Bursa Hakimiyet

Başkanlığa doğru adım adım...

1980 darbesini yapanlar, 1982 Anayasası’nı, hep kendilerinden biri cumhurbaşkanı olacakmış gibi oluşturdular. Anayasa’da cumhurbaşkanına parlamenter sistemde olmaması gereken geniş yetkiler verdiler. Kenan Evren’den sonraki cumhurbaşkanları yetkilerinin çokluğundan söz ettiler ama bu anlamda anayasada bir değişiklik olmadı.
Ahmet Necdet Sezer’in süresi dolmuş 2007’de parlamento yeni cumhurbaşkanını seçecekti. İktidarda 365 milletvekiliyle AK Parti vardı ve Başbakan R.T.Erdoğan. Yani bu meclis aritmetiğinde cumhurbaşkanı ya Erdoğan olacaktı, ya da Erdoğan’ın işaret ettiği biri.
Ana muhalefet lideri Deniz Baykal, Erdoğan’ı kastederek “Sen aday olamazsın, sen aday olmayacaksın” diyerek Erdoğan’a baskı uyguluyordu.(Bu hikaye uzun) Erdoğan parti milletvekilleriyle yaptığı istişareler sonucunda Abdullah Gül’ü aday gösterdi.
Seçimin yapılacağı gün başta CHP olmak üzere ANAP ve DYP meclis salonuna girmediler. 367 garabeti uygulanacak, partilere salona girmemeleri için talimatlar verilmişti. Meclis salonunda 367 kişi olmadığı gerekçesiyle gündeme geçilemedi, Cumhurbaşkanı seçilemedi. Bu kaostan çıkmak için seçimler birkaç ay öne alındı, bu arada anayasa maddesinde ‘ Cumhurbaşkanı halkoyuyla seçilir’ değişikliği yapıldı. Seçimden sonra Abdullah Gül, parlamentonun seçtiği son cumhurbaşkanı oldu.
Türkiye, güçlü yetkileri olan bir cumhurbaşkanı ve yine güçlü yetkileri olan bir başbakanlık modeliyle yönetilmeye çalışıldı. Cumhurbaşkanını halkın doğrudan seçmesi zor yürüyen bu sistemi iyice tıkamış oldu. Başbakan Davutoğlu’nun olağanüstü kongrede aday olmamasının temel nedeni budur. Davutoğlu başarılı bir başbakanlık dönemi geçirmiştir ama sistem bu duruma daha fazla müsaade etmez. Çözüm başkanlık modelinde.