Bursa Hakimiyet

Başkanlık sistemi(1)

Bugün hükümet sistemleri(siyasi rejimler) tasnifi yapılırken esas alınan teorilerden biri de “kuvvetler ayrılığı” teorisidir. Kuvvetler ayrılığı teorisinin kurucusu Montesguieu’nun kabul edildiği bu teoriye göre devletin üç erki (Yasama, yürütme, yargı) üç farklı organa verilmelidir. Buradaki amacın yani üç erkin üç farklı organa verilme sebebi bir kontrol dengesinin sağlanmasıdır.
Başkanlık sistemi bahsettiğimiz kuvvetler ayrılığı teorisinin sert görünümüdür. Diğer bir ifadeyle söylersek parlamenter sistemde teorik olarak var olan kuvvetler ayrılığı pratikte başkanlık sisteminde mevcuttur. 
Başkanlık sisteminde bakan ve bakanlıklar yoktur. Daha çok danışman gibi çalışan ve bakanın yasama organı dışından atadığı sekreterler vardır. Dolayısıyla bu kişiler parlamenter sistemde yer alan bakanlar gibi başkanın politikalarının belirleyicisi değil, uygulayıcısıdır. Başkanlık sisteminin en önemli özelliklerinden biri devlet başkanının, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak halk tarafından seçilmesidir.
Başkan, görev süresi boyunca yasama organının güvenine ihtiyaç duymamaktadır. Ne yasama organının ne de yürütme organının birbirlerinin görevine son verdirecek herhangi bir mekanizmanın işlemesi söz konusu değildir. Başkanın sorumsuzluğu sadece siyasidir.
Başkanlık sisteminde yasama erki, güçlü ve özerk bir organ konumundadır. Yasama üyelerini halk seçer. Başkan halk tarafından, sekreterler(bakanlar) da başkan tarafından meclis dışından seçilir. Bu da yürütme karşısında yasamanın bağımsızlığını göstermektedir. Başkanlık sisteminde yargı da bağımsız ve tarafsızdır. Zira yargıda da seçim vardır.
Türkiye federalizme kapalı üniter bir devlettir. Başkanlık sisteminin mutlaka federal devletlerde uygulanabileceğine dair düşünce mutlak doğru bir düşünce değildir. Üniter devletlerde devlet başkanının halk tarafından seçilmesi yönetilenlerin yönetimi sahiplenmesi sonucunu da beraberinde getirecektir.
Latin Amerika ülkelerinde görülen başarısız başkanlık sistemi deneyimi, sistemin uygulanmasından değil, demokrasinin köklü ve yerleşik olmamasından ve ayrıca birtakım ciddi ekonomik sorunların varlığından kaynaklanmaktadır. 
Hiçbir sistem tam kusursuz değildir. Olur veya olmaz ama Türkiye Başkanlık-Yarı Başkanlık sistemlerini enine boyuna tartışmalıdır. Bu da yetmez parlamenter sistemin de aksayan yönlerini iyi tespit etmek ve tartışmak gerekir.