Bursa Hakimiyet

Batılı bir bilim adamının gözüyle gelecek kime ait?

Gerçek şu ki, üçüncü milenyum başında Batı insanının kalbini ve zihnini kazanmak için yarışan iki dünya görüşü vardır. Post-modern sekülarizm ve İslam. Başka bir seçenek de gözükmüyor. Budizm, başka bir hayatta ikinci bir şans elde etmek isteyen bazı Batılı entellektüellerin ilgisini çekse de, şu an için tek alternatif bu görünüyor.
Nihayet yüzbin dolarlık soruya geldik: Gelecek kimin olacak? Bunun cevabı başka bir soruya verilecek cevaba bağlıdır:
21. yüzyıl dini mi olacak, dinsiz mi? Şimdilik, sanki dinler hayattan çekilmiş görünüyor. Amerika’da ve daha çok da Avrupa’da insanlar gittikçe Hıristiyan kiliselerden uzaklaşıyor. Bu kiliseler,- homoseksü elpapazlar, istediğin zaman kürtaj, kadın papazlar ve artık oruç tutmanın gerekmediği gibi- birtakım güncel tartışmalara girerek kendi çöküşlerini hızlandırıyorlar. Bu yolla kiliseler kendilerini bitiriyor, Hıristiyanların çoğu (hatta bazı protestan papazlar) artık İsa’nın uluhiyetine ve ölümden sonra hayata da inanmıyorlar.
Bunula birlikte, resmin tamaı bu değildir; bunların yanında, etrafta birçok başıboş akım ve özelleştirilmiş din vardır. Din, varlığını sürdürmek için, kiliselerden uzakta kendisine yeni mekanlar arıyor. Herhangi bir Batılı kita-
bevine gittiğinizde, esotorik/mistik kitapların bulunduğu bölümün, din kitapları bölümünden daha geniş olduğunu görürsünüz.
İnsanlar hâlâ geleceklerini/akibetlerini bilmek, bütün sırları tanımak ve mutlu olmak istiyorlar. Temelde dini olan bu arzular, bu alandaki endüstrinin gelişmesine vesile oldu. İnsanlar her şeyi dene meye başladılar: Şamanizm, Celtic rahipliği, satanizm, uyuşturucu etkisiyle hayaller görme, Hint guruları, fantastik diyetler ve sağlık hevesleri, hatta ateşli tango dansları.
Benim teşhisim şu ki, çoğu genç nesilden olan bu insanlar, çıkış yolu olarak bir din arıyorlar. Hayatın anlamsızlığından, hayatlarındaki ruhi boşluktan sıkılmışlar;” Her şeyin mubah olduğu “ bir dünyada tutunabilecekleri sağlam bir dal arıyorlar. Hiçbir baskı ve sınırlamaya maruz kalmadan büyümüşler; liderliğin, gerçek değerlerin ve güvenilir normların özlemini çekiyorlar. Kısacası bu insanlar, muazzam bir dini potansiyeli temsil ediyorlar ve 21. yüzyılı dini bir yüzyıla çevirebilirler.
Devam edecek.