Bursa Hakimiyet

Çağının en bilgili adamı nasıl oldu?

Bu dünyada o kadar çok kitap var ki, onları okuyup ne olduklarını öğrenmeye yetecek kadar vaktimiz yok. Hatta çıkan bütün kitapları okumak değil mesele, özel olarak bir kültürü en çok temsil eden kitapları okumak yalnızca. Dolayısıyla okumadığımız, okumaya vaktimizin olmadığı kitaplardan derinlemesine etkilenmiş durumdayız.
Gerçek şu ki, hepimizin evinde onlarca ya da yüzlerce, hatta binlerce (kütüphanemiz heybetliyse) okumadığımız kitap var. Böyle olmakla birlikte o kitapları elimize alıyor ve onları zaten bildiğimizi anlıyoruz. O halde? Okumadığımız kitapları nasıl anlıyoruz? Kafa yormadığın gizli bilimle ilgili birinci açıklama, kitaptan söze doğru yayılan dalgalar olduğu. İkinci açıklama: Yıllarca o kitabın kapağını açmamış olduğu doğru değildir, defalarca yerini değiştirmiş, belki sayfalarını karıştırmışsınızdır ama hatırlayamıyorsunuzdur. Üçüncü cevap: Yıllar boyunca o kitaptan bahsedip alıntı yapan yığınla kitap okumuşsunuzdur.
Dolayısıyla okumadığınız kitaplar hakkında bir şeyler bilmenin birçok yolu var. Bereket versin ki var, yoksa aynı kitabı dört defa baştan okumak için vakti nereden buluruz.
Bir de ilginç okumalar var. Marki Fuscaldo bu ilginç okumaların ilginç okuyucusu. Marki Fuscaldo, çağının en bilgili adamı haline nasıl geldi? Babasından muazzam bir kütüphane miras kalmıştır ama onun hiç mi hiç umurunda değildir. Bir gün, tesadüfen bir kitabı açtığında, iki sayfa arasında bin liretlik bir banknot bulur. Öbür kitaplarda da var mıdır acaba diye merak eder ve ömrünün geri kalanını miras kalan kitapların sayfalarını düzenli olarak karıştırmakla geçirir. Bu şekilde bir bilgi küpü haline gelir.(Umberto Eco)
Bize göre bireysel varoluşları mümkün kılan şey büyük oranda okumak olmalı. Sadece yazılı ürünleri değil, kültürel ve metafizik olan her şeyi de birer metin olarak değerlendirmeyi deneyen, hedefin onu açıklama değil anlama olduğunu ifade eden Derrida da “metinden öte hiçbir şey yoktur” demişti.
Bir düşünür şöyle diyor:” Bahçeli bir evi ve kütüphanesi olan kişinin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.” Bir de evine bir tane kitap almadan doktora yapabilmeyi marifet bilen acayip insanlar da yok değil. Dünyanın en zor işi insanı anlamaktır olsa gerek.