Bursa Hakimiyet

Batılı bir bilim adamı gözüyle gelecek kime ait(2)

Hırstiyanlık Avrupa’da tamir edilemez durumdadır. Yine şuna inanıyorum ki, Batı yapay yeni bir din- eklektik bir Esperanto dini- çıkaramayacaktır. Bu olmaz, çünkü din, varlığından şüphe edilmeyen bir otorite gerektirir. Bunu da ancak, vahye dayalı din sağlayabilir.
Genç nesil büyüdükçe, birlikteliği/ cemaati yüceltirken “ bireyselliğin”/ yalnızlığın akıbetinden kaygı duymaktadır. İslam’daki aile, ümmet, kardeşlik kavramları, genç nesil için bulunmaz bir hazinedir. İslam’daki bu kavramlar, Hırstiyanlık’taki komşunu sev fikrinden daha gerçekçi, daha hissedilir haldedir.
Eğer Batılı toplumların( vadedilmiş Amerika’yı Yeşillendirme hariç) duygusal yönden zayıfladığı bir gerçekse, ki ben öyle olduğunu düşünüyorum, o zaman İslam ümmeti, sunacağı sevgi ve sıcaklıkla Çağdaş Batı çocuklarının temel bir ihtiyacını karşılayabililr.
Batılıların içinde yaşadığı sanal alem(internet) ve aşırı seks dolu atmosfer, ayakta kalabilmek için verilen acımasız yarış- okuldan işe, işten seks ilişkilerine- sürekli daha fazlasını elde etmek için yaşanan stres, toplumu o hale getirdi ki, bugün sıradan bir Amerikalının bile en azından bir psikiyatristi var. Bu insanlar,Müslümanların çoğunun halinden memnun, stresten, aşırı zaman baskısından uzak; kısacası Tanrı’yla, kendileriyle ve çevreleriyle uyumlu olduklarını gördüklerinde, mutlaka etkileneceklerdir. Bütün bu sebeplerden dolayı öyle inanıyorum ki, hayatlarının günlük monotonluğundan sıkılan bir insan İslam’ı ve değerlerini daha yakından tanımak isteyecektir.
İnsanların bu dini keşfetmeleri, büyük oranda Müslümanların İslam’ı ne şekilde sunacaklarına bağlıdır. Doğru, Allah dilediğini hidayete erdirir. İslam’ı seçenlerin çoğu- San Francisco’dan Jeffrey gibi- daha önce Müslümanlarla hiç karşılaşmadıkları halde özellikle Kur’an okuyarak Müslüman olmuşlardır. 
Gözlemlediğimiz kadarıyla, aile yapısı çökmüş bir medeniyetin, uzun süre ayakta kalabilmesi mümkün değildir. Batı bunun acısını her geçen gün daha çok hissetmektedir. Aile büyük bir saldırı  altındadır. Evlilik dışındaki ilişkileri dahi teşvik eden Amerika’da bile durum farklı değildir. 
Boşanma oranları son derece yüksektir. Büyük şehirlerde evlerin neredeyse yarısı, bekarlar tarafından idare ediliyor; çocuk isteyip de koca istemeyen kadınlar da bunlara dahildir. Babasız büyüyen çocukların sayısı her gün artıyor. İnsanlık çöküyor. Peki gelecek kimin?
Dr.Murad W.Hofmann- Binyılda İslam Siyasetin Oluşumu. Çağrı yay.