Bursa Hakimiyet

Bölgeselleşme ve işbirliği hareketleri

Uluslararası ekonomik bütünleşme hareketlerinin 21. yüzyılda, ortak pazarlar ile ekonomik ve parasal birlikler oluşturulması yoluyla yoğunluk kazanacağı öngörülmektedir. 
Nitekim 1994 yılında 50 adet olan bölgesel bütünleşme girişimlerinin 2004 yılına gelindiğinde 230’a ulaştığı ve 60 adet yeni müzakere yürütüldüğü görülmektedir.
Bu gelişmeler, devletlerin egemenliklerini çok yakından ilgilendirmekte ve 21. yüzyılda egemenlik kavramının değişeceği anlaşılmaktadır. Michael Lowy şu tespiti yapıyor.” 20. yüzyılın sonuna kadar sermaye, dünya çapında bu kadar bütün, mutlak, bölünmüş değildi,  evrensel ve sınırsız bir nüfuza erişmemişti. 
Geçmişte hiçbir zaman kurallarını, politikalarını, dogmalarını ve çıkarlarını yerküredeki her ulusa empoze etme hususunda bugünkü yeteneğe sahip olmamıştı. Uluslararası finans kapital ve çokuluslu şirketler, hiçbir zaman devletlerin ve halkların kontrolünün bu kadar dışında olmamıştı.”
Dünyada iki kutuplu soğuk savaş döneminin sona ermesiyle birlikte, küresel düzen, temelleri aslında yıllar önce Bretton Woods’ta atılmış olan uygulamaların giderek güçlenip belirginleşmeye başladığı yeni bir evreye girmiştir. 
Bu yeni evreyi anlayabilmek için öncelikle onu betimleyen kavramları irdelemek, dinamiğini oluşturan öğeleri incelemek ve teorileri anlamak gerekir. Ayrıca bu denli gelişmiş ulaşım ve iletişimin nasıl kullanılırsa kime hizmet edeceği, kime zarar vereceği gerçeğini de ihmal etmemek gerekir.
“Globalleşme” ya da “küreselleşme” sözlük anlamı olarak bir kültür, uygulama, olay veya metanın dünyanın her yerine yayılması anlamını taşımaktadır. 
Bu anlamda, yaşadığımız dünyada, uluslar, toplumlar ve yerel gruplar arası karşılıklı ilişkilerin ve etkileşimlerin genişlemesi, derinleşmesi ve hızlanması kaçınılmazdır. Küreselleşmeyi, dünyanın çeşitli bölgelerindeki mal, hizmet, faktör ve finans piyasalarının, benzer kural ve düzenlemelere sahip olması ve tek bir piyasa gibi faaliyet göstermesi olarak tanımlayabiliriz ama bu tanımlama resmi bir tanımlama olacaktır ve gerçek bir tanım olmayacaktır.
Gelişen teknoloji, iletişim araçlarında müthiş bir gelişme sağlamış ama aynı zamanda bu araçların kullanılması beraberinde birçok tehlikeyi de barındırmaktadır. 
Günümüzde geçmişe göre yaygınlaşma çok ileri noktalardadır.  Her türlü ekonomik faaliyetler ve rekabetler insan unsurunu barındırır. Bu nedenle rekabetin başarılı olması çoğu zaman toplumların yönlendirilmesini gerekli kılacaktır. Asıl mesele burada başlar.