Bursa Hakimiyet

Banarlı’nın kaleminden millet anlayışının önemi

Ben vaktiyle Ziya Bey’e( Ziya Gökalp) bir fikrimi açmıştım. Ziya Bey’e demiştim ki; Ziya Bey, biz bir milliyet diyaneti tesis ediyoruz. Bunun müminleri beş yüz sene sonra da bizim milletimize dair bir şeyden şüphe etmemelidirler. Milliyet mevzuunda biz sadece elan, bizde olan şeyleri söyleyelim. Bizde olmayanları da söylemeyelim.
Mesela bizim felsefemiz yoktur. Çünkü ordular felsefe yapmaz, fütuhat yapar. Biz de böyle yapmışız; biz vatanlar kuran milletiz bunları söyleyelim. Ayni tarihte Fuat Köprülü de bütün dil ve edebiyatların  mukayesesi mevzulu bir eser yazmak müddeasında (davasında) idi. 
Ben kendisine demiştim ki: Bu büyük mevzua girmeyiniz; bizim daha mühim mevzularımız vardır. Mesela şu Ahmed Yesevi nedir, kimdir? Bir araştırınız, bakınız bizim milletimizi asıl orada bulacaksınız.
Hasılı ben o senelerde muhitimdeki mütetebbi, mütefekkir ve san’atkar gençlere kendi müddeamı telkin ediyordum. Bu müddea, ampirik nazariyelerden uzaklaşmak ve daima vesikaların gösterdiği hakikatlere bağlanmaktı. 
Milliyetimizin tarihini, işte biz sekiz asır zarfında buymuşuz, buyuz; buna mensup olmaya milli olmak derler, bizim milliyetimiz millidir, biz ona mutabık olduğumuz nisbetle milliyiz, itikadı esasına bağlıyordum.
Türklüğün şerefini düşünen insan (Sentez-Nasyonal)e dokunamaz. Mimar Sinan’ın Türk olması ikinci derecede bir iştir; çünkü; Süleymaniye Camii Türk’tür ve Türklüğün eseridir. Osmanlı Türklüğü milli bir terkiptir.
Koca Mustafa Paşa Rum’du, Rumluktan ihtida etmişti. Fakat öylesine Türk ve Müslüman olmuştu ki, Rum kilisesini cami yaptı. Bugünkü Koca Mustafa Paşa Camii, Türk mimarisiyle yapılmıştır fakat aslen bir Rum kilisesidir.
Türklük, Koca Mustafa Paşa’ya bu hareketi yaptıran kudretli milliyetidir. Milliyetçilik, Ziya Gökalp’in sandığı gibi, vatandan ayrı, Türk’ün kendisinden ayrı ve kitaptan oluşmuş bir şey değildir.
Milliyet anlayışında azami realist olmak için bu tarifi kullanmak lazımdır. Milliyet bizim asırlar zarfındaki birliğimizdir. Vatan çerçevesi içinde biz lisana, çizgiye, nağmeye ne ayar verdiysek onlar bizi ifade eder.
(Bu yazı Banarlı’nın Yahya Kemal ile konuşmalarından bir bölümdür.)