsalar da, siyasal olarak Asya’ya daha yakındırlar. 
Balkanlar uzun bir zaman Avrupa’nın dışında kaldı ve Asya’nın bir uzantısı olarak görüldü. Aslında bugüne kadar Yakın Doğu olarak nitelendirilmişti.
    Balkanlar iki uygarlığı birbirinden ayıran bir çizgi, Avrupa ve Asya’nın çarpışma noktasıdır. Bu dağlık bölgede üç din birbiriyle çakışmaktadır. Müslümanlık, Latin Hıristiyanlık ve Ortodoks Hıristiyanlık. Osmanlı Avrupa’ya girmeye başlayınca, Avrupa’nın karşı atağı bu bölgede etnik bir fay hattı yarattı. Balkanlar hiçbir zaman bu bölgeye hakim olmak için birbirleriyle yarışan Osmanlı veya Habsburg İmparatorluklarının bir parçası olmadı.
    1919 yılına kadar Balkanlar, Habsburg ve Osmanlı İmparatorlukları arasında bir geçiş bölgesi olmuştu. Balkanlar ve Adriyatik Denizi, Batı Avrupa’nın Müslüman Doğu’ya karşı son savunma hattıydı. 16. yüzyıla gelindiğinde Karadeniz bir Türk gölü olmaya başladı. Bunun üzerine Batı sınırı, en dar noktadA Oranto Boğazından başlayan Apuli’ayı Arnavutluk’tan 72 km bir hat üzerinden ayıran ve Adriyatik’e kadar uzanan bir sınırdı.
     Balkanlar eski çağlarda bir sınır bölgesiydi. 4. yüzyılın sonlarında Roma İmparatorluğu Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrılınca, bu iki ülke arasındaki sınır bölge yine Balkanlar’dı. Balkanlar, sonradan Doğu’yu ve Batı’yı birbirinden ayıran bölge olmaya başladı. 
Güney Slavlar da bu bölgeye yerleşmeye başlayınca, buradaki büyük etnik grupların komşusu oldular. Almanların Batı’ya doğru göç etmesiyle doğan boşluğu Slavlar işgal edince, Yunanlı ve Latin yerli nüfuslar  bölgeden çıkartıldı. Böylece iki uygarlık arasındaki köprü yıkılmış oldu. Sadece Arnavutlar dağlık bölgelerde tarihteki sürekliliklerini devam ettirdiler.
     Yeni Slav yerleşimleri, Eski Yunan ve Latin bölünmesine neden oldu. Bu ayrışma dokuzuncu yüzyılda eski dinlerini bırakıp Hırıstiyanlığa yönelme tarzında tezahür etti. Balkanlar, Latin Batı ve Müslüman Doğu’nun çarpışma noktasıydı. Avrupa’nın dayanak noktası Balkanlar asla tek bir devlet çatısı altında toplanmamıştır. Bu yüzden, tarihlerinin büyük bir bölümünde Güney Slavların( Yugoslav’ya ismi buradan gelir) siyasi bir merkezi olamamıştır. 
1815 Viyana Kongresi, Rusya’yı Avrupa’ya dahil etti. Rusya ile Batı arasındaki ilişkilere bir istikrar kazandırmış oldu. Balkanlar güçler dengesinin en zayıf noktası olarak kalmayı sürdürdü.