Bursa Hakimiyet

Burjuva uygarlığının laik dini: İlerleme…

Claude-Henri de Saint Simon 1814’te: “ İnsan soyunun  altın çağı geçmişte değil, gelecekte , sosyal düzeninin mükelleşmesindedir” demişti. Victor Hugo da 1859’da : “ Yüzyıldan yüzyıla insan neslinin serpilip gelişmesi, insanlığın karanlıktan ideale yolculuğudur” diyordu.
 “ Sefiller” adını taşıyan ünlü eserinde de ilerlemeyle ilgili olarak:” İlerleme insanlığın âlemidir; insanlığın ortak adımının adı ilerlemektir. İlerleme yürür, tanrısal, kutsal olana doğru insan bakımından, dünya bakımından büyük yolculuğunu yapar…
Bu uyuyan ilerlemeyi uyandırmadan insan ruhunun üzerindeki gölgeyi görmek, karanlıkları el yordamıyla yoklamak düşünürün en içten sızlatan kaygılarından biridir… Evrensel barıştan başka bir şey olmayan düzen yerleşinceye kadar, ilerlemenin aşamaları devrimler olacaktır” demişti. Elbette geleceğin mutlaka geçmişten daha iyi olacağından şüphe etmeyen düşünürler sadece Saint Simon ve Victor Hugo değildi. Spinoza da,” Hâl âtiye gebedir” demişti.
Aslında aydınlanma filozofları ilerlemeyi bir tür din mertebesine yükseltmişlerdi. Fakat, söz konusu laik din, aslında bilime tapınmaktan başka bir şey değildi. Bilim her sorunu çözecek ve her şey iyi ve güzel olacaktı. Oysa bilimde bugünün doğrusu yarının yanlışı, bugünün yanlışı yarının doğrusudur.
Modernite, bilimsel ve teknik gelişmenin, insan aklının, rasyonalitenin eseriydi ve modern olan daha iyiydi. Zira, sahip olduğu bilimsel ve teknik donanım, eski nesillerin sahip olduğundan daha büyüktü. 
Aslında hem bilimsellikten söz etmek, hem de bilimi ve ilerlemeyi bir din mertebesine yükseltmek, aydınlanma dönemi filozoflarının temel çelişkisiydi… 
Eğer insanlığın ileriye doğru ilerleyişi mutlaka iyi bir şey, üstelik kaçınılmazsa, bir “ zorunluluksa” o zaman insana o yolda ilerlemekten başka bir seçenek kalmıyor demektir. Bu durum bisikletle yol almak için devamlı pedal çevirmeyi gerektirdiği gibi zorakidir. 
 Bilimsel-teknolojik ilerlemenin kendiliğinden ve mutlaka herkes için daha çok maddi refah, daha iyi bir siyasi sistem ve demokrasinin koşulu olduğu görüşü, yazık ki, son birkaç yüzyılın kuruntusu olmaya devam etti.
Bugün bu kör inanç eskisinden daha çok yıkıma ve kötülüğe kaynaklık ediyor. Bugünün insanı bolluk içinde yoksul, rahatlık içinde huzursuz, çokluk içinde yalnız…
Tavsiye edilen eser: Fikret Başkaya- Çığrından çıkmış bir dünya- Öteki Yay.